17 Ocak 2011 Pazartesi

Asırda kaybolan manamız: AŞK

Cemal Safi / Tek Hece


Evet herşeyi çöpe attığımız gibi aşk denen kavramıda çöpe attık. Ne var ne yok kaybettik. Aptal bir kumarbazın floşroyali beklemesi gibi aşkı bekliyoruz. Ve en sonunda yine kaybediyoruz.

Aşk deyince ne anlıyoruz acaba. Bir erkeğin bir kadına karşı hissettikleri mi yoksa bir kedi yavrusunun gözlerinde ki yaşama arzusu mu? Hangisi aşk? Milyonlarca tarifi olabilen tılsımlı kavram. Belkide aşkıen güzel anlatan ve o tılsımlı kavramın esrarını en iyi açıklayan şiir büyük üstad Cemal Safi'nin Tek Hece adlı şiiridir. Yukarıda kendi sesinden bir programda seslendirmiş olduğu Tek Hece adlı şiirini paylaştım. Dinlediyseniz tüylerinizin ürpermemiş olması imkansız.

Bende aşk üzerine elimden geldiğinde birşeyler söylemeye çalışacağım. Milyon çeşit tarihi olduğu gibi bu gizemli kavramın milyon çeşitte türü vardır. Kimisi hakka hakikata çıkarır kimisi haktan hakikatten eder küfre götürür. Çözülmeyi bekleyen bir muammadır aslında. İnsan madem vardır ve madem canlıların doruk noktasıdır o halde herşey bir eksiktir. Bunu tamamlayan bu boşluğu dolduran yegane kuvvet aşktır. İçerisinde aşkı barındırmayan bir insan eksiktir. Kendisini tamamlayamamıştır. Aşk denen meçhulü biraz daha genişletelim.

1.On beş günlük günah serüvenleri:
    Bu belkide en basitlerinden. Aslında bahsini etmeye gerek bile görmüyordum. Günümüzde bu onbeş günlük maceralardan ibarettir sadece. Sadece adı aşktır. Sahte duygulardan ibaret olan manası erozyona uğramış bir çeşittir.

    2.  Gözleri bir ahuya kul eden aşk:

    Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin efsanelerini bilmeyen yoktur. İkinci madde tamda böyle birşey. Mecnun'u çöllere düşüren, Kerem'i ateşlerde yakan, Ferhat'a dağları deldiren aşk değil miydi? Bu maddeyi yazarken birinci maddeyi nasıl yazdım diye düşünüyorum.

    3.Aşkların en büyüğü olan "İlah Aşk"

    En başta yazmam gerekeni en sonda yazıyorum. Evet aşkların en büyüğü... Her insanın kalbinde zuhuru gereken bir hadise. Yaratılanı yaratandan ötürü sevmek (sevebilmek). Bunun yoluda İslam'a teslim olmaktan geçer ki belkide daha önce defalarca vurguladım.

    Yazıma son verirken üstad Necip Fazıl Kısakürek'in şu iki mısrası ile bitirmek istiyorum.
    Rabbim , bu işin  bildim neymiş Türkçesi;
    Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi...
     Veda ederken: Ahh Min el Aşk...

    2 yorum:

    1. Aşk Çözülebilmesi zor olan bir problemdir.Aşk aşkı kaldırabilenindir.
      yüreğine sağlık değerli dosyum.Cemal Safi zaten bu gibi konulara el atmışsa bize fazla laf düşmez.

      YanıtlaSil
    2. Değerli dostum.
      Ben blogumda yalnızca "sosyalizm"i yazmamaktayım.
      "Kemalist Çevre","Sol çevre","Milliyetçi çevre"...
      Çok değişik yerlerden sentez halinde,derleme halinde yazılar atmaktayım..

      Yazına gelirsek yine her zamanki gibi harika.

      YanıtlaSil