2 Nisan 2011 Cumartesi

Felsefe, tasavvuf’u inkar etmez.

Tasavvuf konu bakımından felsefenin alanına girmektedir. Fakat buna rağmen tasavvuf felsefi bir ekol, bir akım değildir. Kimilerince tasavvufun ilhama dayalı bir sistem olduğunu ileri sürselerde tasavvuf için akıl bu dünyanın maddi açıdan delilidir.

Fakat metafizik alemin tamamıyla anlaşılması için sadece aklı kullanmanın yetersiz olduğunu kabul eder ki bana görede doğrudur. Biraz öncede dediğim gibi tasavvuf ve akıl birbirini tamamlayan ögelerdir. İç ve dış dünyanın algılanmasında akıl büyük bir pay sahibidir. O halde algılardan soyutlanmış bir tasavvur olamaz.

Tasavuf hem teorik olarak hem pratik olarak tam bir düşünce halidir. Teorik olarak elde ettiğimizi pratik olarak uygulanmaz ise tasavvufun gereği yerine getirilmiş olmaz. Bu nedenle, tasavvufi gerçeğe kavuşmak için bu yola girmek ve nefsi arındırmak gerekir.

Tasavvuf ile elde edilen bilgide şüpheye yer yoktur. Bu sebepten septisizm akımı ile bağdaştığını kabul edemeyiz. Fakat tasavvuf önde gelen temsilcilerinden birisi olan Haris el-Muhasibi ve Gazali’ye göre insanları tasavvufa yönlendiren şey şüphedir. Diğer tassavvuf alimlerine göre ise insanları tassavvufa yönlendiren güdü içsel arayıştır (Mevlana Rumi).

Her iki durumdada hakikate götüren yol bir noktadan sonra keşiştiğinden ayrım yapmanın zararlı olacağı kanatindeyim. Tasavvuf ilerleyen safhalarında şüphe barındırmamasına rağmen, tasavvufa giriş başlangıcında şüphe ve insanın içine düştüğü zihinsel ve gönülsel boşluktan kaynaklanan arayış vardır(İmam Gazali).

***

Tasavvuf ile mistisizm akımı arasındada bir bağ olduğunu görmekteyiz. Mistisizm daha genel bir kavram olarak her dinde farklı olarak ortaya çıkmış, dinlerin manevi yönlerini anlatmaktadır. Mistikler, yaşadıkları din, kültür ve medeniyet ortamında şekillenirler. Bu nedenle kavram olarak bu şemsiyenin altında incelenseler de birbirinden farkları vardır.

İnternette biraz araştırma yaptığımda tasavvufun mistisizm’den farklarının şunlar olduğunu gördüm.

Mistisizm’de ıstırap önem taşıdığı hâlde tasavvufta ıstırabın özel bir yeri yoktur.
Tasavvufta terbiye metotları fertlerin karakter yapılarına göre farklılık arz ettiği hâlde, mistisizmde bu farklılık ve zenginlik yoktur.
Tasavvufta mânevî yükseliş için ferdî gayret esas olduğu hâlde mistisizmde değildir.
Mistik sadece vecd ehli olduğu hâlde, sûfî hem vecd ehli, hem de ilim talibidir.
Tasavvufta zikir ve şeyh ile birlikte bulunmak (sohbet) esastır. Mistisizmde böyle bir esas yoktur.
Mistisizm, rûhun cesede hakîmiyetini sağlama ameliyesidir. Tasavvuf ise rûhun arıtılıp Hakk’a vuslata erdirilmesidir.
Tasavvufta Peygamber yoluyla Allah’a ulaşmak vardır. Mistisizm’de peygamber veya bir mürşid-i kamil yoktur.
Tasavvuf şeriat kurallarının üzerine bina edilmiş olup İslam dininin bir yüzüdür. Tasavvuf İslam’dan bağımsız düşünülemez.
Tasavvufun ahlak kuralları tamamen İslam peygamberinin sünnet denen sözlü ve fiili hareketlerine dayanır. Tasavvuf özel anlamıyla sünneti harfiyyen yerine getirmektir. [Vikipedi]

Tasavvuf’ta bir takım temel kavramlar vardır. Onları bilmeden tasavvufun nedirini anlamak mümkün değidldir.
Şeriat:

Şeriat seviyesindeki anafikir “Seninki senin, benimki benim” dir.
Tarikat:

Tarikat seviyesindeki anafikir “Seninki senin, benimki de senin”dir.
Hakikat:

Hakikat seviyesindeki anafikir “Ne seninki senin ne benimki benim, herşey Allah’ın”dır.
 Veda ederken: Ne seninki senin ne benimki benim, herşey Allah’ın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder