13 Temmuz 2011 Çarşamba

Bir Gün (Kendi şiirlerimden) + şiirin hikâyesi

Bir hikâyesi var bu şiirimin...
Saniyelerini özlemi hasrete karıştırarak eriten insanlar vardır.
Belki sevgisine, hislerine karşılık bulamaz; belki gönlünü bağladığı insan tarafından nefret edilir...
Fakat hep "bir gün sevecekmiş gibi" bir his taşır içerisinde...
Genç adam, düşlerini süsleyen insan hemen yanı başında olmasına rağmen bir türlü erişemez ona, seslense duyacaktır fakat duvarda ki hayali ile konuşur her zaman.
Başkasına hayat veren o eller kendisi için ölüm olmuştur artık. Taşıyamaz bu aşkı, hisleri ağır gelmeye başlar. Kalabalıklar arasında yalnızlık çekmektedir. Sanki ışıklar ülkesinde karanlığı yaşamaya mahkumdur.
Geçte olsa anlar, bir zaman hayali ile konuştuğu insanın kendisi için ızdırap kaynağı olduğu gerçeğini nihayet idrak eder.
Fakat yinede dayanamaz, hislerine söz geçiremez. Yalnızlığı tek dostudur. Bir gün üzerine ayın gölgesi düşer, ılık teni yavaş yavaş soğumaya başlamıştır, gözlerindeki ışık yerine pürüzsüz bir karanlığa bırakır.
Derin bir sessizlik alır, gecenin çığlıklarını bastıran tek ses ateş böceklerinin şarkısıdır. Anlayacağınız bu bir intihar girişimidir.
Tesadüf bu ya, kararan gözlerin üzerinde bir el feneri belirir. Yaşlı adam genci arabasına bindirip doğruca hastahaneye yetiştirir.
Cebinde bir mektup bulur. İki kelime yazmaktadır: "Elveda Sevgilim".
İhtiyar gencin telefonuna uzanır. O sırada gencin telefonu çalar. Arayan kişi genci öldüren gözlerin sahibidir. Yarım saat sonra hastahanede olur.
Ne değişmişti ki? Sanırım vicdan kuyularında boğulmak istememişti.
Eskiden varlığını bile umursamadığı o gence şimdi "kan" veriyordu. Genç adam, bir an için gözlerini bu karanlık dünyaya kapatsada, genç kızın ellerinde aydınlığa tutunmaya çalışıyordu.
Genç kızın gözleri o gece tanıştı gözyaşı ile... Buz gibi kalbinde donan gözyaşları erimeye başlamıştı. Aslında eriyen gözyaşlarında saklı idi genç adamın hayatı. Nihayet gözlerini biraz aralar... Ellerinde ki soğukluk yerini ılık gözyaşlarına bırakır. Sessizliği bozan tek şey, cama vuran yağmur damlalarıdır.
Bir ömür boyu beklediği o an gelmiştir. Genç adam, yüzünde soğuk bir tebessüm bırakarak gözlerini bir daha açmamak üzere kapatır.
Onsuz günlerinde "bir tırtıl" olan hayatı, nihayet sevgilisinin ellerinde "bir kelebeğe" dönüşmüştü. O soğuk eller, o siyah gözlere bir gün dokunabildi. Öyle ya; kelebeklerde bir gün yaşarmış...

Bir Gün
Taşıyamıyorum bu aşkı artık,
Işıklar ülkesinde karanlıkta kaldık.
Rüyalarımı mesken tutan sensin,
Tarifsiz ızdıraplarımın tek nedenisin.
Ilık tenim birgün soğuduğu vakit,
Lütfen gözyaşlarını ertimeden git.

Kapattım bir an gözlerimi karanlığa,
Ellerinde yeniden doğdum aydınlığa.
Lazım olan bir damla gözyaşıydı,
Eriyen damlalarında hayatın akışıydı.
Bir gün olsada ömrün ellerinde,
Ellerinde bıraktım herşeyi, gözlerinde...
Kapanan gözlerim değil, sensiz gecelerimde...
                                      Eyüp Aktuğ

2 yorum:

  1. Çok iyi yazmışsın yine kardeşim.Hikaye de bir o kadar güzel.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim aziz kardeşim.

    YanıtlaSil