20 Kasım 2012 Salı

Aynadaki Yalan (İnceleme)

 AYNADAKİ YALAN

1970 yılında yazılmış bu eser Necip Fazıl Kısakürek'in, roman kalıpları içinde kaleme aldığı tek eseri… Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci'nin hayatı etrafında gelişir… Bu hayat, Necip Fazıl'ın kendi hayatı değildir ama onun hayat hikayesindeki bir çok unsuru içinde barındırır. Naci, çevresine karşı davranışlarıyla, kadın, cemiyet ve sanat anlayışıyla, hayata ve ölüme dair düşünceleriyle bir karakter bütünü halinde şekillendikçe hayalimizde bir Necip Fazıl portresi belirir gibi olur. Ayrıca roman “Siyah Pelerinli Adam” ismi ile tiyatroya uyarlanmıştır.

KISAKÜREK, Necip Fazıl

Ahmet Necip Fazıl… Hayatının her safhası ruhi buhranlardan fikri ıstıraplara kadar çilenin bütün çeşitleri ile bezenmiş büyük sanat, fikir ve aksiyon adamı. O’nun sanatı ancak güneş çapında bir pırlanta ile karşılaştırılabilir. Öyle ki Prof. Dr. Süleyman Yalçın'ın ifadesi ile; "Fevkalade kolay, hazırlıksız ve tashihsiz Üstat kadar çok yazan belki bulunabilir. Bununla beraber onun kadar değişik vadilerde ve her birinin değeri tartışılmayacak kadar yüksek vasıflı eser veren bir başka sanatkâr, zannederim bulunamaz." Sn. Yalçın’ın bu ifadeleri dahi Üstat Necip Fazıl’ın üstün zekasını, erişilmez sanatını ve engin fikir ufkunu anlatmaya kâfi değildir. Her eseri, ister edebi olsun ister fikri olsun başucu kitabı olabilecek türdendir.

- Türk Edebiyatının Erişelemeyen Zirvesi: Necip Fazıl isimli yazımın tamamını okumak için tıklayın.

Romanın Kahramanları

NACİ: Romanımızın asıl kahramanı olan Naci üniversitede felsefe asistanı olup doktora tezi hazırlamaktadır.Yazar romanında Naci’yi eleştirici,sorgulayıcı,araştırıcı ve gerçek doğruları bulmaya çalışan bir kişi olarak karşımıza çıkarmaktadır. Romanın birinci dereceden , olayların ise asıl kahramanı...

MİNE: Yazar romanında Mineyi Zengin bir fabrikatör kızı,Amerikan kolejlerinde okumuş ve aynı zamanda Amerika da uzun süre bulunmuş felsefe alanında bilgili ve Naci ye aşık olmuş bir kız olarak tanıtıyor.Naci’nin mine hakkındaki görüşü ise bir diş gıcırtısı olduğu... Romanımızın birinci dereceden kahramanlarından...

BELMA: Bir Osmanlı paşasının torunu olan Belma’nın babası ve kocası elçilik yapmıştır.Avrupa da bulunmuş aynı zamanda çok sosyetik bir dul, Naci’nin hayran olduğu kadın tipi olarak canlandırılmış. Naci’nin beyni parçalayan bir ur olarak vasıflandırdığı bir kadın... Romanın birinci dereceden kahramanlarından...

HATÇE: Naci’nin askerlik yaparken tanıdığı bir köylü kızı,okumamış,köyünden dışarı çıkmamış,öksüz ve yetim dedesi Hüsmen ağa ya bakıyor.Naci ile hastanede evleniyor ama beraber olamadan ölüyor.Naci’nin bulmak istediği kadın tipi...Hatçe Naci için bir hayranlık tebessümünden ibaret...Romanın asıl kahramanlarından...

HUSMEN AĞA: Naci’nin kayın pederi Hatçe’nin dedesi...Medrese okumuş,Cihan harbine ve İstiklal harbine katılmış,büyük şehirlerden bıkıp torunu ile İstanbul a yakın bir köyde yaşayan sekseninde bir ihtiyar...Naci’nin akıl hocası tipi...2.dereceden kahraman diyebiliriz...

ANNE: Naci’nin annesi 25 yaşında dul kalmış ve bir daha da evlenmemiş.Bütün varını yokunu oğluna adamış vefakar ve cefakar bir anne.Oldukça tahsilli ve çok zeki biri olan anne romanda pek göze çarpmamaktadır.Romanda ikinci planda kalanlardan...

RESSAM ABİD: Naci’nin doktora tezi yazarken sürekli olarak bulunduğu atölyenin sahibi.Naci’nin Mine ve Belma ile tanışmasını sağlayan kişi bir nebze Naci’nin diğer insanlar ile bağlantısını sağlıyor diyebiliriz. Herkesin suyuna giden ama ruhunu asla satmayan bir tip...Romanın ikinci derece kişiliklerinden....

SEVİMLİ İMAM: Naci’nin tezini hazırlarken eski tasavvufi eserleri okumak ve anlamak için yardım aldığı bir camii imamı...Ayrıca Naci’nin kurtulmasına vesile olan kişiye ulaşmasını sağlayan Hafız ile tanıştığı camiin imamı...Roman da ikinci dereceden kahramanlar arasında...

HAFIZ: Naci’nin yaşadığı bunalımlardan kurtaran İstanbulun eyüp kentinde oturan kurtarıcı ya götüren kişi...Halk arasında meczup(Deli) gibi dolaşan ama gerçekte manevi yönden bir çok insandan daha akıllı olan bir kişi...Romanın içerisinde kendisinden bir yada iki defa bahsediliyor.Bu yüzeden romanın ikinci dereceden kahramanları arasında... Romanda Olay :Romanda ki bütün olaylar Naci’nin etrafında meydana geliyor.Naci’nin doktora tezi yazarken yaşadıkları,karşılaştığı problemleri,ve bu problemlere bulduğu sonuçlar romanda ki olayları oluşturmuş.Yazar romanın da olayları akıcı bir uslûp ile anlatmış ve gerçege uygun bir ile stil üzerine kurmuştur. Zaman ve Mekan :Roman 1970 yılında yazılmış olması ve romanda ki yer adlarına baktığımız da yazarın romanı için seçtiği zaman ve mekan 70’li yılların Türkiye’sinde İstanbul ve yakın çevresidir diyebiliriz.Romanda başka bir yer adı yok yalnız Naci’nin Avrupa seyahati ve burada yaşadığı bir olaydan bahsedilmiş.Fakat net bir zaman ve mekan vermek gerekirse İstanbul ve 70’li yılların Türkiye’sidir diyebilirizi.

Romanın Özeti

Naci, felsefe fakültesinde asistan ve doçentlik tezini hazırlamakta olan bir gençtir.Hiç uyuşamamalarına rağmen, solcu Mine,Ressam Abid ve onların çevresiyle beraberdir.Mine, Naci’yi seviyordur.Fakat Naci Mineyi bir nezle mendili mesafesinde gördüğü için Mineye pek yüz vermemektedir.Naci’nin hayatında en önemli insan Belma’dır.Belma, Naci’yi kendi kendisiyle ihtilafa sokmayı ve ikiye bölmeyi ve bir parçasını öbürüne yedirmeyi başaran kadındır.Bu kadın Naci nin erkekliğini bile bağlamıştır.Naci’nin hayatının merkez noktasına oturmayı bilmiş ve Naciyi ipek bir halı gibi kullanmıştır.

Naci askerde, arkadan gelen birliğe yer hazırlamak göreviyle gittiği köyde Hüsmen Ağa isminde, ilim sahibi, bilge görünüşlü bir zât ile tanışır.Hüsmen ağa bir süre Naci’nin akıl hocalığını yapmıştır. Hüsmen ağa ile tanışması ileride Nacinin hayatında büyük infiallere neden olacaktır.Hüsmen Ağanın torunu Hatice, Naci’ye göre katıksız, süt beyaz, esrarlı bir köylü kızıdır.Naci, o zaman, bu kızın kendi hayatında ne denli önemli bir yeri olduğunu bilmiyordur. İstanbul’da Belma Hanım’ın evindeki bir baloda Naci ve Belma arasında bir tatsızlık çıkar.Bu durum Naci’yi çok etkiler.Naci bu ayrılıştan sonra çok büyük acılar çeker.Kendisini Tez yazmaya adamıştır.O artık herkese tabii adam taklidi yapıyordur.Bu zaman zarfında çok düşünür, tasavvufa dalar.Bir camide tanıştığı imam arkadaşı sayesinde eski yazıyla yazılmış dini eserleri okumaya başlar.Mesaisinin çoğunu düşünmeye ve sorgulamaya ayırıyordur.Bu sorgulmalar sırasında öyle bunalımlara girerki akıl ipini koparma noktasına gelir.

O günlerde annesi de köye gidip Hatice’yi görmüştür. Mine ve arkadaşlarının Belma’yı küçük düşürmek için hazırladıkları bir baloda Naci ve Belma arasındaki bütün bağlar kopar.Yalnız bu sefer, Naci Belma’yı reddetmiştir. Bu arada Hatice kendisini iyi hissetmediğinden dolayı babasıyla birlikte İstanbul’a gelmişlerdir.Profesör, Hatice’nin ölüme mahkum olduğunu ve derhal hastaneye yatırılması gerektiğini söyler.Naci, Hatice’yi sürekli ziyaret etmektedir.Hastalığın bir çocuk ermişliğine yükselttiği Hatice, birdenbire Naci’nin gözünde her şey oldu.Naci ve Hatice hastanede evlenirler.Hatice bir süre sonra vefat eder. Naci bu arada tezini değiştirmiş, tasavvufla ilgili yeni tez hazırlamaktadır.Hummalı bir çalışma sonucu ‘’İslam Tasavvufu ve İnsanlığın Beklediği Nizam’’isimli tezini üçer fasıllık 11 bölümden meydana getirir.Naci tezini bitirir ve üniversiteye teslim eder.Fakat üniversite Naci’nin tezini çağdışı olduğu ve dini motifler taşıdığı için kabul etmez.Bunun üzerine Naci üniversiteden istifa eder ve eserini neşreder.Naci’nin kitabı yurt içinde ve yurt dışında büyük ilgi görür.

Gazetelerde ise Naci’ye karşı büyük bir kampanya başlatılır. O günlerde, bir eylem sebebiyle hapse giren Mine tahliye edilmiştir.Bir gün Naci’nin okuyucularıyla sohbet ettiği kitapevine gelir ve onunla konuşmak istediğini söyler.Beraber Boğaz’a giderler.Dönüşte Minenin arabayı denize sürmesiyle bir kaza geçirirler.Mine ölür. Bu kazadan yaralı olarak kurtulan Naci bir süre içinde evine çekilir.Bu zaman zarfında sürekli düşünür, nefsiyle cedelleşir.Ruhi bir olgunluğa doğru yol alıyordur.Daha sonra, bir konferans vermek için gittiği yurt dışında Belma ile karşılaşmış, bütün oyunlarına rağmen ona yenilmemiş, onu hayatından çıkardığı gibi ruhundan da tamamıyla çıkardığına emin olmuştur. Naci bir gece rüyasında gördüğü Hatice’nin işaretiyle Husmen ağa nın bulunduğu köye gider.Husmen ağa nın tavsiyesi üzerine cami cami dolaşıp, erdiricisini aramaya başlar.Sevimli imamın camisinde Tanıştuğı Hafız sayesinde girmesi gereken eşiği ve erdiricisini Eyüp’te bulur.

3 yorum:

  1. Yazandan da bu siteye koyandan da Allah razı olsun... hoca ödevi verirken alıp okuyun demişti ama bu site sayesinde almamıza gerek kalmadı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de Allah razı olsun demiş. Okumayarak nasıl bir fırsat kaçırdığını bir bilsen.

      Sil
  2. kitap müti yaa bunun hepssini okumak isterdim vallah devamında ne oluyor acaba

    YanıtlaSil