11 Haziran 2012 Pazartesi

Necip Fazıl konulu sempozyumdaydım

Geçtiğimiz Pazar (20 Haziran 2012) –şu yazımda bildirdiğim üzere- Necip Fazıl Sempozyumuna katıldım. Alanında yetkin şahsiyetlerin iştirak ettiği bu sempozyumdan son derece istifade ettim. İki oturumdan oluşan bir sempozyum idi. İlk oturumda Üstat Necip Fazıl’ın sanatı ve sanat hayatı üzerine ve dergicilik hayatı üzerine bilgiler verildi. Milli şairimiz Mehmet Akif’in “Asım’ın Nesli” mefkûresinden Üstat Necip Fazıl’ın “Büyük Doğu” idealine ve nihayet Sezai Karakoç’un “Diriliş” ine kadar İslam davamızın aksiyoner temellerini oluşturan katmanlar detaylıca tetkik edilip dinleyici kitlesine aktarıldı.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’nin tertip ettiği bu etkinliğe katılım oldukça yüksekti. Adeta salonun duvarlarını çatlatacak derecede mahşeri bir kalabalık vardı. İki saat süren birinci oturum bittikten sonra ikinci oturuma geçildi. Bu arada oturumlar arasında on beş dakikalık bir çay molası verildi. İkinci oturumda eksilen birkaç koltuk sayısı olsa de sempozyumun atmosferi bozulmadı. Zannediyorum ilk oturumdan sonra etkinliğin bittiğini düşündüler.

Dinleyici sıfatı ile katıldığım bilgi şöleninde not defterime bir takım notlar aldım. Genel olarak Üstadın hayatını hemen hemen ezbere bildiğimden ve Büyük Doğu’sunu başucuma yerleştirdiğimden hep bildiğim mefhumlardan bahsedildi. Lakin Üstadın şiirindeki kelime değişimleri bahsi beni oldukça heyecanlandırdı. Edindiğim notlardan bir kaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Üstadın 1924 yılında kaleme aldığı ve ünü dünya çapına ulaşan, Türk edebiyatının zirve şiiri “Kaldırımlar” ın son halini alması tam 41 yıl sürmüş. Bildiğiniz üzere Üstat mükemmeliyetçi bir mizaca sahiptir. Onun bu özelliği sanatına da sirayet etmiştir. Bir başka örnek vermek gerekir ise Üstadın meşhur “Bekleyen” isimli şiiri… O şaheserin ilk adı “Hırs” idi. Üstat o şiiri kaleme aldığında, ilk mısrada “ceylan” yerine “geyik” kelimesi kullanılmıştı. Üstat şiiri mükemmele ulaştırmak adına yayınlandıktan sonra dahi şiirlerinin peşini bırakmamış ve bu uğraşı ömrünün son saatine kadar sürdürmüştür.

Sempozyum bittiğinde Üstadın Sivas’ta hatırlandığına ve merak duyulduğuna şahit olmak beni son derece mutlu etti. Bir başka husus ise etkinliğe iştirak eden dinleyicilere, Star gazetesinin her cumartesi ücretsiz olarak tıpkıbasımlarını dağıttığı Büyük Doğu dergilerinin sunulması idi. Şimdilik aktaracaklarım ve hatırımda kalanlar bu kadar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder