30 Ağustos 2011 Salı

Ramazan Bayramınızı ve 30 Ağustos Zafer Bayramınızı Tebrik Ederim.

Başta bütün zamanın en büyük iman devi olan aziz Türk Milleti olmak üzere bütün İslam Aleminin mukaddes ramazan bayramını tebrik eder, sancılı bir süreç geçiren müslüman halkların haklı davalarından zafere ulaşmasını yüce Allah'tan niyaz ederim.

Bu mukaddes gün aynı zamanda, tarihi emsalsiz kahramanlıklar ve zaferler ile dolu olan aziz Türk Milleti için son derece anlamlı bir gündür. Bu vesile ile aziz Türk Milleti'nin 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutlarım.

27 Ağustos 2011 Cumartesi

İçimdeki Çıkmaz (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eeaa
İçimdeki Çıkmaz
Çığlıkların senfonisi var bu gece,
Odamda ayak seslerim geziyor, gizlice...
Bir an duraksıyorum, belki korkudan,
Birisi geliyor güneşin doğduğu diyardan.

Bir perde var gözümde, perdede gölge...
Bir gölge ki, içimde yatıyor sere serpe.
Uyutmuyor beni soğuk kış geceleri,
Evet, bu gecelerde diziyorum heceleri.

Kalemim mürekkep kusuyor kâğıtlara,
Besteler yapıyorum en acı ağıtlara,
Dinmez bir sancı var kararan yüreğimde.
Görünmezlerin çivisi var akıl direğimde.

21 Ağustos 2011 Pazar

Gölgeler (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eaea
Gölgeler
Hangi yetimin katiliydi bu kanlı eller?
Hangi hücremde gizliyordum bu katili?
Her gece günahına ağlayan yaşlı gözler,
Ateşten yastığımda huzur buluyor belli.

Aysız geceden daha karanlık bir kalbim var.
Düşlerime doğacak güneşi bekliyorum.
Gözyaşıyla ısıttığım avuçlarıma yağıyor kar,
Her gecenin ardına bir karanlık ekliyorum.

Nereye dönsem hep aynı ufuk, aynı nokta...
Ben nurlar ülkesinde karanlıkta kaldım.
Ruhuma işlenen bir günah var nokta nokta.
Yelkovana aşık akreple zamanı saydım.

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Harlem'in Beyaz Atlısı / 10. Bölüm

O Harlem'e, ben İstanbul'a...
Önemli uyarı: Bu hikayede yer alan kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür. Gerçek ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.

Yankee Clipper
Yankee Clipper ekspresi gecikmişti. Boston-New York arası gün aşırı seferleri, New Haven ve Hartton şirketlerinden başka üstlenen yoktu. Adam akıllı ulaşım şirketide yoktu zaten. Rayların titrediğini hissettim, bir an için... Sanırım Yankee Clipper ekspresi yaklaşmıştı. Dediğim gibi oldu, çok geçmeden yolcularını almaya başladı. Yolcular arasında kızıla çalan ten rengi ile kendisini farkettiren Malcolm Little'da vardı. Boston-New York arası ortalama dört saat sürmekteydi.

Yankee Clipper'ın dar koridorlarında gezinmeye başladı. Açık bir pencere bulmuştu nihayet. Rüzgara karşı güneşin yakıcılığını hissediyordu, kavruk kızıl teni üzerinde. Hemen sağında o zamana göre kaliteli sayılabilecek bir yol akıp gidiyordu. İşte, 1958 model bir Cadillac var gücü ile tren ile kapışıyor, bazen yorulup nefeslenmek için yavaşlıyor...

18 Ağustos 2011 Perşembe

Gece Devriyesi (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eaea
Gece Devriyesi
E: Evet. Dördüncü kattan işaret ediyorlar.
B: Hey baksana, bir şeyler oluyor orada.
E: Neyin var senin? Sadece eğleniyorlar.
B: Ben kontrole gidiyorum, sen kal burada.

E: Biraz yavaş ol, bende seninle geliyorum.
B: Hayatın boyunca hiç koşmadın mı sen?
E: Şşş, biraz sessiz ol, garip sesler duyuyorum.
B: Feneri ver, yukarıyı kontrol edeceğim ben.

E: Acele et dostum, girişte bekliyorum seni.
B: Bu arada arabayı bıraktığımız yerden getir.
E: Anahtarları at o zaman,tekrar getirme beni.
B: Tut... Aşağı düştü sanırım, bodruma gir.

E: Feneri getir, aşağısı ürkütücü gerçekten,
B: Tamam biraz bekle, bu kokuda neyin nesi?
E: Kan kokusu sanırım. Zor değil, gitmekten...
B: Bu kadar korkak olma... Ayak sesleri...

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Bir "Psychedelic Rock" çalışması, Suskunluğun Ötesi...



Sözleri olmasa bile insanı uçurmaya, kanatlandırmaya yetiyor. Haksız mıyım?
Erkin Koray'ın "Erkin Koray Tutkusu" isimli albümünde bizlere armağan ettiği, bir psychedelic rock çalışması olan bir eser.

Eserde Erkin Koray'ın karakteristik gitar rifflerine sık bir şekilde rastlamaktayız. Kendine has bir gitar yorumu var. İlk dinlediğimde, ilk 40 saniyeden sonra sözlerin akışını bekledim lakin eserin ensturmantel bir eser olduğunu şarkının ortasında anladım. Lakin bu notaların üzerine bir şarkı sözü gerekir mi bilmiyorum. Ara sıra bu tür paylaşımlarda bulunuyorum. Artık anlamışsınızdır, bir Erkin Koray dinleyicisi olduğumu. (: Esen kalın...

11 Ağustos 2011 Perşembe

Bu filmdeki kişiler ve olaylar tamamen hayal ürünüdür.

O: Saat kaç?
Ben: Yarıma yarım var...
O: Gitmem gerekiyor.
Ben: Biraz daha kal.
O: Son bir çay o halde.
Ben: Karanfil aromalı var.
O: Olur.
Ben: Pazar günü için bir planın var mı?
O: Evet var.
Ben: ...
O: Bir şey mi diyeceksin?
Ben: Kaç şeker?
O: Üç, pazar günümü niçin merak ettin.
Ben: Yeni bir film gelmiş, sinemaya.
O: Her hafta bir yeni bir film geliyor zaten.
Ben: Evet. Türk sineması gelişti gerçekten.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Kara Kıta'ya yapışmış bir kene: Batı Adamı

Batı Adamı...
Gittiği her yere kan, açlık, yokluk, ölüm götürmüş, bir gözü altın madenlerinde diğer gözü elmas madenlerinde; koltuğundan yıllık kârının-aylık sömürü gelirlerinin hesabını yapmak ile meşgul katil...

Yüzlerce yıldır Afrika'da sömürü imparatorluğunu tesis etmiş, evvelce bölgeyi köle pazarları olarak kullanıp insanlarını dahi satmış batı adamından bahsediyorum... Günümüzde yaşanan bu felaketin tek sorumlulularından birisi olan katillerden bahsediyorum.

Sorumlular dedim. Bu felaketin mimarlığını üstlenen başka kim var.
Bu felakete rıza gösteren bizlerde bu dramın mimarlarından birisiyiz. Yüzlerce yıldır Osmanlı himayesinde hayatlarını devam ettiren bu insanlar hemen hemen 300 yılı aşkın bir süredir sömürülmektedir. Açlık ve kıtlık felaketini yaşayan ülkelerin başbakanları veya liderleri ise bu duruma seyirci kalmakta efendisi olan batı adamına rıza göstermekte, fil dişi kulelerinden olup biteni -batı adamının kendisine verdiği kemiği yalayarak- izlemektedir.

5 Ağustos 2011 Cuma

Yeni Türkiye Cumhuriyeti (İnceleme)

Kitabın yazarı Graham E. Fuller'dir. İslam üzerine araştırmalarının olduğu ve daha öncede bu konu ile ilgili olarak kitaplar yazan, tahlillerde bulunan bir yazar...

Kitap, Türk insanının okunması için tesis edilmiş diyebilirim. Kitabı satın almak niyetinde iseniz eğer, ön yargılarınızı bir kenara bırakmanız gerekir. Türkiye Cumhuriyeti'ni bir yabancının gözünden, bir yabancının penceresinden mi izleyeceğim, sorusunu biraz ertelemenizi istiyorum. Yazar hakkında biraz konuşmam gerekiyor.
Graham E. Fuller Amerikan Rand düşünce kuruluşunun daimi politik danışmanı, ABD Merkezi Haberlama Teşkilatı'nın (CIA) eski Milli Haberlama Konseyi  yardımcı başkanı, yazar, ABD devlet görevlisi.
İncelememize başlayalım o halde.
Kitabın baskısı insanın gözünü yormayacak şekilde tasarlandığından, bir kaç saatlik okuma aktivitelerinde aralıksız devam edebilirsiniz. Kitabın kapağından bahsetmek gerekirse -yazının sonunda mevcut- kitabın neyi anlattığı hususunda ipucu vermektedir.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Sevmek Yok Artık (Kendi sesimden dinleyin)


Yine yeniden...
Hatırlarsınız şurada ki şiirimi... Hani ismi, Sevmek Yok Artık idi. Hatırladınız değil mi?
İşte o şiirimi seslendirdim. Belki aranızda seslendirdiğim şiirlerimden sıkılanlarınız olmuştur. Ama belli bir süre katlanmalarını tavsiye ediyorum. :) Sesimden yeteri düzeyde verim alamadım. Ramazan olması münasebeti ile açlık ve susuzluğun ardından gelen bitkinlik ve halsizlik hissi sesimi istediğim gibi kullanmama engel oldu. Çağatay, yeni sesli şiirlerimi bekliyordun. Umarım fazla bekletmemişimdir.

Sükûtun Senfonisi-5

Hadi bu yazıda ölümü irdeleyelim. Hepimizin birgün mutlak suretle tecrübe edeceği olan ölümü ne kadar tanıyoruz?
Hepimiz en büyük korkusunu, çaresi olmayan ve kaçışı da olmayan bu hadisenin tahlilini yapalım.

Tanımı ile başlayalım. Ölüm nedir?
Bilimsel olarak bir tanımlamaya başvurmak gerekirse; ölüm, bir canlı varlığın ( hayati faaliyetlerinin kesin olarak sona ermesidir.

Canlının ölümü kademeli olarak gerçekleşir. Sırası ile bu kademeler-aşamalar:
  • Pallor mortis, solukluk, ölümden itibaren ilk 120 dakika içinde gerçekleşir.
  • Algor mortis, vücut ısısında geri dönüşü olmayan düşüş
  • Rigor mortis, ölüm katılığı, kasların ölünen haldeki kasılma/gevşeme durumunda aynen kalması
  • Livor mortis, Kanın vücudun alt bölümlerinde toplanması
  • Dekompozisyon, çözünme, bedenin daha basit yapı taşı maddelerine ayrılması

2 Ağustos 2011 Salı

Soğuk Bakışlar (Kendi şiirlerimden)

Ölçü: Serbest
Düzen: eaea
Soğuk Bakışlar
Bakışların kadar soğuk bir gündü,
Resimlerine baktım ısınmak için.
Neden sonra gözlerinde ki ışık söndü?
Aşkı bekleyemem, bana hep uzaktı için.

Sahte bir gülüşün vardı resimlerde,
Hayalimdeki yüzün gidince anladım.
Donduran bir soğukluk var ellerinde,
Cehennem soğukmuş gözlerinde anladım.

Her anıma saklanmış bir sen var...
Saniyeleri sayıyorum sana rastlamak için,
Bilsem ki çarpan yüreğinde bir ben var.
Kanında geziyorum kendimi bulmak için.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Ramazan- Şerifi sadece aç kalarak geçirmeyelim.

Biraz sonra rahmet kapıları ardına dek açılacak.
Hem fiziki olarak hem manevi olarak bütün bir günü Allah'a ibadet ile geçireceğiz.
Günahlarımızdan arınacağımız, bütün dünyevi hadiseleri bırakıp, günah işlemekten kararan yüzsüz çehremizi Allah'a döneceğimiz, ellerimizi semaya açıp alemlere rahmeti ile manto gibi bürüyen Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hürmetine af dileyeceğimiz, bir zaman dilimine kavuşmanın heyecanı içerisinde bütün bir İslam aleminin mübarek ayını tebrik ediyorum.

Yılın 11 ayı boyunca yaratıcımızdan bihaber nefes alıp verdikten ve bu halin ismine yaşamak deyip, nihayet eriştiğimiz ramazan ayında Allah'tan merhamet ve rahmet dilemek... Allah'ı belirli zaman dilimleri dışında hatırlayamamak...

Nasıl bir hastalıktır, bu?.. Bizler hangi yüz ile günahlarımız için af dileyeceğiz. Tövbemizin kabulü için hiçbir aksiyon göstermeden, birşeylerin kendiliğinden gerçekleşmesini bekleyip, hazırcılık hesabında bir reaksiyon halindeyiz. Said Nursi Hazretlerininde ifade ettiği gibi "Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil."