3 Ağustos 2011 Çarşamba

Sükûtun Senfonisi-5

Hadi bu yazıda ölümü irdeleyelim. Hepimizin birgün mutlak suretle tecrübe edeceği olan ölümü ne kadar tanıyoruz?
Hepimiz en büyük korkusunu, çaresi olmayan ve kaçışı da olmayan bu hadisenin tahlilini yapalım.

Tanımı ile başlayalım. Ölüm nedir?
Bilimsel olarak bir tanımlamaya başvurmak gerekirse; ölüm, bir canlı varlığın ( hayati faaliyetlerinin kesin olarak sona ermesidir.

Canlının ölümü kademeli olarak gerçekleşir. Sırası ile bu kademeler-aşamalar:
  • Pallor mortis, solukluk, ölümden itibaren ilk 120 dakika içinde gerçekleşir.
  • Algor mortis, vücut ısısında geri dönüşü olmayan düşüş
  • Rigor mortis, ölüm katılığı, kasların ölünen haldeki kasılma/gevşeme durumunda aynen kalması
  • Livor mortis, Kanın vücudun alt bölümlerinde toplanması
  • Dekompozisyon, çözünme, bedenin daha basit yapı taşı maddelerine ayrılması
Kurban bayramların, yaratıcımız olan Allah'a kurban ettiğimiz kurbanlıkları görmüşsünüzdür. Canlıda ölmeden önce kısa veya uzun olmak üzere agoni ismi verilen bir can çekişme devresi sözkonusudur. Bu evre genelde ani ölümlerde kısa olur. Fakat ölümcül bir hastalığın bedeni sona yaklaştırdığı dönemlerde can çekişme evresi oldukça uzundur.

Bazen ölümden önce canlı kendisini çok iyi hissedebilir. Bu geçici bir haldir. Can çekişme evresi bazı canlılarda dışarıdan gelen uyarılara karşı tepkisizlik hali olduğu gibi bazı canlılarda bilinç ve şuur açık olur ve canlı -biraz önce söylediğim gibi- kendisini gayet iyi hissedebilir.

Ölüm anında vücutta meydana gelen bir takım değişimler vardır. Ölmekte olan bir insan evvela görme ve en son olarakta işitme duyusunu kaybeder. Gözler yukarı ve dışa tavana bakıyormuş gibi bir hal alır, gözbebekleri genişler. Göz akı ve göz kenarlarında yapışkan bir sıvı toplanır. Göz parlaklığını kaybeder, arkaya doğru çöker. Bu izlenimlerin yanı sıra, Refleksler ortadan kalkar. Alından soğuk iri taneli terle birlikte son bir gözyaşı damlası gelebilir, şahıs ağlıyor gibidir. Nabız normalin çok çok altına düşer. El ve ayaklardan başlayan soğuma bütün vücuda yayılır. Fakat bunun aksine -şaşırdığım nokta- iç hararetin 42-43 derece olmasıdır.

Peki insan ölürken ne hisseder?
  • Boğulma
Kişi ilk anda büyük panik yaşıyor. Nefesini tutuyor. Ardından su ciğerlerine doldukça bir yanma ve yırtılma hissi duymaya başlıyor. Son olarak hissettiği şey ise sakinlik ve dinginlik oluyor. Oksijen alamadığı için bilinci kapanıyor, ardından ölüyor.
  • Yanma
Yanıklar, çok şiddetli acıya yol açıyor. Sinir uçlarının yanması ise bu acı hissini bir süre sonra ortadan kaldırıyor. Ardından kişi biraz his kaybına uğruyor. Yanarak ölen kişilerdeki asıl ölüm nedeni çoğunlukla zehirli gazların solunması ve nefessizlik oluyor.
  • Kafanın kopması
Uzmanlara göre beyin, kafa koptuktan sonra saniyelerce fonksiyonlarını sürdürüyor. Fransa'daki raporlara göre 18'inci yüzyılda giyotinli idamlarda kopan kafada 30 saniye kadar yüz mimikleri görülüyordu.
  • Yüksekten düşme
ABD'deki Golden Gate Köprüsü'nden atlayan 100 kurban, akciğerin iflas etmesi, kalbin patlaması ve kırık kaburgaların iç organlara zarar vermesi sonucu öldü.
  • Elektriğe kapılma
Evde bir şekilde elektrik akımına kapılma kalbi durdurabiliyor. 10 saniye sonra da bilinç kapanıyor. Ancak elektrikli sandalyede idam edilen mahkûmların ölüm nedeni beynin aşırı ısınması ya da boğulma oluyor.
  • Kan kaybı
1.5 litre kan kaybeden kişi kendini halsiz, susamış ve korkmuş hissediyor. İki litre kan kaybedildiğinde baş dönmesi ve bilinç kaybı başlıyor.
  • Dekompresyon(Basınç Kaybı)
Ani basınç kayıplarından kurtulanlar göğsüne vurulmuş gibi ani bir acı yaşadıklarını anlatıyor. 15 saniyeden az süre içinde de bilinç kaybı yaşanıyor.
  • Kalp Krizi
En çok rastlanan olay, kaslar oksijen alamayıp çırpınmaya başladığında hissedilen göğüs ağrısıdır. Kalbin normal ritminin bozulması, kalp atışlarını durdurur. Bilinç kapanır, ölüm gerçekleşir.
  • Asılma
Yağlı urganla asılarak boğulma 10 saniye içinde bilinç kaybına yol açıyor. Fırlatma tarzı asılmalarda amaç, boynun kırılmasını sağlamak. Ancak bu yöntemle asılan mahkûmlarda ölümlerin yine boğulmadan kaynaklandığı belirlendi.
  • Zehirli İğne
ABD'de idamlarda kullanılan yöntem doğrudan kalbi durduruyor. Araştırmalar, mahkûmların yanma ve büyük acı hissettiğini gösteriyor.
 __________________________________

Aziz kardeşlerim,
Ölüm denen hadisenin bilimsel açıdan tahlilini yapmaya çalıştım. Ölüm madde nazarında bir yok oluş olarak bilinsede İslam nazariyesinde ebediyete ulaşmada bir pasaport vazifesi gören hadisedir.

Ölümü sevgililer sevgilisine ulaşmada bir araç olarak gördüğü için ölüm gününü bayram günü ilan eden İslam alimlerimiz vardır. İnancı olmayan bir insan ölümü düşünmek istemez. Gerçek ile yüzleşmekten kaçar. Mutlaka tecrübe edeceği ölümü hatırına getirmek istemez. Fakat İslam ölçüsünde "Yarın ölecekmiş gibi ahiret, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışın." düsturu vardır.

Sanırım NTV'de yayınlanan bir programdı. 10 tane kadının sunduğu bir programda konu nasıl oldu ise ölüme kadar geldi. Ve nihayetinde kendini bilmez, akıl yoksunu bir kadın Karacaahmet Mezarlığının girişinde yazan Allah kelamını çok itici(haşa) bulduğunu söyledi. Ne yazıyordu peki; "her canlı(nefs) ölümü tadacaktır.". Ölüm hadisesinden korkan insanlar, acaba ahirete birşey biriktiremedikleri için mi korkuyor yoksa bu dünyayı çok sevdikleri için mi merak ediyorum.

1 yorum:

  1. dediğin gibi garip bir yazı ama mükemmel bir yazı.heğimiz birgün öleceğiz.

    YanıtlaSil