6 Kasım 2010 Cumartesi

Varlığı yoklukta arayan budala !

Eski zamanlarda Uzak Asya dediğimiz coğrafyada Konfüçyüs denen bir adam ahlak üzerine öğretiler vermeye başlamış. Bu felsefe o coğrafyaya öylseine tesir etmişki Budizm denen bir oluşumunda temellerine zemin hazırlamış. Budizmin hedefi, hayattaki acı, ızdırap ve tatminsizliğin kaynaklarını açıklamak, ve bunları gidermenin yollarını göstermektir diye tanımlanmıştır.

Madem ki hayatta ızdırap var ve bu ızdırapların kaynağıda hayatımızda ki ihtiraslarımızdan gelmekte, o halde budizme göre Nirvanaya ulaşabilmek için hayata dair herşeyden vazgeçmeli, dünyaya ait hiçbir aksiyon göstermemelidir. Velhasıl Budizm çözümü intiharda görmüştür. Bu dünya hayatının içini boşaltan bu inanış, günümüzde Yoga denilen uydurma bir öğreti ile tekrar kıpırdanmaya başlamıştır.

Bu noktada inançlara saygısızlık yapmıyoruz. Zira Budizm bir inanç değildir. Sadece bir görüştür. Bir önceki yazımda(Devler kıvranıyor, cüceler çırpınıyor...) bahsettiğim üzere avrupa ve amerika bugün manasızlığın sıkıntısını çekmekte ve hal böyle iken bunun gibi çağ öncesi görüşlere mana diye sarılmaktadırlar.

Oysa bunu bir inanç sistemi olarak benimseyen ve kurtuluşu dünyadan elini ayağını çekip suya sabuna dokunmadan bir ot gibi yaşayan ve nefes alıp vermekten, boşlukta mekan işgal etmekten başka bir işe yaramayan bu insanlar kurtuluşu intiharda gördüğü gibi medeniyete ve uygarlığada bir katkı sağlayamıyorlar İslam dinini gerici diye yaftalarken, İslam dininin medeniyete yapmış olduğu milyon kere çağ atlatan o büyük ilerlemeyi görmüyorlar görmek istemiyorlar. Vesselam...

Veda ederken: İslama sarıl ve ölümsüzlüğe geç!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder