16 Eylül 2010 Perşembe

Kürsümden yükselenler-8

Son zamanlarda hristiyan aleminde Ayasofya "Camii"de kilise ayini fikri oluştu. Bunlar bu cesareti nereden buluyor diye sormayacağım çünkü onlara bu cesareti biz yani kendi öz vatanımızda Ayasofya gibi bir mekanın ruhunu hristiyan alemine hediye edenler veriyor.
Kendi öz yurdumuzda Ayasofya Camii'nde bayram namazı dahi kılmaya gerekli izni alamamız dünün ağaç köklerini kemirerek hayatta kalmaya çalışan batılı adamın  ağzını sulandıryor ve 600 yıl aradan sonra Ayasofya Camiinde yeniden çan sesleri duymak belkide yeni bir roma kurmak hayalleri ruyalarını süslüyor.

Ayasofya Camii'nin minarelerinden en son ne zaman ezan sesi semada sonsuzluğa yankılandı acaba?
Şöyle bir Ayasofya Camii'nin yakın geçmişini incelediğimiz zaman bu sorunun cevabını rahatlıkla bulabiliyoruz. 1930 yılında 'camii'den 'müze'ye çevrilme çalışmaları başlamış ve 1935 yılında sona ermiş demek oluyorki 1929 yılına dek Ayasofya Camii'nin minarelerinden İstanbul'un el birliği ile maneviyatından arındırdığımız semalarında yankılanmış.


Bir çağın kapanıp yeni bir çağın kapanmasına vesile olan fethi yüzyıllar öncesinden müjdelenen şehir İstanbul'un fethine 1453 yılına dönelim.
Tarihimizn gelmiş geçmiş en büyük aksiyon adamı ulu Hakan Fatih Sultan Mehmed Han 29 Mayıs sabahı Ayasofya'yı camiiye çevirerek öz ruhuna teslim ettiğinde birgün Ayasofya Camii'nin öz ruhundan koparıldığını görseydi, bizlere yani Ayasofya Camii'e sadece fotoğraf çekebilmek için girebilen gençlere bu mukaddes emanete sahip çıkamadığı ve bu mukaddes mekanda iki rekat namaz kılabilecek cesaretini kendimizde bulamadığımız için suratımıza tükürmezmiydi?

Yazımı Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in "Ayasofya Hitabesi"nden feyz alarak yazdığım için sınırları zorlamak istemiyorum. Yazıyı devam ettirmek bu konu üzerine daha farklı şeyler söylemek isterdim fakat N.Fazıl Kısakürek bunu çok daha iyi anlattığından ayrıca o cesareti bu şartlar altında gösteremeyeceğimden bitirmek istiyorum ama bitirmeden önce bir diğer Üstadımız Osman Yüksel Serdengeçti'nin Ayasofya şiirinden alıntı yapmak istiyorum;

Putperest Roma'ya yeni bir mezar kazacaklar, sessiz ve öksüz minarelerinden yükselen ezan sesleri fezaları yeniden inletecek! Şerefelerin yine Allah'ın ve O'nun sevgili peygamberi Hz. Muhammed'in aşkına, şerefine ışıl ışıl yanacak; bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!...

Ek: Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in "Ayasafoya Hitabesi" adlı konuşmasını hem yazı hemde üstadın kendi sesinden kaydını bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.

Dipnot: Bu yazımı "Serbest Kürsü" adlı e-dergimizin 2010 Eylül II adlı sayısında "Zıt Mekanda Galip Ruh: Ayasofya" başlığı ile yayınlayacağım.

Veda ederken: Ayasofya Camii

1 yorum:

  1. değerli kardeşim.çok yerinde bir yazı.inşallah ayasofya da çan sesi değilde ezan sesi yankılanır

    YanıtlaSil