28 Nisan 2011 Perşembe

Yüzyılın projesi "Kanal İstanbul"...

En nihayetinde açıkladı. Böylesine büyük yada çılgın bir projeyi beklemiyordum. İstanbul'u ve İstanbul Boğazını büyük bir yükten kurtaracak. Panama Kanalı'nın dört katı bir deniz trafiğine sahip olan İstanbul Boğazı ve boğaz çervresindeki tarihi doku her saat başı yaşanan tehlikeli gemi geçişlerinden kurtulup rahat bir nefes alacak.

Başbakanı dinlediğim kadarı ile "Kanal İstanbul" doğal kaynaklara kesinlikle zarar vermiyor. Bunun ispatlarını dün bu saatlerde gösterdi zaten. Bu çılgın projeye büyük destek var. Fakat ebedi muhalefet kanadındada çatlak sesler yok değil. Maksat AK Parti'nin hep karşısında olmak yaa, memleket için yapılan hizmetlere bile çamur atıyorlar.

Bu projenin bir seçim sermayesi olduğunu iddia edenlerde var. Varsayalım ki bir seçim sermayesi... Başbakan bu projeyi kendi hizmetine sunmuyor ki halkın hizmetine sunuyor.

#sonumvarmis | fotoğraf blogum (:


Geçenlerde taze bir blog servisi olan tumblr'dan bir hesap aldım. Peşinden sonumvarmis.tumblr.com adresini alarak bir fotoğraf ve video blogu oluşturdum.

#sonumvarmis'ta beğendiğim fotoğraf ve videoları kısa yorumlarım eşliğinde yayınlıyorum. Tumblr'ın kullanıcı kitlesi yabancı olduğundan takip edilebilirliğimi artırmak için genelde ingilizce dilde yayın yapıyorum.

26 Nisan 2011 Salı

Günahkâr Gençliğim (Kendi şiirlerimden)

Hece Ölçüsü: 11
Düzen: eaea
Günahkâr Gençliğim
Toparlayamıyorum heceleri,
Harfler de ruhum kadar sarhoş olmuş.
Soldurmam şarap kokan geceleri,
Kayan yıldızlar neden beni bulmuş?

Önce senin için bir dilek tuttum,
Çıkaramadım kadehlerden seni.
Gözlerine bakıp fezayı yuttum.
Boğamadın ki gözlerinde beni...

Ruhum kaynıyor ateş nefesinde,
Ellerinde ölüm bile tatlıydı...
Ben özgür müydüm gönül kafesinde?
Düşlerime kirpiklerin saplıydı.

Vehim mi gerçek mi? Gölgemdeki sen...
Arkamdan değilde önümden gider.
Anla, güneş ardımda kalmış derken,
Bu yolculuk ay ışığında biter.

25 Nisan 2011 Pazartesi

Utanıyorum (Kendi şiirlerimden)

Hece Ölçüsü: 14
Düzen: eeea
Utanıyorum
Bu adalet bu mahkeme, kimin için çalışıyor?
Hak şöyle dursun, kanunsuzluk çarkı dönüyor.
İçeriden ziyade dışarıdan korkuyor,
Hakimi gördükçe kanundan utanıyorum.

Cemiyet fert için mi fert cemiyet için mi?
İsterse asar, yükseltme sesini! Niçin mi?
Perdenin ardına bak, kefenin biçilmiş mi?
Oyunu gördükçe sistemden utanıyorum.

Bırak yıldızları saymayı, bak sokaklara.
Hepsi ayrı dünya, merhamet yok insanlara.
Özgürlük türküsü öğretirken çocuklara,
Söyleyeni gördükçe dilden utanıyorum.

Yutuverse herşeyi dipsiz vicdan kuyusu,
Bahar gelir mi dersin, biter mi kış uykusu.
Uyananlar kâfidir, bitirmeye kâbusu,
Kendimi gördükçe ruhumdan utanıyorum.
                                Eyüp Aktuğ

Serbest Kürsü'ye süresiz ara verdik.

Değerli "Serbest Kürsü" takipçileri, aziz dava aradaşım Ufuk KOCAKAPLAN ile birlikte oluşturduğumuz "Serbest Kürsü" isimli dergimizin yayınına süresiz ara vermiş bulunuyoruz. Bilginize...

23 Nisan 2011 Cumartesi

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı {Kutlama Mesajı}

Aziz Türk Milleti'nin ve tüm dünya çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı en içten duygularım ile kutluyorum...

19 Nisan 2011 Salı

Cennetimdeki Ateş (Kendi şiirlerimden)

Cennetimdeki Ateş

Sen ki ırmak başında ürkek bir ceylansın,
Gözlerindeki yağmur ırmağa can katar.
Annen baban ezel, ebed kadar yalnızsın,
Gözlerindeki yalnızlık dünyayı yutar.

Orman bütün varlığı ile cennettir sana,
Burada ölüm yok diyorlar, inanmıyorum.
Bir aslan görse kaçar bakmadan ardına,
Kaçsan aslandan, ben senden kaçamıyorum.

Bir avcı mı olmak gerek yaklaşmak için?
Bende ki aşk mıydı, niçin bu kaçışlar?
Tabiat diyorlar, hayatta kalmak için...
Ölümden kaçış varda aşka yok varışlar.

Soldu birden herşey, kurudu mu yapraklar?
Buraya kadarmış, ateşlerde cennetim.
Bir başka ormana alıp götürdü yollar,
Cennete ölüm mü getirecek hicretim?
                                Eyüp Aktuğ

REİS BEY, Sivas'ta sahne alacak


Provaları devam eden oyunda, Sivas Belediye Tiyatrosu bünyesindeki kursiyer öğrenciler rol alacak. 32 kişilik kadrosuyla seyirci karşısına çıkacak oyuncuların birçoğu ilk defa sahne heyecanı yaşayacak.

Sivas Belediyesi Eğitim Kültür Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Reis Bey” adlı tiyatro oyununa girişler ücretsiz olacak.

18 Nisan 2011 Pazartesi

Dinleyin: Erkin Koray - Allahaşkına



İlginç müzik çalışmaları her zaman ilgimi çekmiştir. Biraz önce youtube'da Erkin Koray'ın "Allah Aşkına" şarkısına ait klibini izledim. Çok hoş olmuş. 1977 senesine göre oldukça farklı. Aykırı demeyeceğim çünkü Erkin Koray'ın çalışmaları aykrılık sakızına öz oluşturmaz. Kısa kesip sizi şarkı ile başbaşa bırakıyorum...

16 Nisan 2011 Cumartesi

Kürsümden yükselenler-12

 ÇAĞ ÜSTÜ TEK DİN: İSLAM


Aziz kardeşlerim...
Yazıma başlamadan evvel sizleri aşkların, muhabbetlerin en büyüğü olan resul aşkı içerisinde selamlar, mübarek kutlu doğum haftasında, alemlere rahmet olarak gönderilen insanlığın zirve noktası peygamber efendimiz (s.a.v.) hürmetine mukaddes davamızın beklenen zuhuru göstermesini yüce Allah'tan diliyorum.

İslam... Ezel kadar eski aynı zamanda ebed kadar yeni olan, bütün kıymetleri içerisinde barındıran, tek ve mutlak olan yüce Allah'ın dünyaya ve insanlığa nizam olarak indirdiği tek ve mutlak din.
İslam fert açısından bir inanç sistemi, bir yaşam tarzı olduğu gibi cemiyet açısındanda bir nizam ölçüsüdür, bir yoldur. Ateş dolu toprağı cennet bahçelerine çeviren tek yol...

15 Nisan 2011 Cuma

Dostlukları çok eskiye dayanıyor (:

Aynı takımdan... Her zaman...
Başka kim vardı acaba (:

Onlara yeşil sahalarda çok yakıştı. Mecliste çok yakışacak. Türk futbolunun efsane ismi Hakan Şükür İstanbul'dan . bölge adayı oldu. Başbakan Erdoğan ile eskiden beri süregelen dostlukları şimdi meclis çatısı altında halka hizmete dönüşecek. Hakan Şükür'ün vekil olarak seçilmesi durumunda sporda şiddeti çözecek projeler üretmesini bekliyorum.

Resimde Kral, başbakanımızdan daha uzun duruyor, daha uzunmuş şimdi araştırdım.

2011 YGS Sonuçları Açıklandı. (Tıkla-Öğren)


9 Nisan 2011 Cumartesi

Zuhur (Kendi sesimden dinleyin)

Yine bir şiirim ile karşınızdayım. Bu defada kendi sesim ile beraber paylaştım. Bu sefer seslendirmiş olduğum şiirimin adı "ZUHUR"... Daha öncede sizlerle paylaşmış olduğum Zuhur isimli şiirimi bu kez NEY müziği eşliğinde okudum. Bu şiirde hece ölçüsü kullanmadım. Yine dörtlüklerden oluşuyor fakat serbest vezinde yazdım. Şiirimin sözlerine şuradan ulaşabilirsiniz.

Böyle giderse ilerde solo bir albüm hazırlayabilirim. Tabi şaka bir tarafa, tamamen amatör bir çalışma olduğu için hatalarımızı görmezden gelmenizi istiyorum. (:

4 Nisan 2011 Pazartesi

Rüzgar (Kendi şiirlerimden)

Ölçü:12
Düzen:eaea
Durak:7+5
Rüzgar
İnce bir meltem esti, sonraası çığlık,
Bir çığlık ki içimde, gözün duyduğu,
Bir çift gözde saklıdır karartan ışık.
Bir ışık ki içimde, ruhun boğduğu...

Rüzgar birden sertleşti, sonrası yokluk,
Bir yokluk ki içimde, varlığı yutan,
Herşey onda saklıdır, hayat tek soluk,
Bir soluk ki içimde, ölümü tutan...

Alıp götürdü beni başka toprağa,
Bir toprak ki içimde, dirilmek için,
Dirilmek için dönüp kuru yaprağa,
Bir yaprak ki içimde, ona su niçin?

Sardı birden herşeyi, bu ateş sıcak!
Bir ateş ki içimde, söndürmek neden?
Sönmemek için esen şu rüzgara bak,
Bir rüzgar ki içimde, arkamdan giden...
                                  Eyüp Aktuğ

Pusulam (Kendi şiirlerimden)

 Ölçü:12
Düzen:eeaa
Durak:5+7
Pusulam

E.
Ben değil miyim, ruhuma kaçan yalan,
Bir gölge gibi beni aynalarda bulan.
Ben değil miyim, geceye hasret güneş,
Fikir çölünde zamanı kokutan leş.
A.
Aradığın kim, sen neyi istiyorsun?
Sen benden değil kendinden kaçıyorsun.
Karanlıktasın, sonu yok topraklarda...
Faydasız güneş, sökmeyen şafaklarda...
E.
Çıkamaıyorum, ruhum maddeye mahkum,
Anahtar bende, şimdi kendime sorum,
Açıldı kutu, pusulamdaki deniz...
İşte hakikat, seccademi seriniz.
A.
Evet namazdır bizi kurtaran mana,
Göz görmesede görünecektir sana.
Sakın aldanma, sende değil maharet,
Bütünleşecek, toprağındaki suret...
                                      Eyüp Aktuğ

2 Nisan 2011 Cumartesi

Yaşanmaya değer hayat nedir?

İnsanın bu dünyada yaşmasının bir amacı bir gayesi olmalıdır. Doğarken aldığı ilk nefesten ölürken vereceği son nefese kadar büyük bir tamamlılık içerisinde hayatı değerli kılacak manayı keşfetmelidir.
İnsanın ne olursa olsun hayatı boyunca verdiği mücadele onun yaşamını değerli kılar. Sadece boşlukta mekan işgal edip, nefes alıp vermekten başka bir işlevi olmayan, düşünme yeteneğini kullanamayan ve bazen hayvandan aşağı bir seviyeye inen, ruhunu zihninin karanlık odalarına hapseden ve kendisini maddenin pençesinden kurtaramayan bir canlı olmamalıdır.

İnsan hayatı madde yönü ile o kadar değersizdir ki, bir ineğin hayatına tercih edebilecek kadar değersizdir. Fakat mana yönü ile yeryüzünde en değerli canlıdır. Çünkü insan diye tabir ettiğimiz bu canlı düşünür. Gördüklerini okuduklarını akıl süzgecinden geçirir. Ve hakiki olana ulaşabilmek için sahte olanı, hakiki yaşama ulaşabilmek için ise dünya hayatını terkeder. Allah’a olan kulluk vazifesinin yerine getirilmesi madde yönü ile beş para etmeyen insanı topraklar altındaki mahzenlerden göklere çıkarır. Artık o değerli bir hayat olmuştur. Ve ibadet ile geçirildiği için zaman dilimleri daha çok değerlenir.

Cennetin biricik anahtarı: İman ve Namaz

Dün akşam risale-i nur külliyatından birkaç bölüm okudum. Bediüzzaman Said Nursi “Cennet ucuz değil cehennem dahi luzumsuz değil.” diyordu.
Ve cennet kapılarını bizlere açacak olan yegane anahtarın iman sahibi olmaktan ve farz olan beş vakit namazı kılmaktan geçeceği gerçeğini bizlere işaret ediyordu. Birkaç hadisi şerifin mealindede bu gerçeği görmekteyiz.
(Dua rahmetin anahtarı, abdest namazın anahtarı, namaz da Cennetin anahtarıdır.) [Deylemî]
(Cennetin anahtarı namazdır.) [Deylemi, Darimi]
(La ilahe illallah, Cennetin anahtarıdır.) [İ. Ahmed]
(Kılıç, Cennetin anahtarıdır.) [İ. Asakir]
(Cennetin anahtarı “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerike-leh” demektir.)
(Her şeyin bir anahtarı vardır, Cennetin anahtarı da fakirleri sevmektir.) [İbni Lâl, İ. Süyûti]
Şöyle ki bizler her namazda mutlaka Fatiha suresini okuruz. Ve her rekatta mutlaka besmele ile başlarız.

Felsefede ki gizli dogmatiklik üzerine…

Felsefe dogmatikligi reddetsede felsefi akımlara baktığımda göreceğiz ki gizli bir dogmatiklik vardır. Bazı felsefi akımlar birbirini reddeder. Ve bu felsefi akımlara bağlananlar karşı akımı derinliğine ve genişliğine araştırma ihtiyacı hissetmez. Kendi görüşüne ihanet etmemek pahasına belki yanlış olduğunu bile bile onu şiddetle savunmaya devam. Buda felsefenin bir başka çıkmazi olarak kabul edilebilir.
Herkes tek bir akıma bağlanacak o akımın davasının memuriyeti ve mesuliyeti altına girecek diye bir kural olmadığı gibi görüşün yanlışını görüp kendini kandirmaninda bir manası yoktur.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek ‘BIR ADAM YARATMAK’ isimli romanında Felsefeyi göğü zıpkınlamak olarak yorumluyor. Bu cümle üzerine biraz daha eğilmek gerekirse hakikati yoklukta aramak ile eş bir kavram olarak tanımlanıyor.

Felsefe, tasavvuf’u inkar etmez.

Tasavvuf konu bakımından felsefenin alanına girmektedir. Fakat buna rağmen tasavvuf felsefi bir ekol, bir akım değildir. Kimilerince tasavvufun ilhama dayalı bir sistem olduğunu ileri sürselerde tasavvuf için akıl bu dünyanın maddi açıdan delilidir.

Fakat metafizik alemin tamamıyla anlaşılması için sadece aklı kullanmanın yetersiz olduğunu kabul eder ki bana görede doğrudur. Biraz öncede dediğim gibi tasavvuf ve akıl birbirini tamamlayan ögelerdir. İç ve dış dünyanın algılanmasında akıl büyük bir pay sahibidir. O halde algılardan soyutlanmış bir tasavvur olamaz.

Tasavuf hem teorik olarak hem pratik olarak tam bir düşünce halidir. Teorik olarak elde ettiğimizi pratik olarak uygulanmaz ise tasavvufun gereği yerine getirilmiş olmaz. Bu nedenle, tasavvufi gerçeğe kavuşmak için bu yola girmek ve nefsi arındırmak gerekir.

Tasavvuf ile elde edilen bilgide şüpheye yer yoktur. Bu sebepten septisizm akımı ile bağdaştığını kabul edemeyiz. Fakat tasavvuf önde gelen temsilcilerinden birisi olan Haris el-Muhasibi ve Gazali’ye göre insanları tasavvufa yönlendiren şey şüphedir. Diğer tassavvuf alimlerine göre ise insanları tassavvufa yönlendiren güdü içsel arayıştır (Mevlana Rumi).

1 Nisan 2011 Cuma

12 Haziran'da oyumu Kemal Kılıçdaroğlu'na vereceğim.

Yeni seçim döneminde göstermiş olduğu başarlı performans ile Kemal Kılıçdaroğlu benimde oyumu kazandı.
Oyumu niçin Kemal Kılıçdaroğlu'na vereceğim?
  1. Meclisi tıkamıyor. Çalışmalara destek veriyor.
  2. Dünyada en iyi muhalefeti yapıyor.
  3. Başörtüsü sorununu sadece Kemal Kılıçdaroğlu çözecek gibi duruyor.
  4. Uzun yıllardan sonra yeniden iktidar ile tanışmasının bizim döneme denk gelmesini istiyorum.
  5. Ayrımcı değil. Kendisi için istemediğini başkası içinde istemiyor.
  6. Kitap toplatsada basın özgürlüğünden yana.
  7. Halk onu çok seviyor. Her evde posteri olsun.
  8. Laiklik ve din üzerinden siyaset yapmıyor. Çözüm sunuyor ama iktidar yolu kapatıyor
  9. ...
Görünen köy kılavuz istemez. Yaptıkları yapacaklarının teminatıdır bana göre. Çalışma masamın karşısına posterini yapıştıracağım. Büyük ihtimalle iktidar olacak zaten. Seçim çalışmalarını en iyi sürdüren parti. Başörtülü kardeşlerimize özgürlüklerini verecektir mutlaka. Ben Kemal Beyden razı oldum. Kısaca 12 Haziran 2011 günü oyumu Kemal Kılıçdaroğlu'na vereceğim. Sayın başkan milletin desteği duaları seninle birlikte, oylarımız sanadır. İktidar için korkumuz yok.

Türkçe Ezan ve Menderes (İnceleme)

Mustafa Armağan'nın 2010 yılında çıkardığı yakın tarihimize ışık tutan bir kitap. İsmindende anlaşılacağı üzere kitap 1932 ve 150 yılları arasında cereyan eden hadiseleri anlatmakta. 18 yıllık bu süre zarfında ezanın Türkçe olarak okunmasını sözlü tarihin kapılarını çalmanın ne denli bereketli bir emeğe dönüşebileceğini gösteriyor.

Arapça ezanın serbest bırakıldığı 16 Haziran 1950 günü halkın yaşadığı büyük mutluluk, görülmemiş bir sevinci yazar çok güzel bir şekilde resmetmiş. Fakat objektif olmak gerekirse Mustafa Armağan'ın bu kitabı diğer kitapları arasında sönük kalmakta. Kitap o dönemin insanlarından gelen mektuplardan oluştuğundan beklediğim fazlaca ayrıntıyı kitapta bulamadım. İnsanların anılarını derlemiş kısaca. Fakat sunum kitabı akıcı bir şekilde sunduğundan büyük bir zevkle okuyacaksınız.

Ayrıca kaynak açısındanda yeteri seviyede kitap. Arapça ezanın serbest bırakıldığı ilk gün çıkan gazetelerin ilk sayfalarını okuyucuya sunmasıda o günü anlamak bakımından tarihe ışık tutar nitelikte olmuş.