31 Mayıs 2012 Perşembe

Türk Edebiyatı’nın Erişilemeyen Zirvesi: Necip Fazıl Kısakürek

[Nun Dergisi'nin Mayıs 2012 sayısında yayınlanan yazımdır.]

Ahmet Necip Fazıl… Hayatının her safhası ruhi buhranlardan fikri ıstıraplara kadar çilenin bütün çeşitleri ile bezenmiş büyük sanat, fikir ve aksiyon adamı. O’nun sanatı ancak güneş çapında bir pırlanta ile karşılaştırılabilir. Öyle ki Prof. Dr. Süleyman Yalçın'ın ifadesi ile;
"Fevkalade kolay, hazırlıksız ve tashihsiz Üstat kadar çok yazan belki bulunabilir. Bununla beraber onun kadar değişik vadilerde ve her birinin değeri tartışılmayacak kadar yüksek vasıflı eser veren bir başka sanatkâr, zannederim bulunamaz."
Sn. Yalçın’ın bu ifadeleri dahi Üstat Necip Fazıl’ın üstün zekasını, erişilmez sanatını ve engin fikir ufkunu anlatmaya kâfi değildir. Her eseri, ister edebi olsun ister fikri olsun başucu kitabı olabilecek türdendir.

29 Mayıs 2012 Salı

Uğur Işılak'ın Üstad Senfonisi üzerine...

Uğur Işılak... Yakın bir zaman kadar TRT ekranlarında Serdar Tuncer ile birlikte "Yeni Şeyler Söylemek Lazım" isimli bir program yapmıştı. Nitelik ve nicelik açısında alanında en iyi programlardan birisi idi. Programa lezzet katan unsurların başında Serdar Tuncer'in şiir dinletileri ve Uğur Işılak'ın şarkıları geliyordu.

O dönemde, Uğur Işılak'ın sıkı bir dinleyicisi olmuştum. Büyük fikir, aksiyon ve sanat adamı Üstad Necip Fazıl Kısakürek'e olan derin ilgi, alaka ve hayranlığını da her zaman takdir etmişimdir. Sanatçı Uğur Işılak, Necip Fazıl’a olan hayranlığını pekiştirmek için ‘Üstad Senfonisi’ isimli bir albüme imza attı. 60 kişilik senfoni orkestrasının eşlik ettiği albümde Işılak, Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü, Zindandan Mehmed’e Mektup ve Anneciğim gibi daha önce bestelenmemiş şiirlerine yer veriyor. Albümdeki eserler ilk kez geçtiğimiz akşam Konya’daki Mevlana Kültür Merkezi’nde dinleyici ile buluştu. Ben programı sonrada izleme imkanı buldum.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

BULUT (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eaea
BULUT
Bu sabah bulutlar neden esmer?
Sanki bir hüznü taşıyorlar sırtlarında.
Yaklaşsa güneşe, gözyaşlarını döker,
Acı bir tat var, yağmur damlalarında.
                                 Eyüp Aktuğ

Bulutlarım var benim, gözyaşlarımı sırtlarında taşırlar. Bulutlarım var benim, hıçkırıklarıma iç burkarlar. Belkide beni anlayan bir onlar var, ne zaman kalbimde bir yangın çıksa yağmurlar yetişir imdadıma...

24 Mayıs 2012 Perşembe

Üstadı Anmak mı, Anlamak mı?

[Bu yazı 24 Mayıs 2012 tarihinde Büyük Doğu Haber yayınlanan köşe yazımdır.]

Ahmet Necip Fazıl…

Türk Edebiyatı’nın erişilemeyen doruk noktası, şairler sultanı, büyük fikir ve aksiyon adamı Üstat Necip Fazıl Kısakürek'i hakka yürümesinin 29. yıl dönümünde rahmet ile anıyorum.

O’nun sanatının değerini karşılayabilmek için güneş çapında bir pırlantaya ihtiyaç duymaktayız. Prof. Dr. Süleyman Yalçın'ın ifadesi ile;

"Fevkalade kolay, hazırlıksız ve tashihsiz Üstat kadar çok yazan belki bulunabilir. Bununla beraber onun kadar değişik vadilerde ve her birinin değeri tartışılmayacak kadar yüksek vasıflı eser veren bir başka sanatkâr, zannederim bulunamaz."

O, bir takım kafiyeli tekerlemelerin sanat eseri olarak kabul edildiği bir dönemde, Türkiye’nin aydın güruhuna sanatın ne demek olduğunu öğretti. O’nun erişilmez zekâsı sadece edebi başucu eserleri ile sınırlı değildi.

