9 Eylül 2012 Pazar

Kayseri'de ki Gönüldaşlarımızı Ziyaret Ettik

Uzun otobüs yolculuklarını sevmem. Sabit bir yere mıhlanıp beklemek bana göre değil. Ama bu kez farklı idi. Yanımda NUN Edebiyat Dergisi'ni bugünlere getiren gönüldaşım, kalemdaşım Ubeyd vardı. Ubeyd kardeşim ile birlikte Kayseri'ye gidiyorduk. Şimdi soracaksınız, bu Kayseri yolculuğu nereden çıktı diye... Hemen söyleyeyim, önceki gün Ulu Tuğra'da NUN Dergisi'nin olağan toplantılarından birisini yapyorduk. Toplantıda Kayseri'deki arkadaşların bahsi açıldı. Ve ani bir karar ile Kayseri'de ki gönüldaşlarımızı ziyaret etmek istedik.

Derken biletlerimizi aldık. Yaklaşık iki buçuk saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra Kayseri'nin devasa otogarına adım attık. Sivas'a nazaran çok çok iyi bir terminal binası var. Garip garip etrafa göz gezdirirken, yolculuğa çıkmadan yanımıza aldığımız azığımızı katığımızı bir kenara çekilip tüketme gayretine girdik. Çevreden bizi seyrettiğini düşündüğüm insanların garip bakışları arasında kahvaltımızı bitirdikten sonra sıra şehir meydanına gitmeye gelmişti.

Ahmet kardeşime Kayseri'ye geldiğimizi söyleyip, hangi halk otobüsüne bineceğimiz konusunda yardım aldıktan sonra bir telaş ile kendimizi otobüse attık. Yaşı yetmişe yakın fakat dinç görünen amcaya Kayseri kalesinin nerede olduğunu sorduk. Otobüs yaklaştığında ben size söylerim dedi. Öyle de oldu. Nihayet surları görmüştüm. Ubeyd kardeşime surları göstererek, işte kaleyi bulduk kardeşim, dedim. Çok kolay bulmuştuk. Zira bizim işlerimiz pek kolay gitmezdi. Nihayet anladık ki burası kale değilmiş. Kalenin dış surları imiş. Şimdi esas kaleyi bulmaya gelmişti. Ahmet gönüldaşıma telefon açıp yol tarifi aldıktan sonra nihayet kucaklaşabildik. Biraz sonra yanımıza Aykut Oğuz isimli bir arkadaş geldi. Edebiyat, siyaset ve tarih alanındaki yetkinliğini daha sonraları anlayacağım bu genç adam ile kucaklaşırken bunu hissetmedim değil.

Gönüldaş Ahmet'e gelince sakin bir kişiliği olduğuna kanaat getirdim. Herşeyin yerli yerinde olması istiyor. Düzen ve tertip onun için çok mühim. Bunun yanında liderlik özellikleride yok değil. Velhasıl hadiseler karşısında soğukkanlı ve çok boyutlu bakabilen, bir o kadar çalışkan ve özgüvenli... Bir de aşk-ı adem vardı. Mesut kardeşim... Yıllar önce şiir hastalığına tutulan ve sonra bu derdi pek seven hoş sözlü, güzel gönüllü bir gönüldaş. Yazdığı şiirleri çok beğendim. Müthiş bir yeteneği var. Fakat yazdığı şiirleri çoğunlukla kaybettiğini söylüyor. Bunun için tertip önemli. Birkaç camii ve tarihi eser gezimizin yanında yatsı namazını müteakip ismini cismini duymadığım bir abimizin hoş sohbetine nail olduk. Deli Baba derlermiş. Fakat bu delilik tasavvufi manada aşk bezenmiş bir kendinden geçiş hali. Kayseri'de ki gönüldaşlarımızdan fikir yönü ile son derece istifade ettik. Bizlere karşı gösterdikleri misafirperverliği bir ömür unutmayacağım.

Kayseri'yi şehir yaşamı yönü ile de irdelemek istiyorum. Sivas'a nazaran çok büyük bir şehir. Fakat bu büyüklük beni korkuttu. Misalen, Sivas'ta otogar ile meydan arası yürüyerek 15-20 dakika kadar. Kayseri'de ise otogar ile meydan arası yürüyerek 1 saatten fazla imiş. Bunun yanında sokaklar, caddeler bana karışık geldi. Fakat imkanlar yönü ile yaşam kalitesi hayli yüksek. Son olarak belirtmek istiyorum ki, Kayseri'den son derece güzel intibalar ile ayrıldık. Gelirken yolculuğumuz biraz uzun sürdü. İki buçuk saatte gelmemize karşın üç buçuk dört saati buldu dönüş yolculuğumuz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder