14 Haziran 2011 Salı

Sözcü gazetesi, aziz milletimizi hasta ilan etti.

Halka küfreden halkçı olur mu?
Milli kurtuluş mücadelemizin kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." diyerek Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetim biçimi belirlemiştir. Demokrasi tohumlarını 23 Nisan 1920 atarak kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin duvarınada yazdığı bu cümleyi, günümüzde kendisini aydın, gazeteci olarak ilan edenler tarafından her fırsatta silinmeye çalışmaktadırlar.

Sloganı "Halkın Sesi" olan Sözcü gazetesi aziz milletimizi hasta ilan etti. Evet yanlış okumadınız. Her fırsatta yineledikleri "biz halkın sesiyiz." cümlesini dün ki manşeti ile bir kez daha perçinledi. Gazetecilik mesleği ve ahlakına sığmayacak bir yazıyı yayınladılar. Yayımlanan yazı resmen aziz milletimize hakaretlerin en büyüğünü ediyordu.

Gazetenin ilk sayfasında seçim sonuçlarını "TÜRKİYE SARILIK OLDU" başlığı ile veren ahlaksız gazete AK Parti'ye oy verenleri hasta olarak nitelendiriyor, aziz milletimizin kararına saygı duyması gerekirken milletimizi hasta ilan etti. Halkçı geçinen bu kağıt parçası desteklediği parti veya partilerden istediği sonucu bulamayınca, kendisi ile aynı zihniyette olan ve aziz milletimize "aptal" diyen millet düşmanı insanların dilinden konuşmaya başladı. Yandaş gazete olmadığını iddia eden bu paçavra gazetesi 13 haziran günü bunu birkez daha kanıtladı.

Gelelim esas hakarete... Bu gazetede kendisini gazeteci sanan bir insan var. Bu ahlaksız, terbiyesiz, edepsiz adam, hakaret dolu yazısına "DEVEYİ DİKEN" başlığını atmış. Yazısından bazı bölümleri paylaşmak istiyorum.

Sözcü gazetesinin sözde yazarı seçim sonuçlarını beğenmeyince belden aşağısını düşünüp bu yazıyı kaleme almış. Çiftçisine, emekçisine, işçsine, köylüsüne, şehirlisine, memuruna... topyekün bütün bir millete belden aşağı bir küfür ile hakaret etmekte. Referandumdan sonrada "EVET" diyen aziz milletimizi "soytarı" ilan etmişti. Yazımı sonlandırırken sözde gazetecinin hakaret dolu yazısından bazı bölümleri paylaşmak istiyorum. İsteyen herkes bu ahlaksız adamı DAVA edebilir.
Artık kimse ağlamasın! İşçi, emekli, çiftçi, esnaf, yoksulluk ve açlık sınırında yaşayanlar, coplanan, gazlanan Tekel işçileri, fındık, çay üreticileri, ataması yapılmayan öğretmenler, taşeron firmalarda çalışan yüz binler, şifre mağduru öğrenciler ile aileleri...
Pazar gününe kadar ağlaşanların hepsi aynı bilinçle oy kullanmış olsaydı, pazar günü kibir patlaması yapan bu iktidar devrilip gitmiş olurdu. Kör bile aynı kuyuya iki defa düşmez... Türkiye'de ise, aynı kuyuya üçüncü defa düşenler AKP'yi üçüncü defa iktidara getirdi.
Demek ki "DEVEYİ DİKEN (gerisini siz bilirsiniz) o tekerleme doğruymuş!..
Ahlak yoksunu bu yazar, rezil yazısında çiftçilerede hakaret etmekte. İşte o rezil bölüm:
"Çiftçi gübre diye ağlıyordu, mazot diye ağlıyordu, elektrik borcu diye ağlıyordu. "Traktörümü satmak zorunda kaldım" diye ağlıyordu.
Bu ağlaşan çiftçilerin yaşadığı Orta Anadolu'dan AKP neredeyse tulum çıkardı!.. Bu da, "Deveyi diken" diye başlayan lafın haklılığını gösterdi. "
***
Aziz kardeşlerim bu ve bu cins yazarların meselesi demokrasi değil. Halk üzerinde kendi fikirlerini görmek isteyen bu yazarlar umduklarını bulamayınca hemen bel altı rezil bir üslup içerisinde hakaret edici yazıları ile kendilerini, egolarını tatmin yoluna gidiyor. Halkın iradesine saygı duymak yerine faşist zihniyetinin esiri haline geliyor. Vesselam...

Ahlak yoksunu yazı...
Veda ederken: Bu ilk değil !..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder