27 Ocak 2011 Perşembe

Sükûtun Senfonisi-4

“Türk ne demektir? Türk vatandaşı kimdir? Türk vatandaşı İsviçre medeni kanununa göre evlenen, İtalyan ceza yasasına göre cezalandırılan, Alman ceza muhakemesi usulune göre yargılanan, Fransız idare hukukuna göre idare edilen ve islam hukukuna göre gömülen kişidir.” (Uğur Mumcu)

Türkiye'nin gördüğü görebileceği en büyük gazeteci idi. ve hala yokluğunu hissediyoruz. Türk kelimesini yukarıdaki gibi tarif etmiş. Muazzam bir tarif. Her anımızın bir önceki anımızdan daha batılı ve bu ancak bu şekilde izah edilebilirdi. Büyük üstad Necip Fazıl Kısakürek bir konferansında şöyle diyordu. "Gaye Türklükse, bilmek lazımdır ki Türk ancak Müslüman olduktan sonra Türktür !". Merkezinde İslam olmayan ve İslam ekseninde dönmeyen Türklük vasıflarını kaybetmiş ve bana göre isim boyutunda Türklüğünü mufaza etmiştir.

Meselenin birçok boyutu yok. Dizi dizi tahliller yapıp toplum röntgenini çekmek gereksiz olur. Açık ve net görülebiliyor hastalığımız. Reçete ise yanı başımızda bizi bekliyor. Nedir bizi hsta eden ruhumuzu paslandıran, beynimizi erozyana uğratan, gözlerimize perde çeken, düşünme ve anlama kabiliyetimizi elimizden alan... Nedir bu hastalık. Düşüncelerimizi kanserleştiren şey, fikirleri kurutucu bir şey... nedir o? Bizi bizden alan, ruhumuzu dipsiz kuyularda mahsur bırakan kalplerimizi riya denizinde boğan şey... Kimi görsem aynı dert ve bir fikirsizlik çilesi. Kimileri fikir çilesi çekerken ruhun idrakını yaşarken kimileride bu hastalık sebebi ile fikirsizlik çilesi çekmekte. Ve bizler öyle bir hastayız ki aynı zamanda bütün dünyaya devayı getirmekle yükümlü bir doktoruz aynı zamanda.

İslamsızlık... Çağımızın en büyük hastalığı. Üstadın dediği gibi beyin kırışıklıklarını ütüleyici bir dert. Böyle bir felaket karşısında hiçbir aksiyon göstermeden ruhun ölümünü beklemek, kendi damarına zehir veren bir doktora benzer. Hastalığın teşhis aşamasından sonra sıradaki en büyük hamle İslamı, kalplerimizin hasret kaldığı mukaddes manayı, bizi kendimize getirecek ve kalplerimizde ki buzu çözecek İslam güneşini ruh hamurumuz ile tekrar yoğurmak ve o kutlu günü beklemektir. İşte çağın en büyük hastalığının reçetesi ve devası budur.

Ey fikirsizlik çölünde yolunu kaybeden insan!
Ruhunu bu tutturan fikirsizlik çölünden kurtulmak istiyorsan yapacağın şey açık ve nettir. Ruhunu İslam güneşinde eritip "sünnet" süzgecinden geçirdikten sonra kalbinde zuhur edecek olan manaya sıkı sıkı sarılmandır. Üstadında dediği gibi "En büyük hürriyet, İslama esir olmaktır.". Bunu sakın unutma.

Veda ederken: Şimdi sıra sende...

5 yorum:

  1. "en büyük hürriyet islama esir olmaktır"

    FAZLA SÖZE GEREK YOK !!!

    YanıtlaSil
  2. Türklük her zaman tam bağımsızlık ve islama inanmaktır..

    YanıtlaSil
  3. kisiselweblog29 Ocak 2011 00:39

    Ben henüz fazla teknik altyapıya sahip değilim.Eksik gördüğün yanlarım olursa siteme yorum olarak yazman yeterlidir.

    YanıtlaSil
  4. Aynı zamanda gerçek Türklük,İslam'ın nostalji sayılacağı dönemde hem Türk hem de Müslüman'ım diyenlerdir.

    YanıtlaSil
  5. @kisiselweblog
    Tamda öyle birşey...

    YanıtlaSil