12 Ağustos 2012 Pazar

Geçen Dört Yılın Muhasebesi

2008 yılında başlamıştım. Dördüncü yılımı geride bırakmak üzereyim. Yıllar nasıl da geçmiş... Geçen zamanı boş bırakmadığımı ümit ediyorum.

Başlarda sanat ve siyaset alanlarında yazmıyordum. Genel olarak hayat gemimde seyir defterime yansıyanları sizlerle paylaşıyordum. İşin doğrusu, memleket meseleleri üzerine eğildiğimde garip bir korku sarıyordu içimi. Suya sabuna dokunmayan yazılarım ile başladım. Yeri geliyor izlediğim bir filmi yorumluyordum, yeri geliyor futbol üzerine konuşuyordum. Edebi yetkinliğimi geliştirme gayretindeydim. Lise yıllarımdan bu yana devam eden bu hevesim küçük dünyamı bir ağ gibi sarmıştı. İş o hale gelmişti ki, içimdeki şiir saplantısı tahsil hayatımı etkiler duruma gelmişti. Kendimi biraz durdurmak, kontrolü kaybetmemek istedim. Zannediyorum bu hastalık, ilk okul yıllarımda "Han Duvarları" isimli şiiri ezberleme gayreti içindeyken başladı. Bir daha bırakmadı...

Takvimler 2009 yılını işaret ettiğinde, edebi çalışmalarımı ve şiirlerimi insanlar ile paylaşma ihtiyacı hissettim. Hani her evde bir çöp kovası olur ya, bende de şiir kovası vardı. Karalamış olduğum satırların kaybolmaması için böyle bir yol tutmuştum. Benim için fazla hususi olan şiirlerim haricindeki karalamalarımı burada paylaşmaya başladım. Okur kitlem birkaç dostumdan ibaretti. Lakin, okunma, popüler olma, bilinme gibi bir derdim yoktu. Gönül bağımın baş köşesini ilgilendiren konuları kaleme alırken, mürekkebimi sosyal meseleler üzerine harcamaya karar verdim. İçtimai mevzularda, hiciv yazmak için gayret gösteriyordum. Derken birkaç başarısız hikaye veya öykü denemelerim oldu. Evet, bu konuda sınıfta kaldığımı kabul ediyorum. Ancak bir dostumun tavsiyeleri üzerine hikayeciliğimi biraz geliştirme imkanı buldum. Ve ilk kısa hikayemi kaleme aldım. Zindan ile Gelen Özgürlük: UYANIŞ... Zannediyorum 2010 yılı idi.

Geçen bir iki yıl, beni ister istemez siyasete ve günlük politikalara çekmişti. Fazla siyasi olmamak şartı ile iç ve dış politik konular hakkında yorumlamalar yapıyor, fikirlerimi yazıyordum. Böylece düşünce hayatıma yeni bir mefhum kazandırmış oldum. Bu yeni kavramın ismi Büyük Doğu idi. Lise sıralarında iken edebiyat yönüne hayranlık duyduğum Üstat Necip Fazıl'ın fikir ve aksiyon hayatı da beni kendisine bağlamıştı. Bu yönde İdeolocya Örgüsü eserini bir sahaftan satın aldım. İtiraf etmek gerekirse Büyük Doğu yayınları fiyatlandırmada biraz hata yapıyor. Artık eser incelemeleri yapıyordum. Sürekli olarak kitap okuyordum. Derken küçük bir kütüphanelik çapta eseri zihin süzgecimden geçirmiş bulundum. Değerli dava arkadaşım Ufuk Kocakaplan ile birlikte 10 sayıdan oluşan fikir ve siyaset dergisi hazırladık ve yayına aldık. Dergimizin ismi Serbest Kürsü idi...

2011... Üç yıl geride kalmıştı. Geçen bu üç sene de küçük çaplı bir kitleye ulaşma imkanı elde ettim. Hususi çevrem dışındaki insanlar ile iletişime geçiyordum. Artık yazı sahasının yanına aksiyoner sahayı da ilave etmemin şart olduğunu anladım. Fakat içimde bir endişe de yok değildi. Bir fikre körü körüne bağlanma hastalığına yakalanma endişesinden ötürü oluşumlara mesafeli yaklaşıyordum. Zihnimi muhafaza etmeliydim. Öyle de yaptım. Bu yönde siyaset üstü bir fikir dernekleri ile iletişime geçtim. Fakat hepsine de aynı mesafede idim. Bu bahsi kısa süreliğine de olsa kapattım. Nitelikli yazılar yazma gayreti içerisine girdim. Yazdıklarımın itibarlı olması gerekiyordu. Yazılarımda boşluk oluşturacak hatalardan kaçınıyordum.

2012 yılına adım atmıştık... Dört yılı devirdim. Bu yılda Büyük Doğu Fikir Ocakları ile tanıştım. Sonrasında Büyük Doğu Gençlik Hareketi'nin içerisinde bulundum. Bu arada Sivas'ta üniversite arkadaşlarım ile bir kültür-sanat-edebiyat dergisi hazırladık. Ücretsiz olarak dağıtıyorduk. Derginin editörlerinden birisi idim. Aynı zamanda yazarı... Dergimizin ismi Nun Dergisi idi. İlk iki sayıyı binbir emek ile çıkardık. Dergimizin imtiyaz sahibi olan Ubeyd Öz kardeşime emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Sonrasında Anadolu Kıtası isimli bir fikir dergisi çıkardım. Anadolu Kıtası'nı internet üzerinden yayınlıyorum.  İlk 17 sayısından sonra derginin arayüzünü yenileyip biraz daha geliştirdim. En son 18. sayısı ile huzurlarınızda oldum. Tabi bütün bu uğraşlarımın yanında şiirlerimi de yayınlamaya, sizlerle paylaşmaya devam ettim. Son olarak merkezi Kayseri'de bulunan ve Büyük Doğu Gençlik Hareketi'ne mensup gönüldaşlarımızın hazırladığı İfade Dergisi'nde yazmaya başladım.

İşte geçen dört yılın muhasebesi bu şekilde idi. Biraz uzunca oldu. Son noktaya kadar okuma sabrını gösterdiyseniz ne mutlu bana...

2 yorum:

  1. Allah yolunu bahtını hep açık etsin değerli kardeşim.Ben bu dört yılda seni tanıdım.Telefonlaşıyoruz.Birlikte çalıştık.
    Allah bu yoldan seni ve beni ayırmasın.Allah nice seneler hayır etsin.

    Selam ve dua ile.

    YanıtlaSil
  2. Allah zihin açıklığı, kalemine kuvvet versin gönüldaş. Yazılarını İfade dergisinde takip ediyorum...

    YanıtlaSil