3 Şubat 2011 Perşembe

Harlem'in Beyaz Atlısı / 5. Bölüm

Önemli uyarı: Bu hikayede yer alan kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür. Gerçek ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.   
5. Bölüm
İş başvurusunda bulunananlar
Ağır ağır merdivenleri çıktım. İki saattir yürüyordum, yorulmuştum, susamıştım. İş başvurusu için gelmiştim. Sekiz aydır işsizdim, çalıştığım zamanlarda biriktirdiğim 7500 liranın son yüzlüğünü dün bakkala vermiştim. Kapıyı açtığımda içeride yüzlerce kişi olduğunu gördüm. 16 kişilik eleman alımı için yüzlerce kişi iş başvurusunda bulunuyordu. Şansımın olmadığı daha başvuru formunu doldurmadan anlamıştım. İş lazımdı, iyi yada kötü ama çalışacağım bir iş… Kemal’e rastladım. Kalabalık arasında kolumdan tutup dışarı çıkardı beni. Başvurunu yaptın mı diye sordum. Evet der gibi başını bir aşağı bir yukarı salladı. Bir şey diyecek gibi bakıyordu gözlerime. Söyle dedim. En sonunda ağzında biriktirdiği kelimeleri salıverdi.

— Zonguldak’a gidiyorum. Bir maden ocağında çalışacağım. Amcamın oğlu da orada çalışıyor. Onun yanında kalacağım bir süre. Ama tek gitmek istemiyorum.

Sanırım bana sende benimle gel diyecekti. Gözlerinde ki gülümsemeden bunu okuyabiliyordum. Evet öyle diyecekti. Sonra beni haklı çıkarır gibi devam etti.

— Diyeceğim o ki sende benim ile gel diyorum. İşsiz olduğunu biliyorum. Bir işin olsa bu formu doldurmazdın öyle değil mi?

Bir süre sustum. Hayatımı yeniden bir düzene sokacaktım. Büyük bir keyifle tamam dedim. Ne zaman gidecektik Zonguldak’a?

— Üç gün sonra… Amcamın arabası ile gideceğiz. Bir aksilik çıkmaz ise Perşembe günü Zonguldak’ta oluruz.

Sobamı yaktım.
Koşar adımlar ile o iki saatlik yolu 45 dakikada bitirdim. Bu sefer olmuştu, ilk defa istediğim bir şey ayağıma kadar gelmişti. Bu heyecan ile akşamı en sonunda getirdim. Güneş batarken bütün kızıllığı ile evi turuncuya boyuyordu. Bembeyaz kireç yerini ufkun kızıllığına terk etmişti. Bahçede biraz odun kesip sobayı yaktım. Karanfil kokulu çayım öylesine lezzetliydi ki… Her şeyin tadı bir başka idi. Erzak dolabına şöyle bir göz gezdirdim. Sabahtan arta kalan yarım ekmek, iki baş soğan… Ekmeğin arasını iki ayırıp dilimlediğim kuru soğanları içine yerleştirdim. Biraz tuzlamak fena olmazdı sanırım. Kaynayan su bana acele etmemi söylüyordu. Çayı tekrar ısıttım. Akşam yemeğim işte hazırdı. Yemekten sonra kanepeye uzanıp yarım bıraktığım kitabıma devam ettim.

Malcolm sınıf mümessili seçilmişti. Bu onun için çok büyük bir işti. Çalıştığı lokantada bunu duymayan kalmamıştı. Sınıfta notları en iyi olan Malcolm’du. Bana göre bir beyaz olsaydı devlet onu özel olarak yetiştirirdi.
Sınıf mümessili seçilmişti.
Yedinci sınıfı büyük bir başarı ile bitirdiğinde herkesin takdirini toplayan Malcolm, sekizinci sınıfında henüz başlarında aynı başarıyı gösterememişti. Ama sınıfında en iyilerinden olmaktan da geri kalmıyordu. Malcolm sınıfta ki beyaz çocukların hepsinden daha zeki ve başarılı idi. Ancak bir türlü beyaz öğretmeninin gözüne giremiyordu. Eskiden öğretmeni ona “pis zenci” dediğinde aldırmazdı. Ancak şimdi birisi ona “pis zenci” dediği zaman çok sert bir bakışla karşısında ki beyaza bakıyordu. Artık beyazlardan mümkün mertebe uzak durmaya çalışıyordu. Malcolm’un böyle düşünmesini sağlayan şey neydi? Bunun cevabını kitabın bir okumadığım bir önceki sayfasında buldum.

Malcolm öğretmeni Mr. Ostrowski’nin ilerde ne olacaksın sorusuna “Avukat olmayı istiyorum diye cevap verince öğretmen Mr. Ostrowski alaycı bir gülümseme ile:

— Malcolm, hayatım bizden istediği ilk şeylerden biriside gerçekçi olmaktır. Bak şimdi bu sözlerimi yanlış anlama sakın. Burada seni hepimiz severiz, sende biliyorsun bunu. Ama bu konuda daha gerçekçi düşünmelisin ve bir zenci olduğunu olduğunu aklından çıkarmamalısın. Avukatlık ha… Yok bak işte bu meslek bir zenci için gerçekçi bir hedef değil. Senin hakikaten olmayı başarabileceğin bir şeyi düşünmen gerek. Bak mesela ellerin baya maharetli; neler yapıyor, neler! İş bilgisi dersinde marangoz atölyesinde yaptığın şeyleri herkes beğeniyor. Ne diye marangoz olmayı düşünmüyorsun. Sen burada sevilen bir insansın. Marangoz olursan burada bütün işler sana gelecektir.

Yeni macera: Boston
İşte Malcolm’da daha sonraları anladı beyazların asla değişmeyeceği gerçeğini. İşte bu gerçeği anladıktan sonra Malcolm için değişim başladı. Kitapta şöyle bahsediyor.

Malcolm istediği ve azimle çalıştığı her işte başarılı olmuştu. Eğer Mr. Ostrowski ona avukat olması için destek verseydi ne olurdu acaba? O zamanda herhalde büyük bir o profesyonel zenci burjuvazisi arasında yerini alır; bir yandan da kaynaşma için ayaklarına kapanılan ikiyüzlü beyazların birkaç lokma daha kapabilmek için ölesiye yırtınırken, bir yandan da kokteylini yudumlayarak kendisini o ezilen zenci kitlelerin sözcüsü hatta lideri diye yutturmaya çalışırdı.

Ancak Boston’a gitmeyi kafasına koyduğunda verebileceği kararların en iyisini verdi. Eğer ki Boston’a gitmeseydi şimdi beyni yıkanmış siyah hristiyanlardan başka bir şey olmazdı.
Devam edecek...

7 yorum:

  1. Malcolm, Malcolm . .
    Harlem'de doğan güneş. .
    O belki bir avukat olmak istiyordu. .
    Hocası ise marangoz . .
    Beyazlar ise ona ve onun gibilere aşağılık ve pislik meslekler biçiyordu . .

    Belki avukat olamadı, belki marangoz da olamadı, belki diğer beyazların biçtiği rolde de olmadı. .

    Ama arkasında muhteşem bir iz bıraktı.
    Dünya'nın ve milyonlarca siyahi Müslüman'ın unutamadığı büyük bir dava adamıydı. .

    Tanıdığım en büyük hatiplerden birisi. .
    Ruhu şad, mekanı cennet olsun. .

    YanıtlaSil
  2. @Merec El Bahreyn
    Dünyada emsali çok az görülmüş bir yaşam. Hapishaneye düşmesi onun özgürlüğünü almadı aknie ruhunu özgür bıraktı. Başlarda belki siyah hakları savunucusu idi. Ancak gerçek İslam ile tanışması onu evrensel kıldı.

    YanıtlaSil
  3. Süpersin değerli kardeşim.
    Başarılı hikayeler çıkartıyorsun.

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederim aziz kardeşim...

    YanıtlaSil
  5. Çok iyi yazmışsın yine değerli dostum.
    Devamını 4 gözle bekliyorum.

    YanıtlaSil
  6. Tam torunlarına bırakmalık bir site ismi :)
    e-aktug.com
    yani Elektronik Aktuğ..
    Aile blogu olur artık bu :D

    YanıtlaSil
  7. Elektronik kısmını düşünmemiştim. İyi oldu bu (:

    YanıtlaSil