2 Ağustos 2012 Perşembe

İzledim: The Hurricane



Müthiş bir film... Rubin "Hurricane" Carter'ın hayat hikayesini anlatan eşsiz bir drama. Daha önce kimi yerlerde 16. Raund olarak yayınlandı. Film hakkında kısa bir giriş yaptıktan sonra karakterlere değinmek istiyorum.
Rubin 'Hurricane' Carter sorunlu çocukluk ve gençlik yıllarını geride bırakarak 1960'ların en önemli ortasiklet boksörlerinden biri haline gelmiştir. 1966 yılının bir gecesinde Carter'ın tüm yaşamı değişecektir. Della Pesca adlı kötü niyetli bir polis tarafından Carter ve diğer masum bir kişi tutuklanarak, üç kişiyi öldürmek suçundan cezaevine girer. Gerçeği anlatmaya çalışmasına ve tüm çabalarına rağmen Carter hiçbir zaman serbest kalamayacağını anlar ve karısına boşanmalarının ikisi içinde daha iyi olacağını söyler. Yıllar geçer ve 15 yaşında Kanadalı bir çocuk olan Lesra Martin, 25 sent vererek Carter'ın yazdığı '16. raund' adlı kitabı alır. Kitaptan çok etkilenen Lesra, ailesi ile birlikte gerçekleri ortaya çıkararak Carter'ın 19 yıl sonra da olsa serbest kalması için uğraş vermeye başlar.
 İşte filmin konusu böyle idi. Filmin başrolünde -Malcolm X filminde hafızalarımıza kazınan- Denzel Washington oynuyor. Gerçek bir hayat hikayesini anlatan bu filmded Rubin Carter'ı canlandıran Denzel W. olağanüstü bir performans sergileyerek oyunculuk gücünü göstermiş. Filmi izlediğinizde göreceksiniz ki, rüyalar ülkesi Amerika'da ırkçılık meselesi üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir hadise. Beyaz bir polisin siyahi bir adamı, sırf derisinin renginden dolayı katil diye ömür hapsine hüküm verilmesi sağlaması, Amerika'daki adalet sistemini gözler önüne seriyor. Sahte delil ve şahitler ile işlenen bir cinayeti masum bir kişiye yükleyen sistem belki de hala diri...

Rubin "Hurricane" Carter: Baş kahramanımız. Denzel Washington canlandırmakta. 11 yaşında iken kendisine saldıran bir beyazı yaralamak suçu ile 8 yıl ıslah evinde geçirdikten sonra kaçmıştır. Kendisine bir gelecek kurmak için Amerikan Ordusu'nda paraşütçüler birliğine girdi. Nitekim yıllar önce kendisini ıslah evine gönderen ırkçı polis yıllar sonra kalan cezasını tamamlaması üzerine yeniden hapse gönderdi. Kalan cezasının infazı için yeniden hapse girmişti. Asker iken kendisine uğraş edindiği boksu bu sürede daha fazla geliştirdi. Tek amacı vardı: Yumruklarını bir silaha dönüştürmek. Yıllar geçtikten sonra cezasını bitirdi. Kendi kendisine söz vermişti. Artık cezaevine dönmek istemiyordu. Özgürlüğüne kavuştuktan sonra ortasiklet boksta dünya şampiyonu oldu. [Gerisi filmde gizli...]

Filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Arşivlere alınması gereken bir film. Filmin yönetmeni Norman Jewison -bir beyaz-. Süresi gözünüzü korkutmasın. 140 dakikanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder