27 Ocak 2012 Cuma

Batı ve İslam Dünyasının Hürriyet Kavramına Bakışı

Hak ve hürriyet mefhumları, genellikle benzer mânâlarda ve birbirinin yerine kullanılsa da, aralarında mühim farklılıklar bulunmaktadır. Hürriyet; kişinin doğuştan potansiyel olarak sahip olduğu seçme ve tercih etme hakkını, yeterli olgunluk yaşına ulaştıktan sonra hiçbir baskı altında kalmaksızın kullanabilmesi durumudur. Hak ise, insanın doğuştan getirdiği ve daha sonra içinde yaşadığı toplumun hukuk sistemi tarafından verilen ve/veya kazanılan imkânlar, fırsatlar ve nimetler bütünüdür. Buna göre devletlerin kanunlarında hürriyetler kadar, haklar da tanımlanmıştır. Batı hukukunda hürriyet, ağırlıklı olarak, 'başkalarına zararı olmadığı sürece her şeyi yapabilme' şeklinde tarif edilmiştir. İslâm hukukunda ise hürriyet, kişinin kendisine, başkasına ve çevresine zarar vermeyecek şeyleri yapabilmesi şeklinde tanımlanır. İslâm hukuku bu üç unsura eşit vurgu yaparken, Batı hukuku tarihî süreçte genel olarak hürriyetin sınırını başkalarına zarar vermemek olarak çizmiştir. Bu durum, iki medeniyetin insana, hayata ve kâinata bakış açılarının farklı olmasından kaynaklanır. Çünkü İslâm'ın temel kaynaklarından çıkarılan neticelere göre insan, kendi vücudunun bile mâliki değildir. İnsanın maddî ve mânevî varlığı, Allah tarafından kendisine emanet olarak verilmiştir. Bu açıdan insanın intihar etmesi veya başka şekilde (sigara, alkol, uyuşturucu gibi maddeleri kullanarak) sağlığına zarar vermesi haram kabul edilmiştir.

Abdullah Demir, Sızıntı Dergisi, Aralık 2011
________________________
Kıymetli yazar Abdullah Demir'in Sızıntı Dergisi'nin Aralık 2011 sayısına yazmış olduğu bu yazıyı okuduğumda aklıma büyük fikir, aksiyon ve sanat adamı Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in "En büyük hürriyet İslam'a esir olmaktır." cümlesi geldi.

Günümüzde bir takım akıl yoksunları türemiştir. Bilmem kaç tonluk heykellerin önünde oturarak ve burunlarını tütsüleyerek ruhlarını dinlendirdiğini sanan ve bunu medeni bir hareket olarak görerek, akılsız insanlara pazarlayanlar hakiki hürriyeti vermeyi vaat ediyor. Kendisine dahi faydası olmayan taştan yapılmış  eski hint putlarının önünde ruhlarını kötülüklerden güya arındıranlar namaz kılmayı esaret olarak görmektedirler.

Halbu ki bizler alnımızı her secdeye koyduğumuzda dünyevi meselelerden kendimizi arındırıyor ve benliğimizi Allah'a vererek, Allah'ın bize sunmuş olduğu benliği özümüz ile perçinleyip halis hürriyete erişiyoruz. Vesselam...

1 yorum:

  1. "Halbu ki bizler alnımızı her secdeye koyduğumuzda dünyevi meselelerden kendimizi arındırıyor ve benliğimizi Allah'a vererek, Allah'ın bize sunmuş olduğu benliği özümüz ile perçinleyip halis hürriyete erişiyoruz."

    SEN HERŞEYİ ÖZETLEMİŞSİN BE KARDEŞİM.YÜREĞİNE SAĞLIK

    YanıtlaSil