31 Mart 2012 Cumartesi

Dinleyin: Scheherazade - Barış Manço & Rimsky Korsakov



Gözlerinizi kapatın ve dinleyin. Sözlerini anlamasınız, lisanı bilmeseniz bile insanın ruhunu okşamaya yetiyor. İşte Barış Manço... Scheherazade deyişi ile birlikte kulağınızda hoş bir sada kalıyor. Çocukluk yıllarımın süper kahramanıdır, Barış Abi... (hala öyle)

27 Mart 2012 Salı

Filistin (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eaea/eeea...
FİLİSTİN
Siyonizmin gölgesi kalkmadı Kudüs'ten,
Yine çiçeksiz karşılıyor baharı Filistin...
Gül bahçemiz var, İbrahim'i yakmayan ateşten,
Kör kurşunların arasında yanıyor Filistin...

Fosfor bombalarını göğsünde kıran şehit,
Rahat uyu, dilimizden düşmeyecek tevhit,
Kanın can verecek bu toprağa, dünya şahit,
Şehidimin yüzünde bir tebessümdür Filistin...

Nice Furkanlar girdi bu alevlerin ortasına,
Kim sahip çıkacak, şehit Furkan'ın davasına,
Allah Bir diyerek atıldı mukkades kavgasına,
İslam'ın kapanmayan yarasıdır Filistin...

Gazze'nin bu kızıllığı mayasından değil,
Duymuyorsan bu feryadı toprağa eğil,
İslam elbet şahlanacaktır, bunu böyle bil,
İsrail'in geçemediği Çanakkale'dir Filistin...

26 Mart 2012 Pazartesi

Anadolu Kıtası'nın 6. sayısı çıktı

Merhaba kıymetli okuyucularım,
19 Mart 2012 tarihinde 5. sayısını çıkarmış olduğum Anadolu Kıtası'nın 6. sayısı ile karşınızdayım. Bu haftada yine kültür ve fikir ekseninde yazılar okuyacaksınız.

Haftanın Konusu: DÜNDEN BUGÜNE CHP
  • Giriş ve Kuruluş
  • Mustafa Kemal Atatürk Dönemİ
  • İsmet İnönü Dönemi
  • Çok Partili Döneme Geçiş
1950 Seçimleri
1954 Seçimleri
1957 Seçimleri
27 Mayıs ve Sonrası

25 Mart 2012 Pazar

Durum raporu-13

Nasıl geldi geçti, farkına varmadık,
Kar Sivas'tan kalktı biz uyanamadık.
Mevsim kış olur, yazı özlerdik ama,
Vakit gülleri derme vaktidir, arkadaş...

12. bölümü kış mevsime girerken (21 Ekim 2011) yazmıştım. Aşağı yukarı beş ay olmuş... Neyse, nevruz bayramını geride bıraktık. Ne garip :) Yaza girerken kışa hasretlik çekiyoruz kışa girerken yaza hasretlik çekiyoruz. Mevsimlerin güzelliğini yaşayamadan aylar mevsime vuruyor, mevsimler yıla. Şimdi bahar geldi. Mevsim gülleri derme mevsimidir. Doğada renk renk çiçeğin büyüsüne, kokusuna, bülbülün figanına dalma mevsimidir. Bari hiç olmazsa baharı doya doya yaşayalım.

Ne mümkün...
7 Nisan'da başlayacak olan vizelerimin peşine bir ay sonra finaller ekleniyor. Tam bahara eriştik, caddelerde kuşları selamlama zamanı derken vizeler ve finaller yine bastırıyor.

24 Mart 2012 Cumartesi

Peygamber aşkı içerisinde yetişen gençlerimiz

Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezayı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik...
Büyük fikir, sanat ve aksiyon adamı Üstad Necip Fazıl Kısakürek, Gençliğe Hitabe isimli eserinde, biz Mukaddesatçı Türk Gençliğine, Büyük Doğu nesline bu şekilde sesleniyor ve tanımlıyor. Üstad Necip Fazıl peygamber efendimizin mübarek hayatını anlattığı "Çöle İnen Nur" isimli san'at eserinde Allah'ın biricik sevgilisinin ismini neden kullanmadı diye hiç düşündük mü?

Hayır!
Şimdi düşünelim öyleyse... Bir ihtimaldir ki Çöle İnen Nur isimli kitabın yere düşmesi halinde, kainatın oluş sırrı, sevgililer sevgilisi peygamber efendimiz (sav)'in isiminin yere düşmemesi için... Yani, peygamber efendimizin hayatını anlattığı bu kitap, ola ki, yere düştü, Allah'ın biricik sevgilisinin ismi yere değmesin, ne kadar ince bir düşünce...

23 Mart 2012 Cuma

Sen Gülünce (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eeea

Sen Gülünce

Sen gülünce güneş düştü buz tutan kalbime,
Sen gülünce yağmur düştü susuz gönlüme,
Sen gülünce aşk düştü virane gül bahçeme,
Bir gülüşün değil mi, bana aşkı öğreten?

Ben senden önce aşk nedir bilmezdim,
Güneş tepemde iken yıldızları görmezdim,
İnan seni görmesem diyar diyar gezmezdim,
Bir bakışın değil mi, bana beni öğreten?

Hasretin gönlümde kor oldu yarim,
Bu hasrete dayanmak zor oldu yarim,
Sen gidincec dünya bana dar oldu yarim,
Senin gidişin değil mi, beni perişan eden?

21 Mart 2012 Çarşamba

Yeşermez Artık (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eaea
Yeşermez Artık
Ciğerimden kalemime kan çekmekteyim,
Kanlı mısralar var biten gönül sayfamda.
Beyaz çehreni ancak rüyamda görmekteyim,
Her baktığımda sen varsın kırık aynamda.

Ay çekip giderken siyah gözlerin doğuyor,
O yüzden güneşsiz geçmekte benim günlerim.
Yağan yağmurlar bu yangını söndürmüyor,
Senden bir hatıra bana arta kalan küllerim.

Geçti, ister gel ister gelme, faydası yok,
Gönül toprağımda aşkın yeşermez artık.
Öldürdü beni, kaşların yay kirpiklerin ok,
Toprağa gömdüğüm bu aşk dirilmez artık.

20 Mart 2012 Salı

Bir hayat kurtardığınız için teşekkürler...

Ateş böceklerinin uğultusu var boş sokaklarda,
Bir hayat çıktı yoluma koynunu açan toprakta.

O'nu hiç tanımadım, ismini dahi bilmiyorum öyle ki kadın yada erkek olduğundan da haberdar değilim. Fakat yaşadığını biliyorum. Yaşama tutunduğunu... Toprak O'nun için koynunu açmıştı oysa. Sormadan edemedim, bir manzumemde dediğim gibi;
Herşeyi yutan toprak, nedir bu sabırsızlık?
Velhasıl kelam, kan bağışı hayat kurtarır. Geçen hafta Kızıl kurumuna bir ünite kan bağışında bulunmuştum. Yaklaşık bir hafta sonra yani bugün Kızılay'dan o sevnidirici haberi aldım. Telefonuma bildirilen mesajda;
Türk Kızılay'ına bağışladığınız kan ihtiyaç sahibine iletilmiştir. Bir hayat kurtardığınız için teşekkürler...
Bu mesajı aldıktan sonra içimi tarifi imkansız bir mutluluk hissi kapladı. Uzun süre boyunca göremediğim annemi gördüğümde duyduğum o sevinçten daha farklı bir hissi yaşadım. Vücudumun bir parçası olan "kan dokumun" bir başkasının bedeninde dolaşması, kalbinden vücuduna tekrar ve tekrar iletilmesi beni oldukça duygulandırdı.

19 Mart 2012 Pazartesi

Anadolu Kıtası'nın 5. sayısı çıktı

Merhaba kıymetli okuyucularım,
12 Mart 2012 tarihinde 4. sayısını çıkarmış olduğum Anadolu Kıtası'nın 5. sayısı ile karşınızdayım. Bu haftada yine kültür ve fikir ekseninde yazılar okuyacaksınız.

Haftanın Konusu: ÇANAKKALE DESTANI
  • Giriş
  • Savaşın Aşamalar
  • Savaşın Sonuçları
  • Savaşın Sonrası ve Etkileri
    Çanakkale Destanı üzerine bina ettiğim 5. sayımızı .pdf formatında indirmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Dergimizin e-dergi haline mecmua sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

    Yalnızlar Treni (Kendi şiirlerimden)

    Ölçü: Serbest
    Düzen: eeaa
    Yalnızlar Treni
    Yaşayamadığım duygular saklı mezar taşımda,
    O duyguların sancısı var ağrıyan başımda...
    Bu trene binen bir daha dönmez diyorlar,
    Kalanlar bu tren bana uğramaz sanıyorlar.
    Göremedim, kimdi makinisti bu trenin?
    Anladım ki sonu toprağa çıkar hayallerin...
    Yarım kalan hayatlar var her bir vagonda,
    Yeni bir hayat belirtisi gördüm bu sonda.
    Camlara yapışan suratlar korkuttu beni,
    Ben bu suratlarda gördüm sevileni, seveni...
    İpe sarılmış boyunlarda hâla bir can var,
    Dokunma bu cana, üflesen tılsımı kaçar.

    16 Mart 2012 Cuma

    Büyük Doğu Dergisi her cumartesi Star'la

    Büyük fikir, sanat ve aksiyon adamı Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in aksiyon sahasına atıldıktan sonra dönem dönem günlük gazete veya haftalık dergi olarak çıkardığı, zihinlere ilahi rahmet yağmurlarını yağdırması ile devrimbaz kodamanların tekerleğine çomak sokma vazifesi gören ve muhtelif zamanlarda hakkında açılan davaların ve yattığı mahpusların ulvî ve mefkurevî müsebbibi, eserlerinin tefrikalar halinde ilk neşir vasıtası olan Büyük Doğu’ları, Üstadın yaşadığı devir için asrını aşan ve Anadolu'ya sığamayacak derinliktedir. Dönemin ilmî, fikrî ve dinî yönden kuraklığı düşünüldüğünde Üstadın çıkardığı ve muhtevasını muhtelif mahlaslarla gene kendisinin teşekkül ettiriği Büyük Doğu Degileri, kadrosundaki diğer yazarıyla da bir devre damgasını vurmuştur.

    15 Mart 2012 Perşembe

    Mezardaki Yatak (Kendi şiirlerimden)

    Ölçü: 14
    Düzen: eeaa
    Mezardaki Yatak
    Biraz toprak ve biraz su, işte benim özüm,
    Uykudayım, nurlu bir ışıkla doldu gözüm.
    Henüz çok erken diyerek girerken toprağa,
    Uyandım, uzanırken mezardaki yatağa.
                                    Eyüp Aktuğ

    Bu şiirimi, dün gece yatağımda boylu boyunca uzanıp uykunun beni ziyaret etmesini beklerken yazdım. O vakit uzanmış bulunduğum yatakta farkettim ki uyanık iken uykudayım. Doğumum ile daldığım bu uykudan mezardaki yatağa uzandığımda uyanacağım.

    Herşeyin bir esrarı var. Doğumun ve ölümün. Ölmek için mi yaşıyoruz yoksa bir daha ölmemek için mi? Yaşantımızın tek bir gayesi olmalı... Değil mi?

    14 Mart 2012 Çarşamba

    Son Mektup (Kendi şiirlerimden)

    Ölçü: Serbest
    Düzen: eaea
    Son Mektup
    Karlı bir Sivas gününden yazıyorum,
    İstasyon caddesi karlar altında...
    Böyle havalarda değil yokluğunda üşüyorum,
    Sen gittin gideli gözlerim yaş altında...
    Bu kez nasılsın diye sormayacağım sevgili,
    Geçen hafta iyi olduğunu haber aldım.
    Benim aylarım sana hasret geçeli,
    Birgün gelecek diye kalbime haber saldım.
    Yağan kar siyah saçlarımı kırlaştırmakta,
    Sen gönlüme düşürdüğün beyazları görmedin,
    Neden bu Sivas soğuğunda için yanmakta...
    Sen gönlümde başlattığın yangını görmedin.
    Adımlarım hızlandı, Atatürk caddesindeyim...
    O ilk buluştuğumuz köşeye takıldı gözüm.
    Seni ilk gördüğüm o günün ertesindeyim,
    Giderken seni seviyorumdu son sözüm.
    Arkamda Paşa Camii, aklımda sen...
    Bilirsin, senden başka duam olmadı benim.

    12 Mart 2012 Pazartesi

    Anadolu Kıtası'nın 4. sayısı çıktı

    Merhaba kıymetli okuyucularım,
    05 Mart 2012 tarihinde 3. sayısını çıkarmış olduğum Anadolu Kıtası'nın 4. sayısı ile karşınızdayım. Bu haftada yine kültür ve fikir ekseninde yazılar okuyacaksınız.

    Haftanın Konusu: SİVAS OLAYLARI
    • Sivas Olayları Nedir?
    • Ve Bugün
    • Hayatını Kaybedenler
    • Sunni ve Alevi Ayrımının Tarihsel Süreci
    Sivas olayları üzerine bina ettiğim 4. sayımızı .pdf formatında indirmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Dergimizin e-dergi haline mecmua sayfamızdan ulaşabilirsiniz. 

    10 Mart 2012 Cumartesi

    Sosyalizmin arayıpta bulamadığı mâna iftar çadırlarındadır

    Plastik bir zemin üzerine bina edilen ve manevi iklimden yoksun olarak arşa yükselmeye çalışan sosyalizmin arayıpta bulamadığı kurtuluş sırrı iftar çadırlarımızda saklıdır. Ben sosyalizmi bir içtimai sistem olarak görmem. Zira benim nazarımda sosyalizm komünizme giden kanlı yolu sevimli göstermeye çalışan bir çerçevedir. Halbu ki çerçeveyi izlemeyi bırakıpta resme baktığımızda 20. yüzyılı kana bulayan sistemi göreceğiz. Esas konumuza dönecek olursak sosyalizmin temelini atanlar halk nazarında yankı bulan "adalet, eşitlik, özgürlük, denk olma..." gibi ifadeleri harç olarak kullanmaya çalışırlar. Ancak 20. yüzyılın bütün buhranlarına rağmen bir türlü yönünü bulamayan ve kurtuluşunu arayan batılının kafasında formüle ettiği ancak manevi iklimden uzak olan sosyalizm şekillenir.

    20. yüzyıl boyunca diktatör liderlerin yönetime çıkış maceralarına baktığımızda ise halka sosyalizm damarından sihirli iksiri verip daha sonra sosyalizmi eşik olarak kullanarak komünizme geçmişlerdir. O halde sosyalizm onların nazarında amaç değil araçtır. Buradan hareketle şu karara varabiliriz: Sosyalizme bel bağlayanların tekerlemelerinde sıkça kullandıkğı kardeşlik, adalet, özgürlük vs gibi kavramlarda komünizme giden kanlı yolu sevimli göstermeye yarayan birer aldatmacadır.

    Samsung Galaxy Pro B7510 2.3.6 UPDATE

    4 Ocak 2012 tarihli şu yazımda Samsung Galaxy Pro B7510 aldığımı sizlere bildirmiştim. Şu ana kadar herhangi bir sorun çıkarmadı, memnunum. Telefonun beraberinde gelen işletim sistemi Android'in 2.2 (Froye) sürümü idi. Yaklaşık iki ay önce SGP B7510 için 2.3.6 sürümü yayınlanmış. Benim dün haberim oldu. Haberi alır almaz bende telefonu güncelledim. Güncelleme süresi 6 dakika kadar sürdü. Forumlarda araştırdım, 10 dakikayı geçmiyormuş. İşte gözüme çarpan başlıca değişimler;
    • Müzik oynatıcısı daha estetik bir hale bürünmüş.
    • Sayfaların aşağı yukarı kayması daha akıcı hale getirilmiş.
    • Saat simgesi daha bir oval hal almış. Galaxy S'te olduğu gibi.
    • Bildirim bölümü kısmen daha gösterişli olmuş.
    • Bataryanın ömrünü gösteren şerit güzelleştirilmiş.
    • Not yazma bölümünün simgesi değiştirilmiş.
    • Kısacası yeni sürüm telefonu epey bir rahatlattı. Hata verme falan yok artık :)

