7 Temmuz 2012 Cumartesi

AÇLIK - bir milletin istikbali

Gökyüzünün berrak deniz mavisi ve güneşin turuncuya çalan buğday sarısı olduğu sıcak bir temmuz gününde, öğle namazımı eda etmek üzere meydandaki camiye inmiştim. Sakalları ve bıyıkları sararmış, dizlerindeki fer çekilmiş, namazını ancak bir iskemle üzerinde eda edebilen, yaşları seksene yakın dört beş yaşlı adam ile birlikte saf tutarak namazımı bitirdim. Camiden çıkarken cami avlusunda bir tabut dikkatimi çekti. Musalla taşı üzerinde boylu boyunca yerleştirilmiş bir tabut…
Zannediyorum içerisi boştu. Lakin merakıma yenik düşüp, tabutun boş mu dolu mu olduğunu teyit etmek üzere tabutun başına geldim. Şaşkınlığım bir kat daha arttı. Tabut dolu idi. Kafamı sağa sola çevirip çevreye bakındım. Maksadım cenazenin sahibini öğrenmekti. Ancak çevrede cenaze ile ilgilenen bir kişi göremedim. Nihayetinde vaziyeti caminin imamına sordum.

- Muhterem hocam, tabuttaki insan kimdir?
- Bir adam… Genç bir adam…

- Niçin öldü?
- Açlıktan!
- Hocam, devrimiz açlıktan ölünecek bir devir değil. Nasıl olmuş bu ölüm?
- Evladım, bu genç adam açlıktan öldü. Ruh ve ahlak açlığından!

İmam efendiden aldığım bu cevap karşısında irkilmiştim. Sonra imam efendi kulağıma bir cümle fısıldadı. Şöyle diyordu:
- O sahipsiz tabutta bir milletin istikbali yatıyordu.

Camiden ayrılıp koşar adımlar ile evin yolunu tutmuştum. İmam efendinin kulağıma fısıldadığı bu cümlenin ruhumu titrettiğini duyuyordum. Nihayet eve geldim. Yatağıma uzanıp yorganı başıma geçirdim, düşünmemeye gayret etsem de başarılı olamıyordum. Sonra ilahi bir güç bana ruhumun sesini işittirdi. Aklım güneş ışığı görmemiş karanlık odalarından gelen bir ses:

- Ölmek üzereyim. Lütfen yardım et bana. Lütfen yardım et…

Boğuk ve puslu olan ve anlamakta zorlandığım bu ses karşılık verdim.

- Benden ne istiyorsun? Benim bir parçamsın sen. İnsanın kendisine yardım etmesi mümkün mü?

İki farklı insanın konuşması gibi odada yankılanan sesim sesime cevap verdi.

- Kuranı çok az okuyorsun, anlıyorsun. Kuran ruhun gıdasıdır. Beni gıdasız bırakıp ölüme terk etme. Şunu unutma ahlakların en yücesi Kuran ahlakıdır. Sevgililer sevgilisinin ahlakı. Eğer ahlakını kaybedersen bir cenazeden farksız olursun. Ahlakını muhafaza edebilmen için Kuran oku. O’nu oku…
Göz pınarlarımın taştığını hissettim. Biraz önce titreyen ruhum garip bir huzura erişmişti. Dedemin sahibi olduğu duvarda asılı duran Kuranı masamın üzerine indirdim. Kapağındaki tozların üzerine damlayan gözyaşlarım acziyetimi haykırır gibiydi. Yıllarca ruhumu aç bırakmıştım. Yıllarca çöllerde susuz kalıp, hep O’nun serabını gören ruhum bitmez tükenmek bilmez bir şevk ile okumak istiyordu. Anlayarak okumak…

1 yorum:

  1. Yazıyı okudum ve gözümden bir iki damla yaş akıverdi.Varol

    YanıtlaSil