22 Mayıs 2012 Salı

Yoğun günler: Finaller...

Bir kaç gündür yazılarıma ara verdim. Yoğun bir sürecin içerisindeyim. Vizelerden yaklaşık bir ay sonra başlayan finallerim yüzünden kendimi sınav maratonunun içerisinde buldum. Öyle ki her hafta yeni bir sayısını çıkardığım Anadolu Kıtası - haftalık fikir dergisi'ni dahi derleyememe gibi bir durum ile karşı karşıyayım.

31 Mayıs'ta bu maraton nihayetlenecek. Yani, Haziran ayı boyunca yoğunlaştırılmış bir şekilde yazı işlerime geri döneceğim.Yaz boyunca hedeflediğim bir kaç planım var. Geçmiş yıllarda (2009) hususi olarak tertiplediğim Anadolu turunun ilk ayağını çevre illere yapmayı düşünüyorum. Bu arada tabi trafik ehliyetimi de alacağım. İki senedir niyetliyim. Ama bir türlü kısmet olmadı.

Finallerim dün başladı. İlk ikisi beklediğimden daha iyi geçti. Zor olanları atlatmanın bir rahatlığı var. Ancak yarın uygulama sınavım olduğundan teorik bilgilerime güvenmemem gerekiyor. Fırsatını bulmuşken belirteyim; Büyük Doğu Kitaplığımı genişletmeye devam ediyorum. Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in iki kitabını daha temin ettim.

15 Mayıs 2012 Salı

Anadolu Kıtası'nın 13. sayısı çıktı

Merhaba kıymetli okuyucularım,
8 Mayıs 2012 tarihinde 12. sayısını çıkarmış olduğum Anadolu Kıtası'nın 13. sayısı ile karşınızdayım. Bu haftada yine kültür ve fikir ekseninde yazılar okuyacaksınız.

Haftanın Konusu: TÜRK SANATLARI
  • Ebru Sanatı
  • Minyatür Sanatı
  • Tezhip Sanatı
  • Hat Sanatı
  • Çini Sanatı
Türk sanatları üzerine bina ettiğim 13. sayımızı .pdf formatında indirmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Dergimizin e-dergi haline mecmua sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Sırtımdaki Günah (Kendi şiirlerimden)

Ölçü:Serbest
Düzen: eaea
Sırtımdaki Günah
Kükürtlü bir duman ciğerlerime dolmakta,
Sanıyorum arzın yükü benim omuzlarımda...
Doldukça bu duman akıl denizim bulanmakta,
Çekilmez bir ağırlık, tutmayan bacaklarımda...

İnce bir sızı var kanı çekilmiş olan kalbimde,
Sanki Firavunların günahını taşıyorum sırtımda.
Bütün vehimlerimi yıkan bir deprem beynimde,
Aynada gördüm ki katillerin mührü var alnımda.
                                             Eyüp Aktuğ

Yokluğun Karanlığında Varlığı Aramak

(Bu yazı Büyük Doğu Haber'de yayınlanan köşe yazımdır.)

Batı dünyasının yetiştirdiği ünlü Fransız filozofu Descartes’in meşhur bir cümlesi vardı. “Cogito ergo sum.” Türkçe meali ise “Düşünüyorum o halde varım.” Descartes’e göre insanın var olmasının temel şartı düşünme vasfıdır. Descartes septik bir zihin yapısına sahipti. Genel geçer fikirlerin dışında var olan her şeyden şüphe duymayı gaye edinmişti. Aydınlanma devri dedikleri Rönesans ile birlikte yeniden doğan Batı Adamı, bütün manevi değerlere karşı taarruz haline geçmiş ve orta çağ devrinde skolastik düşünme sisteminin kalesi olan kiliselere karşı bugüne dek sürdürdüğü bir yıkım hareketi başlatmıştı. Böylece Batı Adamı bir taraftan akıl direğindeki örümcek ağlarını temizlerken diğer taraftan ise kuru akıl mefhumlarının ağlarını örmekteydi.

Orta çağ döneminde “düşünme kabiliyetine” pranga vurulan Avrupalı, bilim çağı dediğimiz şu asırda, cinnet derecesinde, kendi eli ile çarklarını yerleştirdiği makineye karşı tahakküm etmenin yollarını aramakta. Müspet ilimleri insanlığın hizmetine sunmak yerine, kendi marifeti ile kendisini yok etmenin formüllerini araştırıyor, hesaplarını yapıyor. Öyle ki insanlığın yakın tarihine baktığımızda Birinci Dünya Savaşı’ndan başlayarak canavarlaşan insan ırkının kanlı elleri arasında celladını bekleyen insanoğluna rastlamaktayız.

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Bir boşluk hali var kaynayan zihnimde...

Bir okuma saplantısı var. Bilmiyorum belki de bir okuma hastalığı sirayet etti, zihnime...
Bütün günümü neredeyse kitaplar üzerinde geçiriyorum. Nedendir bilmem? Ben zihnimi idealler ile doldurkça bir taraftan da bir boşluk hali hissediyorum. Eksik birşeyler var gibi. Çözemediğim, esrarına erişemediğim ve sırrını bilemediğim bir şey...

Misalen... Bugün, akşam üzerine kadar hatırımdan çıkmış olan -haftalık programımda sabit iken- ve sadece cumartesi günleri almayı lüzum gördüğüm STAR Gazetesini almak için 1 saatlik bir arayış içerisine girdim. Nedeni ise Büyük Doğu Dergisi... Nihayet evime bir hayli uzakta olan markette kalan son bir taneyi satın alıp iç huzurumu tesis ettim.

10 Mayıs 2012 Perşembe

NOKTA (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eaea
NOKTA
Bir nokta, bu fanilik dairesinde,
Herşeyin başladığı girift bir nokta...
Bir sırrı beslemekte içerisinde,
Yoklukta varlığı doğuran bir nokta...

Bir ses duyuyorum, kulakları delen,
Herşeyi anlatan buğulu bir ses...
Toprağı arayan ruh kökümü biçen,
Varlıkta yokluğu öldüren bir ses...
                            Eyüp Aktuğ

8 Mayıs 2012 Salı

Anadolu Kıtası'nın 12. sayısı çıktı

Merhaba kıymetli okuyucularım,
30 Nisan 2012 tarihinde 11. sayısını çıkarmış olduğum Anadolu Kıtası'nın 12. sayısı ile karşınızdayım. Bu haftada yine kültür ve fikir ekseninde yazılar okuyacaksınız.

Haftanın Konusu: BÜTÜN HATLARI İLE TÜRKÇÜLÜK
  • Türkçülüğün Tarihi
  • Türkçülük Nedir?
  • Türkçülük ve Turancılık
  • 3 Mayıs Dünya Türkçülük Günü
Türkçülük üzerine bina ettiğim 12. sayımızı .pdf formatında indirmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Dergimizin e-dergi haline mecmua sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Mesafeler (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eaea
Mesafeler
Nefesini hissedecek kadar yakınım sana,
Bu yakınlık kısaldıkça uzaklaşıyor gözlerin.
Nefesin nefes oluyordu aşkınla yanan cana,
Bu yakınlık uzakdıkça yakınlaşıyor hayalin.

Seninleyken de sensizken de uzaksın bana,
Ölüm gibi ayrılık gibi, acıtıyor sözlerin...
Benimleyken de bensizken de yakınsın ona,
Bu bahar akşamında ağlatıyor gözlerin...

Nisan yağmurları yıkıyor bütün günahları,
Ben günahlarımı yağmursuz topraklara ektim.
Bu günahlar kirletiyordu temiz yağmurları,
Sen günah ağacını gönül toprağıma diktin.

3 Mayıs 2012 Perşembe

Durum raporu-14

Ağır bir gribal enfeksiyon geçiriyorum. Geceleri bir hayli yükselen ateşimin dışında, eklem ağrılarımnıın ve halsizliğin olması da cabası. Bir de uyku bozukluğu var tabi. Yutağımın hemen hemen %60'ı kapanmış vaziyette. Bu sebepten katı gıdaları tüketemiyorum, çok kısık bir ses tonu ile konuşmak zorundayım. Bu hastalık kulaklarıma da sirayet etti. Kulaklarım şu an için tıkalı. Sesler zihnimin içerisinde birbirine çarpıyor.

İşin kötüsü sağlık sigortası için üniversiteden kağıt almamıştım. Dolayısıyla eksik belge olunca, bu halimle üniversiteye gitmem, eksik belgelerimi tamamlamam gerekiyor. Bu yazıyı yazabilmek için bile yoğun bir efor sarfediyorum. Gerisini siz düşünün...

Şu an, kendime nane limon kaynatıyorum. Katı gıda yiyemediğimden çorba ile yetinmek zorundayım. Şimdilik bu kadar. İyileşene kadar belki yazı yazamayabilirim. Selametle...