    7 Mart 2012 Çarşamba

    Kadın-Erkek eşitliği mi Kadın-Kadın eşitsizliği mi?

    Yarın 8 Mart... Dünya Kadınlar Günü... Neredeyse her gün gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde mutlaka bir kadın cinayeti okur hale geldik. Toplum olarak kadına verdiğimiz değer ortada. Toplum binamızın temelini bina eden kadınlara karşı bir soykırım dalgası var. Bunu görmemek imkansız. Bundan ötürüdür ki kadınlarımıza verdiğimiz değer nispetince yetişen nesillerimizi sağlıklı bireyler oluşturamıyor. Karnında evladını taşıyan bir kadının hemen her gün şiddet görmesi hem kadın bünyesinde tamiri imkansız ruhsal buhranlara sebep olurken hemde çocuğu ruhsal bünyesine karşı bir cinayet işlenmiş oluyor.

    Günümüz çağı madde boyutunda ileriye dönük olsa bile manevi bir iklimde geriye doğru akmaktadır. Ve medeniyet dediğimiz bu plastik coğrafya eski karanlık çağlarına yeniden dönmektedir. İslam'ın yeryüzüne kurtuluş reçetesi olarak henüz inmediği o karanlık dönemleri yeniden yaşıyoruz. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, annelerin birer şeytani varlık olarak nitelendirildiği ve kadının bir köle olarak kullanıldığı eski devirlere yeniden dönüş içerisindeyiz.

    6 Mart 2012 Salı

    Tiyatro (Kendi şiirlerimden)

    Ölçü: Serbest
    Düzen: eaea
    Tiyatro
    Maktülü oynuyorum bu tiyatroda,
    Beni izleyenler acıyarak bakıyor.
    Sen ki katilimsin bu senaryoda,
    Beni bu oyun değil gözlerin öldürüyor.
                                 Eyüp Aktuğ

    Efsane olamayan aşklar tiyatrosu... Aslında hepimiz bu tiyatronun acemi oyuncularından birisi değil miyiz? Ne severek yaşamayı biliyoruz ne de nefret ederek ölmeyi... Bize biçileni oynamaktan başka bir şansımız var mı? Kumar... Floşroyalin kime güleceği belli olmaz değil mi?

    5 Mart 2012 Pazartesi

    Anadolu Kıtası'nın 3. sayısı çıktı

     
    Merhaba kıymetli okuyucularım,
    27 Şubat 2012 tarihinde 2. sayısını çıkarmış olduğum Anadolu Kıtası'nın 3. sayısı ile karşınızdayım. Bu haftada yine kültür ve fikir ekseninde yazılar okuyacaksınız.

    Haftanın Konusu: İSTANBUL'UN FETHİ
    • Fetih Öncesi Vaziyet
    • İstanbul’un Fetih Hikayesi
    • ZOR GÜNLER
    • AH O KAYA
    • BÜYÜK MÜJDE
    • GÜZEL ASKERLER
    • İSTANBUL ÖNLERİNDE

    Örümcek Ağları (Kendi şiirlerimden)

    Ölçü: 14'lü Hece Ölçüsü
    Düzen: eaea
    Örümcek Ağları

    Bir ateş var ensemde, kavuruyor beynimi,
    Düşüncelerim kaynayan bir zift denizinde.
    Gecenin soğukluğu titretirken içimi,
    Benim katilim saklı, onun ayak izinde.

    Adımlarım sıklaştı, bilemem korkudan mı?
    Kollarım örümcek ağlarına takılıyor.
    Gözlerime düşen bu gölge karanlıktan mı?
    Bu örümcek ağları yollarımı sarıyor.

    Nereye dönsem hep aynı nokta, karanlıklar...
    Bu fahişe geceler çaldı gözyaşlarımı.
    Ümitsizim, güneşsiz geçecek bu yarınlar.
    Bitti, dolduran rahmet miydi avuçlarımı?

    Ben bitti derken karanlık aydınlığa söktü,
    Bu kez yıldızlar yerini güneşe bıraktı.
    Bir ihtiyardı bu, ruh köküme kezzap döktü,
    Fikir sancılarım bir nur denizine aktı.

    4 Mart 2012 Pazar

    Tütün Sarısı (Kendi şiirlerimden)

    Ölçü: Serbest
    Düzen: e/
    Tütün Sarısı
    Gönül sayfamdan ince bir kağıt koparmaktayım.
    Aşk, aşk diyerek en sert tütününü sarmaktayım.
    Bu dumanı her çekişimde seni yaşamaktayım.
    Rüzgar alıp giderken küllerimi yaşlanmaktayım.
    Senden bir hatıra parmaklarımda koklamaktayım.
    Sen diyerek bir gölgenin peşinden koşmaktayım.
    İnce bir meltem eserken ben hülyana dalmaktayım.
    Seni her soluduğumda ölüme yaklaşmaktayım.
                                      Eyüp Aktuğ

    Gönüllü Öğretmenlik / SON

    Merhaba kıymetli takipçilerim...
    Sizlere "İlk derse doğru..." isimli yazımda bildirdiğim üzere üniversitemizin eğitim fakültesince tertip edilen "Gönüllü Öğretmenlik" projesi kapsamında Sivas merkezinde bir ilköğretim okulunda 8. sınıf öğrencilerine hem SBS'ye yönelik hem de okul derslerini destekleyici nitelikte bir kurs programına katılmıştım. Beş hafta boyunca devam etme şansı bulduğum Gönüllü Öğretmenlik projesinden ne yazık ki ayrılmak mecburiyetindeyim. Bir takım hususi meselelerimin tekrar kendini göstermesi nedeni ile ne yazık ki burada noktalamak zorunda kaldım. Gönüllü Öğretmenlik projesinde bir ömür unutamayacağım çok güzel ve özel hatıralara sahip oldum. İlerde şöyle bir geriye dönüp baktığımda yüzümde tarifsiz bir tebessüm bırakacak olan bu günleri elbette çok özleyeceğim. Öğrencilerim ile aramızda oluşan bu özel bağı koparıp atmak mümkün değil. Öyle ki ileri de öğretmen sıfatı ile kadrolu olarak Anadolumun bir köşesinde görev yapmaya başladığımda, Gönüllü Öğretmenlik projesinin bana katmış olduğu deneyimlerden ciddi manada istifade edeceğimi umuyorum.

    3 Mart 2012 Cumartesi

    Alternatif çözüm önerileri-9

    "Kitap Okuma Kültürü" nasıl kazanılır?

    İnsanın özgür bir birey haline gelebilmesi için mutlaka okuması gerekir. En iyi kültürlenme kitap okuyarak gerçekleşir. Okuma hadisesini yaşamına yerleştiren insanın düşünebilme, sorgulayabilme ve eleştirebilme gibi özelliklerinde ivmeli bir artış gözlenir.

    Muassır medeniyetler seviyesine ulaşmamız ve bu medeniyetin nedirini dünyaya haykırmamız için kitap okumak zorunlu bir mecburiyettir.

    Ne fayda ki, ülkemiz insanında "kitap okuma kültürü" yok. Bunun başlıca nedenleri;
    • Her akşam evlerimizde misafir ettiğimiz dizilerin kitaplara göre daha cazip gelmesi
    • Haberi gazeteden okumak yerine televizyondan izlemenin daha kolay olması
    • Bir sinema filminin uyarlandığı kitabı okumak yerine direk filmine gidilmesi
    • Futbol kültürümüzün "kitap okuma kültürü"nden daha baskın gelmesi
    • ...