23 Ocak 2011 Pazar

Asrın manaya açlığı ve maddede kayboluşu

Her asır kendinden önceki asra bağlanmakla beraber kendinden önceki asırdan aldığı emaneti taşımak ile yükümlüdür. Bu vazifeye memur olmak mukaddes bir görev olduğu gibi çilesi ve zahmeti zor bir iştir. Fakat her kalbinde ben müslümanım diyen herkes bu vazifeyi diğer din kardeşleri ile büyük bir ızdırap paydaşlığı içerisinde yürütmekle sorumludur.

Emanete karşı açık bir şekilde savaş veren İslam düşmanları kadar emanete sahip çıkıyormuş gibi görünen aslında ihanetten başka bir aksiyonh göstermeyen marka müslümanlarıda din düşmanlarıdır. Daha öncede defalarca bahsettiğim bir konu üzerine eğilmek istiyorum. İşte maddecilerin hali ortada. Maddenin içerisinde kaybolan ve yönünü bir türlü bulamayan aynı zamanda manaya açlığının kıvrantısını yaşayan bir hal. Evet öyle bir hal... Şu sıralar bu durum bir kademe olsun düşsede heran elleri tetikte bir fırsatını bulup bir akbaba misali mananın etrafında turlamaktadır.

Yüzyıllar boyunca uğraşıpta başaramadığı şeyi batı adamı bugün aramıza soktuğu ajanlar vasıtası ile başarmaya çalışıyor. Bir dönem başarır gibi olsuysada, bir dönem bunlar yüzünden şuurlarımız kapatıldıysada, bir dönem İslam güneşinden uzaklaşır gibi olduysakta ve bir dönem kalplerimiz soğuduysada tekrar İslam güneşi ile ruhlarımızı ısıtmayı, buz tutan kalplerimizi islam güneşi ile açmayı, içerisinde kaybolduğumuz maddeden tekrar çıkabilmeyi başarabildik ve emanete taşımaya memur bireyler haline gelmek için hala çalışmakta, bu islam düşmanları ile hala mücadele etmekteyiz.

Bu davanın çilesini çekmeyen neyi kastettiğimi anlayamaz. Artık yarınlarımız daha aydınlık daha berrak görülmekte. Ülkemiz üzerindeki maddeye tapma belası neredeyse ortadan kalkmış durumda. Ancak yinede tam anlamı ile temizlendiği söylenemez.

Sözlerimi burada bitirirken şöyle dua edelim. "Allah'ım, kalplerimizi islam nuru ile doldurmayı ve emaneti taşımaya memur bireyler olmayı bizlere nasip et."

Veda ederken: Ruh vücuda tekrar dönecek bekleyin !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder