7 Temmuz 2011 Perşembe

Türkiye'de "edebiyatçı" olabilmek...

Üzülerek söylüyorum ki bu ülkede sanata ve sanatçıya "köpek" kadar değer verilmiyor.
Türkiye sanatın bu denli dibe vurduğu bir devri daha önce yaşamamıştır.
İçine düştüğümüz "üretememe" çukurunda debelendikçe daha çok batıyoruz.
Popüler kültürün kurbanları arasına "edebiyatımız" ve "edebiyatçılarımız" da çoktan girmiş durumda.
Özellikle edebiyatın "şiir" alanında muazzam bir düşüş yaşamaktayız. Sanatsal açıdan hiçbir itibarı olmayan, içeriğinde hiçbir mana taşımayan ve ismine "şiir" dedikleri, düz yazıdan farksız cümleleri "şiir" etiketi altında yutturmaya çalışanlar, kendilerini sanatçı ilan ediyor. Sanat açısından dünyada "farsça" ile beraber elverişli ve en zengin dil olan "Türkçe"de muazzam bir derecede yozlaşma var.

Artık yayın evleri dahi "şiir" ismini duyduğunda, satılmaması endişesi ile kaçışır duruma geldi.
Hatta ve hatta "dört satırlık şarkı sözü" yazan bir insan bile kendisini şair olarak görmekte...
Bu acı durumun etkisi "Türk Müziği"nede yansımış durumda. Biraz bas ve biraz tiz ritimlerin üzerine okunulan kafiyeli tekerlemelerin en çok satılanlar listesine girdiği bu ülkede bu durumu çokta garipsememek lazım gelir.
Fakat bunu ihtar edecek kimsede olmayınca sesimin şiddeti ölçüsünde böyle bir yazı yazmayı gerekli buldum.

Beni takip edenlerde çok iyi bileceklerdir ki, edebiyat sanatının "şiir" dalı ile yakından ilgiliyim. Her zaman söylemişimdir.
"Şahsımın, gerçek bir yazarın kaleminden sızan mürekkep damlası kadar itibarı ve ehemmiyeti yoktur."
Sakın bu yazıyı "kişisel bir yakınma" olarak algılamayın. Olaya genel olarak bakmak icap eder. Birkaç istisna ismin dışında gerçek bir sanatkâr bulmanın imkansızlaştığı bu emperyalist çarklar arasında ayakta kalmaya ve hayatını idame ettirmeye çalışan aziz insanlara karşı büyük bir hürmet beslemekteyim. Benim mustarip olduğum esas konu dediğim gibi;
Ülkemizde "sanal ortamda" kendisini teşhir eden sanatçı bozuntusu fahişelerin itibar gördüğü kadar bir sanatkârın itibar görmemesidir. Büyük çabalar sarfederek, gökleri avuçlarına sığdıracak kudretteki bir nesli yerle bir eden bu insanların bütün amaç ve gayesi "para"dan başka birşey değildir.

Ülkemizde yabancı "fantastik, bilim kurgu..." roman yazarlarının kitapları satış rekorları kırarken, büyük şair-yazar-fikir ve aksiyon adamı-misilsiz kahraman-büyük doğu hareketinin kurucu NECİP FAZIL KISAKÜREK'in eserlerinden bihaber bir nesil filizlenmiş, çoktan dallarını salmış vaziyettedir. Zamanında kurutulamayan "dıştan kopya" modasına kurban edilen öz kültürümüz bugün insanımız tarafından utanılır bir hal almıştır. Atalarını yabancılar karşısında büyük bir gurur ve aşk ile müdafaa etmesi gereken insanlar, Osmanlı ismini duyduğunda kendi tarihine bir taarruz hareketi başlatmaktalar. Bunun "edebiyat" alanındaki zuhurunuda yaşıyoruz, yaşamaktayız.

İnsanlarımız "şiir seslendiren" şarkıcıları dahi "şair" olarak niteleyecek kadar bilgisiz hale geldi. Bu, özümüzden kopuş halinden kurtuluşumuz sadece "asli kimliğimize" yeniden dönmemiz ile mümkün olacaktır. İşte reçete;
Türk'ü "batı adamına", kendi tarihini yok saydırma ve özümüze küfrettirme pahasına kabul ettirmeye çalışan insanımsıları toplumumuzdan temizleyerek, çürüttükleri, kurtlandırdıkları gençliği yenide TÜRK vasfı kazandırmak sureti ile bu bataklıktan kurtulabiliriz. Allah'ın selamı üzerinize olsun....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder