28 Aralık 2010 Salı

Blogger özel etki alanı sorunu çözümü (28 Aralık 2010)

Blogger/Google custom domain yeni ip adresi (TR için)

Bütün CNAME kayıtlarınızı ve A kayıtlarınızı silin. Daha sonra yeni bir A kaydı oluşturup "74.125.93.121" yeni çalışan ip adresini kullanınız. Ardından Başlat - Çalıştır - cmd - ipconfig/flushdns işlemini yapınız. En geç 10 dakika içerisinde erişim sağlayacaksınız.

Blogger/Google custom domain yeni ip adresi: 74.125.93.121 

27 Aralık 2010 Pazartesi

Siyaset beni üşüttü ama Edebiyat ile ısınıyorum

Ne zamandır sıcak gündem ile ilgili yazılar yazamıyorum. Belki de yazmak istemiyorum. Siyasetten, siyasetçilerin yalanlarından soğudum gerçekten. En güzeli böyle imiş. Hayal dünyamda takılıyorum. Orada daha tadına bakılmamış oksijen ile nefes alır  ara sıra bu dünyayıda kontrol ederim.

Siyaset demişken. Dün bi haber sitesinde gördüm. Demokratik özerklik meselesi diye bi olay ortaya çıkmış. Bu konu üzerine ayrıntılı tahlillerimi daha sonra yazacağımı bildiriyorum. Bu arada "Harlem'in Beyaz Atlısı" adlı hikayemin ilk iki bölümünü yayınladım. ilk bölüm 1000 üzerinde okundu. İkinci bölüm ise 2000 e yaklaştı. Arkadaşlar şuan eksen kayması yaşıyor blogum. İçimde ki siyasi yazma aşkının yerini edebi yazma aşkı aldı. 2011 şubat ayın şiir kitapcığım yayımlanacaktır.

Bu arada üniversitemiz öğrenci topluluğunun mecmuasında "Uyanış" adlı şiirim yayınlanmış. Daha önceki sayısında ise "Umut" adlı şiir yayımlanmıştı. Aklıma geldi şimdi. Film senaryosu yazsam ne kadar para kaldırırım. Şaka tabiki para kazanmak için yazsaydım bloguma reklam alır şimdiye bloglar zincirimi kurmuş olurdum.

26 Aralık 2010 Pazar

Harlem'in Beyaz Atlısı / 2. Bölüm

Siyah atlılar geldi
Önemli uyarı: Bu hikayede yer alan kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür. Gerçek ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.
2. Bölüm
Perdenin arasından sızan güneş ışıkları beni uyandırmaya yetmişti. Yorganım biraz kısa olduğundan ayak parmaklarım üşümüştü. Sabah saatlerinde hava biraz serin olur burada. Rüzgâr bulutları arkasına alıp bazen yağmur getirir. Bugünde o günlerden biri idi. Hafiften bulutlar yükünü bırakmaya başlamıştı. Ancak güneş yağan damlaları buharlaştırarak yağmuru eski adresine teslim ediyordu. Her şey birbirini takip ederek ilerliyordu.

Biraz sonra mahallenin çocukları aralarında para toplayıp Bakkal Salih’ten kames marka top alacaklardı. Bizim eski bahçenin duvarını genelde kale olarak kullanırlar, top bahçeye kaçtığında ise aralarından birisini gönüllü olarak seçip topu babaannemden istetmek için o çocuğa cesaret aşılarlardı. Bu düşüncelerden uzaklaşıp yüzümü yıkmak için lavaboya yöneldim. Yosun kokulu su buz gibiydi. Yüzüme değen her damla sanki yüzümü bir jilet gibi kesiyordu. Evde hiç erzak kalmamıştı. Kahvaltı için dışarı çıkmam gerekiyordu. Yanıma dün satın aldığım o tozlu kitabı da aldım. Kapağında ki siyahlığı temizledikten sonra cüzdanımı kontrol ettim. On lira param kalmıştı. Beş lirasına dışarıda kahvaltı yapar üç lirasını gidiş dönüşte kullanır kalan iki lirayı mutfaktaki gizli kasam olan kumbarama hediye ederdim.

25 Aralık 2010 Cumartesi

Harlem'in Beyaz Atlısı / 1. Bölüm

 Sıcak birgün...
Önemli uyarı: Bu hikayede yer alan kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür. Gerçek ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.
1. Bölüm
Güneş gözlerini üzerime dikmiş, kızgın bakışlar ile beni süzüyordu. Ara sıra bulutlar aramıza girse de bu uzun sürmüyor, bir iki dakika sonra yeniden kavuşuyorduk. Biraz geçti karanfil kokulu çayım geldi. Karşıda yan yana dizilmiş müşterilerini bekleyen dükkânlar vardı. Aralarından birisi dikkatimi çekti. Eski kitapları alıp satan bir sahaftı. Diğer dükkânlar dolu olduğu halde sahafa kimse uğramıyordu. Çayımdan son bir yudum daha alıp cebimde ki son bozukluğu da masaya bıraktıktan sonra sahafa doğru yöneldim. Ağır adımlarım sol taraftan gelen arabayı görünce hızlandı. Kapı önünde galiba yağmur yüzünden biraz yıpranmış eski romanlar vardı. Kapıyı açıp içeri girdiğimde yaşlı bir amca ile karşılaştım. Galiba dükkanın sahibi idi. Gözlük camlarını temizlemek ile meşguldü. Selamlaştım, sandalyeye otur diye işaret etti. Yüzündeki çizgiler sanırım ömür denen tılsımlı iksirim ince bir işaretiydi.
Yüzüme bakarak:

— Kitap mı alacaksın?

23 Aralık 2010 Perşembe

"Sahip olduğum tek şey siyah değildi."

Sloganım başlıktaki cümle olacak. Yeni kısa hikayemin ismi biraz tanıdık. Daha önce yazı dizilerimede verdiğim "Harlem'in Beyaz Atlısı". Harlem kelimesi hikayenin yurt dışında geçeceği izlenimi verdi ise yanıldınız. Hikaye tamamen ruh tahlilleri üzerine kurulu olacaktır. Kahramanlar sınırlı sayıda tutulacak. Yer ve zaman belirsizliğini koruyacaktır. 15 veya 20 bölüm halinde tefrika şeklinde önce blogumda yayımlayacağım daha sonra bölümleri birleştireceğim. Sebebini bir önceki yazımda belirtmiştim.

Hikayenin yapısı şu şekilde olacak;
  • "UYANIŞ" adlı hikayemin tersine olaylar birinci tekil kişi ağzı ile anlatılacaktır.
  • Daha çok kişinin iç dünyası yansıtılacak, çıkmazları gösterilecektir.
  • 15 veya 20 bölümden oluşacak ve her bölüm 2 sayfadan oluşacaktır.
  • Yaklaşık olarak 40 sayfa'dan meydana gelecektir.

Yeni bir kısa hikaye yazacağım.

"Zindan ile gelen özgürlük: UYANIŞ" adlı kısa hikayemden sonra yeni bir kısa hikaye yazmaya karar verdim. Yine tefrika şeklinde blogumda yayınlayıp hikaye bittiğinde .pdf formatında bölümleri birleştirip blogumun Mecmua sayfasına yerleştireceğim.

Neden bölüm bölüm yayınlayorsun diye sorabilirsiniz. Blogumda tefrika şeklinde yayınlamamın sebebi telif haklarını korumak içindir.

Yeni kısa hikayenin konusu bu kez ideolojik olmayacak. Bu yeni hikayede ruh tahillerine ağırlık vereceğim. Hikayeyi biraz uzun tutmak istiyorum 15 bölüm olarak planladım. Hikayenin ismi konusunda şimdilik bişey düşünmedim. Ancak aklımda bi kaç tane isim var. 2011 Ocak ayının sonlarına doğru tamamlamayı düşünyorum.

Karanlık (Kendi şiirlerimden)

Karanlık
Beyaz bir karanlık beni kör eden,
Kim? Göremedim ardımdan giden.
Herşey bomboş tıpkı zihnim gibi...
Masal değildi mutlu sonla biten.

Bırakın beni artık kalamam burada,
Kabuslar bırakmıyor bitmeyen rüyada.
Allah'ım! Ben miyim beni bitiren?
Bir fare gibi ömür yollarımı kemiren.

Isıtmıyor ne ateşim nede güneşim.
Aydınlatmıyor ruhumu hecelerim.
Satırlar inse de bir bir ruhuma,
Yaşasada bedenim kim ruh katilim.

Yol Dedikleri (Kendi şiirlerimden)

Yol Dedikleri
Yol dedikleri bir çamur deryası,
Benim için sanma arkadaş bu savaşı,
Hepsi kullanırda atar bir köşeye.
Eyvah dersin sonra her karanlık geceye.

Yol mu istiyorsun benden, artık uyan.
Senin için değil bu uğraş, lakin dayan.
İşte parlıyor önünde zamanın hakikati,
Bilemem belkide bekliyor senden sadakati.

Adam öldürmek mesleğin değildir senin.
Birgün senide asarlar hazır olmaz kefenin.
Hadi artık geç olmadan sarıl güneşe,
Erit bütün ruhunu şimdi atla ateşe.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Burs, Katkı ve Öğrenim Kredisi noter işlemleri nasıl yapılır?

Burs, katkı veya öğrenim kredisi sonuçları dün (21.12.2010) açıklandı. Peki burs, öğrenim veya katkı kredisi kazanan öğrenciler bundan sonraki gerekli işlemleri nasıl yapacaklar, bu yazımda onu anlatacağım. Gerekl işlemler nasıl yapılacak maddeler halinde anlatacağım (Anlattıklar 18 yaşını doldurmuş öğrenciler için geçerlidir.)
  1. Öğrenci en yakın Notere giderken yanında sadece 'Nüfus Cüzdanı' bulundurması yeterlidir. Öğrenci kimliği yada benzeri bir belge bulundurma zorunluluğu aslında yoktur. Ancak bilgilerinizin kontrolü için öğrenci kimlik kartınızı yanınızda bulundurmanızda fayda vardır.
  2. Öğrenci kredi senedi ücretsiz değildir. KYK’nın basın bildirisinde geçen “…para ödemeksizin” ifadesi harç ve vergi muafiyetini kapsamaktadır. Noterdeki gerekli işlemler için bir miktar para gerekmektedir. Noterdeki işlemleriniz için gereken parayı işlem yapacağınız Noterden öğrenebilirsiniz.

Ruhumu uçuran notalar (Dinlediklerim)

Şu sıralar sıklıkla dinlediğim şarkıları sizlerle paylaşmak istiyorum. Akşamları 22.00-24.00 arası hem yazıp hem çizip hemde müzik dinlemeye başladım. 24.00-02.00 arasıda Matrax dinliyorum (uyumazsam tabii). Her zaman playerımın bir numarası Erkin Koray'dır.

Son bir haftada Erkin Koray'dan dinlediklerim;
  • Mesafeler
  • Krallar
  • Eyvah
  • Silinmeyen Hatıralar
  • Aşka İnanmıyorum

20 Aralık 2010 Pazartesi

Türkiye'de bir alt kültür olarak "Arabesk"

Evvela yazıma alt kültürün kısaca izahını yapmak ile başlamak istiyorum. Alt kültür; popüler kültürün dışında kalan, kendi kendini oluşturmuş ve kendine özgü bir yaşam tarzı belirlemiş olan topluluklara verilen ad olarak tanımlayabiliriz. Alt kültürlerin çoğunlukla popüle kültürler ile yıldızı barışmaz yada popüler kültür alt kültürden hoşlanmaz. Onu sindirmeye, gürültüye götürmeye çalışır.

Alt kültürü benimseyen bireyler popüler kültür tarafından dışlanır, azınlık muamelesi görür. Ve bu alt kültürlerden birisi olan Arabesk içinde durum böyledir. Asıl anlamı sanatta doğu ile batının sentezi olan arabesk müzik, 1980'li yıllarda şehre göçün sonucu ortaya çıkan ve özellikle Orhan Akdeniz, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses ve Hakkı Bulut ile yaygınlaşmasının ardından belirginleşen, İstanbul başta olmak üzere büyük şehir varoşlarındaki yaşam tarzı ve dünya görüşünü yansıtan altkültürdür.

Bir vatan şairi: Mehmet Akif Ersoy

Bugün vatan şairimiz olan Mehmet Akif Ersoy'un doğum günü. Allah bizleri Mehmet Akif Ersoy'un bırakmış olduğu bu davaya memur birer fertler olmayı nasip eylesin.

Satırlarda Mehmet Akif:
- Hicri 1290 -miladi 1872- yılında İstanbul’da dünyaya geldi.
- İstanbul’da Fatih Cami hocalarından birinin dizi dibinde on yaşına varmadan Kur’an-ı Kerim ezberledi.
- Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu.
- Rüştiye ve Mülkiye okullarında Arapça ve Fransızca dersler aldı; her iki dilde de yetkin bir seviyeye ulaştı.
- Güreş, kürek çekme ve halter kaldırma gibi fiziksel sporlara oldukça düşkün idi.
- 1926 yılında İstanbul’da acı çektiği ve kendisini yatağa düşüren bir hastalığın ardından vefat etti.

17 Aralık 2010 Cuma

Kanlı Mısralar (Kendi şiirlerimden)

Değerli takipçilerim,
Biraz önce 2007 ajandamın arasında 22.04.2007 tarihinde yazmış olduğum bir şiirimi buldum. O zamanlar pek siyaset ile memleket meseleleri ile daha yeni tanışmaya başlamıştım. Belki de henüz yola bile çıkmamıştım. Bu şiiri hangi duygular ile yazdım bilemiyorum. Ancak şiirimi okuduğumda yüzümde garip bir tebessüm bıraktı. Şiirde "Kollarımda yazılı ismin vardı." diye bir mısra var. Yanlış anlaşılmasın kollarıma kimsenin ismini kazıyacak kadar psikopat birisi değilim. Kafiye uysun diye yapılan bir laf hokkabazlığıdır.

Kanlı Mısralar 
Kanlı mısralarımda sakladım seni,
Yalnızdım dudaklarımda ismin vardı.
Akan kan değildi satırlara belki,
Yanaklarımdan süzülen yaştı..

16 Aralık 2010 Perşembe

Zaman denen nehir akarken: 2010

Bir sene daha geride kalıyor. 2009 yılının nisan ayında çıkmış olduğum blog yolculuğum 2011 nisanda Allah izin verirse üçüncü senesini dolduracak. 2010 yılının şu son günlerinde geride bırakacağımız yılda neler yaptık, gerçekleştirdiğimiz ve gerçekleştiremediğimiz projelerimiz neler, neler kazandık, neler kaybettik... İşte bütün bunların kısa kısa tahlillerini yapmak istiyorum.

2009 yılında Ufuk kardeşim ile başlayan dostluğumuz 2010 yılınındada gelişerek devam etti. Ve birkaç tane ortak proje çalışmamız oldu. Fakat bu projelerden başarıya ulaşanı ve kalıcı olanı "Serbest Kürsü" isimli politika, siyaset ve kültür temelli bir e-dergi projesi idi. En son 7. sayısı çıkan dergimizin okunma oranı diğer dergilere göre çok çok küçük olsada yaklaşık her sayımız 700 ve 1000 kişi bilgisayarına indirip ilgi gösterdi. Yarım kalan bir başka projemiz ise belki başarısızlık ile sonuçlandı. Siyah Aydınlık ismi ile ortak bir blog yayını yapma fikrimiz vardı. Ancak aksilikler peşpeşe gelince bu proje daha başlarda son buldu.

15 Aralık 2010 Çarşamba

Serbest Kürsü'nün 7. Özel Sayısı yayınlandı.

7. Sayı Hakkında Duyuru

Değerli “Serbest Kürsü” takipçileri dergimizi amatör olarak hazırlayıp yayına aldığımızdan Ufuk KOCAKAPLAN kardeşimin işlerinin yoğunluğu dolayısı ile 7. Sayımıza yazıları ve şiirleri ile katkıda bulunamamıştır. Önce 7. Sayıyı çıkartmama kararı almıştık. Ancak daha sonra Ufuk kardeşimden bağımsız olarak tamamen kendi yazılarımdan oluşan özel bir sayı hazırladım.

Ben ekonomik, kültürel ve politik meseleler üzerine çözüm önerileri sundum. İki tane kendi yazmış olduğum şiirleride yayımladım. Dilerseniz sizi dergimizin 7. Özel Sayısı ile başbaşa bırakıyorum.

12 Aralık 2010 Pazar

Kış ayları seninle bir başka güzel, KAR...

Sivas Merkez'e yılın ilk karı bu sabah saatlerinde ben Kimya Vizesine girmeye giderken yağdı. Tedbirli birisi olmam münasebeti ile şemsiyem yanımda idi. Otobüsün camları buğulu idi. Hemen cama CÜ diye yazıverdim. İnanır mısınız ilk defa ayakta gitmedim kampüse. Otobüs neredeyse boştu. Ancak öğrenci otobüs kartımda bakiye kalmadığından 3 TL verip hiçbir ayrıcalığı olmayan karttan aldım. Sabahı köründe karta seksen kuruş yükletecek bir yer bulamadım.

Bugün Malatya'ya gidiyorum. İki arkadaş biraz kafa dağıtacağız. Darende'yi falanda gezmeyi düşünüyoruz. İki gün kalacağız. Kitap arasında biriken bozukluklar 50 TL yi geçince bunu değerlendirmek istedik. Gidişe ve döünşe paramız yetiyor. Yirmi lirada orada yesem yemek falan diye iki gün beni idare eder bu para.

9 Aralık 2010 Perşembe

Meçhul (Kendi şiirlerimden)

Meçhul
Kapadım gözlerimi karanlık dünyama,
Biliyorum, görsem de bir görmesem de.
Gerçeği buldum diye sakın aldanma!
Parlayan düşlerim, bulsan da bir bulmasa da.

Aşk değil ki, senin yandığın zahiri.
Gözlerdedir bakma sakın tesiri.
İsteyerek mi içtin sen bu zehri?
Ab-ı hayat değil, içsen de bir içmesen de.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Tek eskiğimiz kaldı, bütün hakikati ile İslam!

Nesil bozuldu diye yakınmakta büyüklerimiz. Ne haklı bir yanı var nede haksız bir yanı var bu sözün. Evvela haklı yanına değinelim. Nesil yani biz gençler. İslam hakikatini elden çıkarıp batının bit pazarı elbiselerini üzerimize geçirip sonraya doğuya sırtını dönüpte aynadan doğuyu izleyen ve manzara karşısında hiçbir aksiyon göstermeyen adeta bir sinema izlercesine vaziyete tebessüm ile bakan, atasına ecdadına saygısı olmayan, cemiyete karşı ama cemiyetsiz yapamayan, hakikat damarına heran batı denen öldürücü bir uyuşturucuyu vuran biz gençler...

Atalarımız bugün ki vaziyetimiz karşısında ve vaziyet karşsındaki aksiyonsuzluğumuzu, sesimizi çıkarmamızı görmüş olsaydı fert fert yüzümüze tükürürlerdi.

7 Aralık 2010 Salı

Zehirli Bal (Kendi şiirlerimden)

Zehirli Bal
Saydım bir bir, hepsi hayal.
Gezdim lakin göremedim gerçeği.
Tattım bilmeden bir zehirli bal.
Soramadım nedir bunun hikmeti.

Bir varım bir yokum bu kainatta.
Hicranı dizerim ben bu deryada.
Dedim bırak beni, bütün soranlara.
Zamana sarılmak imiş bunun çaresi.

Beyin erozyonu diye buna derim ben.

Bir insan beyni en fazla ne kadar erozyona uğrayabilir? Nasıl düşünme ve idrak etme yeteneğini kaybedip dünayayı öküzün iki boynuzu arasında sanabilir? Bu kadarını tahmin bile edemezdim. RSS takip listeme göz attığımda bir haber sitesinde "SKANDAL" başlığı ile duyurulan bir habere rastladım. Merak ettim ve en nihayetinde okudum haberi. O'nun resmini görür görmez haberin içeriği hakkında birşeyler tahmin ettim. CNN Turk adlı bir televizyon kanalında "Neler Oluyor" adlı bir programda (ismini zikretmekten bile rahatsızlık duyduğum birisi) bir kadın Kutlu Doğum Haftası etkinliklerini çok tuhaf bulduğunu ve sosyetenin cadılar bayramına benzettiğini söylüyordu.  Allahbunları ıslah eylesin diye dua edelim bu arada.

Ruhum ile birlikte bütün vucudumda ürperdi. İnsan aklının işlevini kaybettiği andı bu kadının yaşadığı dakikalar. İnsan aklını kullanamayıp hakikati idrak edemezse susmalıdır.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Blogger'a sığındım (Sorun çözülmüştür!)

Aziz kardeşlerim. Blogumun yeni adresi bu saatten itibaren eaktug.blogspot.com olacaktır. Blogger özel etki alanlarında sorunlar yaşadığından bundan sonra özel alan adım olan e-aktug.com'u kullanmamaya karar verdim. Uzun zamandır bloga yazı yazamayışımın sebebi bir takım sunucu problemleri yaşamamdan kaynaklanmaktadır. Ancak yeni yazılarım ile geleceğimin garantisini veriyorum.

Sivas'ta kış ayları iyiden iyiye ağırlığını hissettirmesine rağmen hala kar yağmayışı beni şaşırttı. Ben Lise'yide Sivasta okuduğumdan sivasta hangi ayda hava kaç derece olacak az çok tahmin ederim ancak şu aralık ayında bile kar yağmıyosa bundan sonra hiç yağmaz. Yarın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan Sivas'a bir uçak terminalinin açılışını yapmaya geliyor. Bende gidip olayı yerinde göreceğim. Size özet görüntüleri yarın bu saatlerde teslim eder ve günün analizini sunarım.