5 Ekim 2012 Cuma

Şehid: Tevhid mücâdelesinin ebedî şâhidi

Allah'ın rahmeti, bereketi ve mağfireti üzerinize olsun. Yazıma Allah'ı ve O'nun nuru efendimizi zikredek başlamak istiyorum. Evvela şehid ve şahid kelimelerinin ne anlama geldiğini idrak etmek ile başlayalım.

Tanıklık yapmak, haber vermek, muttali olmak, bilmek, bildirmek, idrak etmek, yetişmek, hazır bulunmak, sözle veya fiilen delil olmak, yemin etmek anlamlarındaki "ş-h-d" kökünden türeyen şâhid, tanık, bilen, muttali olan, hazır olan ve delil demektir. Çoğulu, şühûd, eşhâd ve şühheddir. Şehîd; şâhid kelimesinin mübalağalı şeklidir. Çoğulu şühedâ ve eşhâddır. Allah yolunda öldürülene şehîd denildiği gibi şâhide de şehîd denir.

Allah'ın mukaddes sıfatlarından birisi de "şehid" sıfatıdır. Yüce Allah'ı niteleyen "şehid" sıfatına erişme şerefine nail olmuş bir mü'min, Yüce Allah'ın huzurunda bulunmakta ve yaşamaktadır.

وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاء وَلَكِن لاَّ تَشْعُرُونَ

Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz. (Bakara 154)
Yüce Allah'ında müjdelediği gibi davası İslam olanın ve bu uğurda canlarını canların canı uğruna, can vermeyi can taşımaya borç sayacak kadar iman sahibi mü'minlerin erişebileceği makamların en büyüğüdür.

Şehid; kim için, kime karşı ve hangi dava adına mücahidlik kılıcını beline geçiren kimsedir. Şehid, küfrün iman sayıldığı, her türlü sapkınlığın ve azgınlığın yükseklik derecesi olarak görüldüğü bu sistemde, kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin diyalektiğine kendisini nefer olarak adleden ve bu uğurda tek bir damla kanını okyanusları yutacak enginliğe ulaştırıp, düşmanını o kanın içinde boğabilecek kadar kudrete sahiptir. Şehâdet/şehidlik, şehâdet kelimesini kuşanmakla, Allah’ın şâhidi olmakla mümkündür. Allah dışındaki bütün ilahları red ederek, şehâdete giden yola girmektir. Bu noktadan hareket ile gerçekten şehâdet kelimesini haykırmak, bütün dünyaya meydan okumak, bütün küfür dünyasını karşısına almak, şehidliğe tâlip olmak demektir. Şehidlerin kanları, İslâmî değişim ve dönüşümün anahtarıdır.

Zamanın nabzını sayamamış olan bir takım gerici budalalardan yükselen kuru gürültüye bir an için kulak verdiğimiz zaman duyuyoruz ki: "Allah'ın yolunda, İslam davası için ölümü göze alıpta giriştikleri eylemlerin neticesinde ölenler, zalimin zulmünü önleyemediği ve davaya herhangi bir kazanç sağlayamadığı gibi hem de İslam saflarından bir nefer eksiltmiş oluyorlar, davayı katabileceği güç ve imkanlardan mahrum bırakıyorlar." İslam davasını maddi açıdan kar-zarar hesabı olarak kerrap cetvelinden ibaret gören zihniyete göre böyle...

Yukarıda belirttiğim koyu harfler ile yazılanları dört bucakta haykıranlar; işi matematiğe döküpte maddi açıdan kar-zarar hesabı güdenler göremiyor; İslâmî davasının temel esasları maddî hesapların da ötesinde; ölçülemez, kolay anlaşılamaz mânevî temeller ve Hakk'ın yardımlardır. Böyle insanlar Uhud Zaferini yenilgi olarak kabul ederler. Sezai Karakoç'un tabiri ile "Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer var." Kul sefer ile yükümlüdür. Mü'minin mecburiyeti ve memuriyeti vazgeçmemektir. Unutulmaması gereken tek nokta "Zafer ancak Yüce Allah'ındır."
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât, 
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât... 
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.
Aziz kardeşlerim, yazımı nihayete erdirirken azami derecede rahatsız olduğum bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Son yirmi yıldır malum çevreleri dillerine pelesenk olan "şehid" kelimesinin istismarı ile karşı karşıyayız. "Sanat şehidi, mûsiki şehidi, haber şehidi, edebiyat şehidi..." diye uzayıp gidiyor liste. Ömrümde alnı secdeye gelmemiş ve küfrü dillerine perçinlemiş  olanlar ölülerini musalla taşına yerleştirip, ardından "şehid" kelimesini isimlerinin başlarına ilave ediyor. Kelimesini İslam'dan tedarik etmeye, çalmaya çalışıyor. Bu bahiste ayrıca bir yazı konusu olduğu yazımı burada sonlandırmak istiyorum. Selam, dua ve muhabbet ile kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder