10 Ekim 2010 Pazar

Kürsümden yükselenler-9

 Atamızın bıraktığı yerden taşıyalım bu emaneti

Ara sıra sorarım bu esrarlı soruyu kendime. Biz gerçekten kurtulabildik mi? Hala bu topraklar üzerinde akbabalar Türk'ün zayıf bir anını kollarken ve hala ne yazık ki dışa bağımlı bir ülke iken milli kurtuluşu gerçekleştirebildik mi?

Bu soruların cevabı hem evet hem hayır. Aslında olaya iki ayrı pencereden bakmak daha doğru olacak. Bu pencerelerin birisi madde penceresi birisi ise muhtaç olduğumuz ve bir türlü bulamadığımız mana penceresi... Bu soruyu ilk önce madde penceresinde değerlendirelim. Madde penceresindede iki açıdan bakmak gerekir. Birincisi 1900'lü yılların başında vatanın içerisinde bulunduğu ve her karış toprağı düşmanlar tarafından tecavüze uğramış bir devir açısından bir ikincisi ise belki ömrümüzün o günleri görmeye yetmeyeceği bu gökkubbe altında esasen bizim olan toprakları tekrar geri kazanıp 700000 km(kare)'den en aşağı 10000000 km(kare)ye ulaşmayı kurtuluş olarak görme açısından.


İlk pencrenin birinci açısı bakımından gerçek anlamda kurtuluşa ermiş bulunuyoruz. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde kazanılan emsalsiz savaşlar ile Türk hem madde hemde mana planında kurtuluşa ermiştir. Bu kurtuluştan sonra bize düşen esas vazife ise birinci pencerenin ikinci açısını gerçekleştirebilmek. Yani Ata'mızın bıraktığı yerden tekrar o tarihin belkide bir daha göremeyeceği Osmanlı Devleti'nin koruyuculuğunu yaptığı toprakları tekrar kazanabilmek. Önce kendimizi muassır medeniyetler seviyesine yani Türk'ü hem madde  planında doyurup hem mana planında doyurduktan sonra gerekli hamleleri yapıp milli kurtuluşumuzu esas manası ile gerçekleştirmek.

İlk pencereden bakıp görevimizi tamamladıktan sonra diğer pencereye yani mana penceresinden bakıp eksiğimizi iyice görmek bunları düzeltmek için gerekli hamleleri yapma görevidir. Bu noktada kendimizi madde yönünden doyurduktan sonra maddeyi esir altına almak için kendimizi İslam'a yani gerçek manaya teslim etmeliyiz. Bu teslimiyet bizi gerçek kurtuluşa erdirecek, bizi maddenin tesiri altından kurtarıp bizim maddeye hakimiyetimizi mutlak kılacaktır. 

İşte iki penceredende bakıldığında milli kurtuluş savaşımız henüz bitmemiştir. Eğer ki bu mukaddes emaneti ziyan etmeden gerçek sahibine ulaştırmak istiyorsak yüreğimizdeki vatan ve millet sevgisi bununla beraber Türk milletinde ki imanla birlikte ne Avrupa bize emir verecek nede Amerika denen kapitalist. Milli selamete erdikten sonra onlar bizi Avrupa Birliğine çağıracaklar siz ve biz kardeşiz diyecekler ancak hakikati onların arsız suratına bir tokat gibi çarapacağız. Emin olun o günler gelecektir.

Veda ederken: O günleri tekrar yaşamak için yaşayalım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder