21 Temmuz 2011 Perşembe

Durum raporu-12


Bu yaz da böyle gelip geçti... Tatil yapma fırsatı bulamadığım bu zaman dilimini zamanım müsait olduğu kadar yazarak geçirmeye gayret ediyorum.
Ara sıra çalışmaktan bir bıkma-bezme hali gelse bile kendimi motive ediyorum. Bu arada günün temposuna ve yoğunluğuna inat yazma sıklığımı artırdım.

Daha önce  tamamladığım fakat tefrika şeklinde yayına almayı planladığım bir hikayem vardı. "Harlem'in Beyaz Atlısı"... 20 kadar bölüm yazmıştım. Fakat büyük bir talihsizlik yaşadım. Hikayenin bölümlerini otobüste unuttum. Bir dalgınlık haline denk gelen bu olay yüzünden hikayenin yarısını baştan kaleme almak zorunda kaldım. Genel akışı bozmasamda, kahraman üzerinde yaptığım psikolojik tahlillerimi toparlamam epey zaman alacaktır.

Bu arada şiir konusundada bir takım değişikliklere gittim. Şu sıralar daha fazla serbest ölçü ile şiir yazıyorum. Kendimi daha özgür hissediyorum. Fakat bu özgürlüğün vermiş olduğu bir sanattan kopuş korkusuda yok değil. Daha önce hece ölçüsü ile kaleme aldığım şiirlerimde bir emek harcıyordum. Fakat serbest ölçü ile yazarken sadece yazıyorum, matematik hesaplarını bir kenara bırakıp mısraları 11'li kalıplara sıkıştırmıyorum. Peki hece ölçüsü kullanırken özgür değil miyim?

Elbette özgürüm fakat hece ölçüsü ile yazdığım şiirlerimde ölçünün yanı sıra duraklarada azami derecede dikkat ediyordum. Beni en çok zorlayan nokta idi... 4+3 duraklarında sorun yaşamıyordum fakat genelde 11'li hece ölçüsünü tercih ettiğimden 6+5 duraklarına uymak zorundayım. Bu açıdan hem ses ahengini yakalamak hemde manayı korumak benim için zor oluyordu. Neyse fazla laf salatası yaptım sanırım.

Bunların dışında herşey normal. Ramazan ayını bekliyorum, o mübarek ayı dolu dolu yaşamak için sabırsızlanıyorum. Şimdiden bir takım planlar yaptım. Ramazan boyunca gezeceğim camiilerin listesini oluşturdum.

Birazda sanal mecradan bahsedeyim. Twitter'dan yakında nefret edeceğim, tt bölümünde o kadının ismini görmek istemiyorum artık. Bir taraflarını teşhir ederek hayatını idame ettirmek bana ...'tur. Ben facebooktan kaçıyordum, daha beterine çattım diyebilirim. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak bu olsa gerek.

Yeni bir Football Manager 2011 kariyerine başladım. Her zaman olduğu gibi "Juventus" takımının teknik direktörlüğünü üstlendim. İlk iş olarak Javier Pastore harikasını 40 milyon €'ya transfer ettim. Vaclav Kadlec ismin genç bir forvet aldım. Tecrübe kazanması için Udinese'ye kiraya gönderdim. Takımdaki gereksiz oyuncuların bir kısmını sattım bir kısmını serbest bıraktım. Ligin başında Buffon sakat başladığından Storari ile yetinmek zorundayım. Hazırlık maçlarım harika idi. 10-0'lık Honka maçı komedi idi resmen. Beni üzen tek şey ise Del Piero'nun zayıf kalışı... Ona özel antreman programı hazırladım. Biraz olsun toparlayabildim efsane kaptanı... Hala frikiklerden gol atıyor olması birkaç sezon daha kaptanlık bandını takacağını gösteriyor. Ezeli rakibimiz Milan ile oynadığım hazırlık maçında 1-1 berabere kaldım. Ama başkanın bana olan güveni tam. Son olarak kulubü biraz borç batağına sürükledim. 40 milyon €'ya patlayan Javier Pastore transferini 48 takside böldüm. Şimdi ilk hafta maçları başlayacak. Her gece bir saatimi bu merete ayırıyorum. Harbiden iyi sardı.

Twitter'dan söylemiştim. 15 sezonluk kariyerimi birisi silmiş... Yedek almayıda unuttuğumdan kurtaramadım geçen yılları. Alex Ferguson'un hemen ardında idim, puan sıralamasında...
Son olarak oynadığım taktik: 3-1-3-1-2

2 yorum:

  1. Güzel bir günce olmuş eline sağlık.Ara ara bu gariplikleri yap :)
    Aman kardeşim sen sen ol sakın şike yapma. (hile) :D tadı çıkmıyor sonra.

    YanıtlaSil
  2. Kıymetli yorumun için teşekkür ederim kardeşim.

    ;-) hile yapınca bir anlamı kalmıyor. lezzetini veremiyor.

    YanıtlaSil