26 Ekim 2010 Salı

Öyle bir yol tutmuşum ki sorma...

Erkin Koray bir şarkısında diyordu "Öyle bir yol tutmuşum ki sorma...". Ne yolu, yol nedir, bir sevgili uğruna harcanan ömre mi yol diyorlar sevgililerin sevgilisi, canların canı uğruna harcanan ömre mi yol diyorlar. Göreceli bir kavram değil mi? Ara sıra böyle garip sorular sorarım isterseniz okumayın. Belki ne diyor bu adam dersiniz yada merak edip okursunuz. Zaten derdim anlaşılmak ta değil ya neyse.

Asıl anlatmak istediğim mevzuya gelmek istiyorum. Bu yolda kendimi yalnız ve çaresiz hissettiğim döneme mi girdim acaba diye düşünüyorum. Ara sıra boşa yazıp duruyorsun diye geçirmiyor değilim içimden. Ama üç yıldır madem yazıyorum dahada yazarım diyerek bu boşlukta kendimi bir dala tutunuyor farzediyorum. Şimd yanlış anlaşılma durumu var, sende mi bırakacaksın dava yı diye. Ama mesele dava ile ilgili değil ki.

Mesele bu ateşe bir mum ışığı kadarda olsa bir faydam dokunuyor mu onu merak ediyorum. Ama beni yalnız bırakmayan dostlarıma başta Ufuk kardeşim, Furkan kardeşim, Tugay kardeşim, Mustafa kardeşim olmak üzere dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Eğer ki onlarda olmasa samimi söylüyorum yazmayı belkide bırakırdım.

İşte böyle durum. Zahmet edipte okuduysanız bu konu ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum. Stop!

Veda ederken: Tek fark bende şapka yoktu bugün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder