14 Ocak 2012 Cumartesi

Durum raporu-13

Uzun bir süredir "Durum raporu" tagına ekleme yapamıyordum. Vizeler, finaller, gönüllü öğretmenlik hadisesi bu dönem beni ziyadesi ile yordu. Fakat bu durumdan hiç şikayetçi değilim. Tatlı bir yorgunluk..

Sizlere şahit olduğum bir hadiseyi aktarmak istiyorum. Bu olayın üzerinden iki hafta kadar geçti. İki hafta önce idi... Sabah erken saatlerde kalkıp finallerime çalışıyordum.Derken saatin 9'a yaklaştığını farkettim. Saat 10'da Biyoloji dersinden final sınavım vardı. Hemen hazırlanıp İstasyon Caddesindeki üniversite durağına doğru hızlı adımlar ile yürümeye başladım. Yollarda gizli buzlanma olduğundan bir iki kere düşme tehlikeside atlattım. -Bilindiği üzere üniversitemizin kampüs alanında "hastane" binası da mevcut. Bu yüzden kampüs alanına her neviden insan giriş yapabiliyor.-

Biraz geçti 11A kodlu otobüs geldi. Herkes bir hışımla otobüse bindi. Sonra geride bastonu ile ağır ağır yürüyen ve şöfore beklemesi için işaret yapan yaşlı bir çift dikkatimi çekti. Şöfor "hızlı yürüyün" dedikçe yaşlı çift nefes nefese adımlarını sıklaştırmaya çalışıyordu. Fakat ne çare kaldırımdan inerken yaşlı amcanın ayağı takılır gibi oldu.

Şöfor oralı bile olmadı. Sol tarafına bakarak söylenmeye devam ediyordu. Bir kaç öğrenci arkadaş ile birlikte yaşlı çifti içeri aldık. Sonrasında yaşlı amcaya "kentkartınız var mı?" diye sordum. Yok diye işaret etti. Şöfor aynadan arkadaki meseleyi dikkatle izliyor, anlamaya çalışıyordu. Bir sonraki durakta bilet ücretini istedi. Yaşlı amca kalabalığın arasında ön tarafa doğru güçlükle ilerliyordu. Biraz sonra şöforun yanına ulaştı. Tek kullanımlık otobüs kartı satın aldı. Ben biraz ön tarafta idim. Yaşlı amca satın aldığı kartı basması gereken cihazı bilmediği için şöfore nereye kartı nereye basacağını sordu. Şöfor saygısız ve kendini bilmez hareketlerine ivme kazandırarak bir otobüs dolusu insanın içerisinde yaşlı amcaya "cahil misin?" diye söylendi. Neredeyse otobüsün tamamına yakını bu hadiseye şahit olmuştu. Arkadaki beşli koltuğa oturan öğrenci grubunun şöforü belediyede beyaz masaya şikayet edeceklerini işittim.

Bu hadiseyi sizlere niçin mi aktardım? Artık insanlarımızda büyüğe hürmet, küçüğe şefkat duygusu kalmamış. İnsanlarımız plastik bir dünya içerisinde bir yalananın ortasında gerçeğe ulaşmaya çalışıyorlar. İşte kurtuluş reçetesi: İslam'a sarılmak...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder