Bir kaç söz-6

31 Aralık 2009

2010 yılına girmeden 2009 yılına dair son bir durum değerlendirmesi yapmak istedim[Mevlana'dan bildiriyorum!). 2009 yılına dair birkaç tanımlama yapmak istiyorum. Bana göre 2009 yılı Cumhuriyet tarihimizin en sancılı biraz buhranlı yıllarından birisi oldu. Ayrıca 2009 yılı masum insanların katledildiği bir yıldı. Başbakanın One Minute protestosunun damga vurduğu bir yıldı[ki etkisiz kaldı]. Amerika ile ilişkilerimizin zaman zaman gerildiği, türkiyede iç meselelerin çözümsüz sorunlar haline geldiği bir yıldı.

Aziz dostlarım 2009 yılında kimi zaman kürt açılımını yazdım kimi zaman eleştirilerimi medya sektörü üzerine doğrulttum. Bazen filozofluğa bürünüp felsefi cümleler kurmaya çalıştım bazen sıradan basit hayatımı sizlerle paylaştım(bu arada arkadaşlar sesleniyor çayın soğuyor diye). Bazen yazılarımda acımasız oldum. Bazen milliyetçilik ruhumun kabarması ile fazla duygusal oldum.

Olağan yılbaşı programım

Herkes gibi bende iki üç gün öncesinden yılbaşı eğlence programı hazırladım. Bu yılbaşını arkadaşlarım ile geçireceğim. Bu gece recep arkdaşımızın evinde vereceğimiz ufak çaplı parti kokteyli(aslında parti değil arkadaşlar arası bir eğlence) bir eğlencemiz var. Bu gece için bir playstation III kiraladım ve yanındada bir 82 ekran plazma. Furkanlar çerezleri meşrubatları(içki kesinlikle yok) alacak bende plazma ile oyun konsolunu eve kuracağım. Yusuf ses sistemini getirecek(doğan marka bir arabanın ses sistemi). işte böyle güzel bir gece geçiririz umarım.

İhtarname-3

26 Aralık 2009

Bu yazımı ne kimseyi yermek nede birilerini göklere çıkarmak için yazıyorum. Aslında bu mesele hakkında yazı yazmamayı düşünüyordum. Ancak dün anahaber bültenlerinde rastldığım Dıyarbakır belediye başkanının o tehdit ve küfür dolu konuşmalarından sonra bu konuyu biraz daha irdelemeye meselenin biraz daha köküne inmeye işin bu noktaya kadar nasıl geldiğini gözlemlediklerim ile edlimden geldiğince gücüm yettiğince anlatmaya çalışacağım.

Türkiye son 2 aydır açılım ile yatıyor açılım ile kalkıyor diyebilirim. Öyleki gazetelerin bir numaralı gündem maddesi, köşey yazarlarının değişmeyen konu Kürt açılımı... Siyasiler hergün bu açılımı tatışıyor kimisi savunuyor kimisi böyle bir açılımın Türkiye'yi bir kaos ortamında sürükleyeceğini ifade ediyor. Ancak hiçkimse ortak bir akıl ile hareket edemiyor orta bir yol bulamıyor. Hukumet ise çevreden gelen seslere adeta kulak tıkıyor açılımın eksiklerini gösterenlere yanlışlarını gösterenlere tahammül edemiyor.

Durum raporu-6

21 Aralık 2009


Sivas'ın yağmurlu günlerine hasret kaldık diyecektim ki o sert rüzgarlı yağmurlu günleri başladı. Penceremin arkasında sandelyeme kurulup sıcak bir içecek eşliğinde manzarayı izlemeye doyamıyorum. Özellikle sabaha doğru(sabah namazından sonra) ve akşam üzeri çok hoş oluyor. En çokta o toprak kokusuna bitiyorum. o kokuyu her hissedişimde Allah'a binlerce kez şükrediyor iyiki bu topraklarda doğan bir nesiliz diyorum. gerçekten çok büyük bir nimet bu değerli dostlarım.

Şu günlerde gazetelerimiz televizyon kanallarımız kapatılan demokratik ve toplum partisinin analizini yapmakla eski dtp milletvekillerinin akibetini tatrışmakla meşgul kimileri mecliste kalsınlar diyor kendileri ise sine-i millet diyor. Valla anlayamıyorum. bu süreçte ne demokrasimize darbe yapıldı nede Türk siyaseti birşey kaybetti. DTP zaten kredisini doldurmuştu.

ve DTP kapatıldı...

11 Aralık 2009

Yıllardır gözlerimizin içine baka baka PKK'nın propagandaısını yapan DTP anayasa mahkemesi kararı ile kapatıldı. Kimileri kapatılmamalıydı bu demokrasiye yapılmış bir darbe diyor kimileride kürt açılımına zarar verir diyor kimileride(bende onlardan birisiyim) vatanın birlik ve bütünlüğü, selameti için gerekli bir karardı diyor.

Ve bu kapatma kararı ile birliktede 37 adet siyasi isme siyaset yasağı getirildi. Böyle bir karara pekde şaşırdığım söylenemez çünkü bu sonu DTP kendi hazırladı her yaptığı mitingi pkk propandası ile bitirerek ve hatta meclis çatısı altında dahi milletimizin manevi değerleri ile alay edercesine teröristbaşına sayın diyerek(en hafifi ve dahası...) sınırı çoktan aşmıştı. Dostlarım bu demokrasiye yapılmış bir darbe değildir. Aksine vatanın huzuru birlik ve bölünmez bütünlüğünün devamlılığını sağlamak adına alınmış bir karardır.

Vatan sağolsun

10 Aralık 2009

Türkiye'nin yüreği yandı. Tokat'ın Reşadiye ilçesi yakınlarında şehadet şerbetini içen yedi vatan evladına ağlıyoruz. Ne çare açılım türküleri söylediğimiz şu günlerde şehit anaları evlatlarına ağıtlar yakıyor.

Bizler teröristbaşının hücresinde bir sandelye yeri eksildimi eksilmedimi, hücre AB standartlarına uygunmu uygun değilmi tartışmaları yaparken bu vatan uğruna gözünü dahi kırpmadan şehit olan askerlerimizi 2 metrekarelik kabre bırakıyoruz. Evet değerli dostlarım işte vaziyetimiz bu. Kimileri ise hala ameraka ve avrupa birliğinin derdinde. Amerika ile ortaklığımız güçelndirmenin formüllerini bulma telaşında. Diğer taraftan ise hala açılımı savunanlar var. Teröristbaşını nasıl daha rahat yaşatırız diyenler var.

Hala neyi bekliyoruz. Haa açılımın güvenlirliğini test etmek için bir kaç şehit daha mı vermemiz gerekiyor. Daha dün genç bir kızı yakarak öldürdüler. Siz hangi açılımdan bahsediyorsunuz.

Rauf Orbay'ın Hatıraları (İnceleme)

2 Aralık 2009

Üç ay önce çok sevdiğim bir arkadaşımın bana hediye ettiği Sinan matbaasından 1965 yılında çıkmış olan Rauf Orbay'ın Hatıraları adlı kitabın yapmış olduğum kritiğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Kitabın üç ay önce kitaplığımda yerine almasına rağmen iki hafta önce bitirebildim(ara sıra okuya okuya).

Rauf Orbay bu hatıralarında; Sultan Osman dretnotu süvarisi olarak Londra'da bulunurken, birinci dünya savaşının çıkışı ile döndüğü İstanbul'da , Enver Paşanın ısrarıyla kabul ettiği Afganistan siyasi temsilcilik vazifesine askeri bir heyet ile birlikte gidişinden bahsederek başlıyor. Birinci dünya savaşı içinde olup bitenleri ve bahriye nazırı(nazır=bakan) sıfatıyla Mondrosu nasıl yapıp imzaladığını anlatıyor ve bununla birlikte mütareke günlerinde İstanbul'da M. Kemal Paşa ile buluşup giriştikleri çeşitli teşebbüslerle, milli mücadeleye hazırlanış safhasının nasıl geliştiğinden ayrınıtılı olarak bahsetmektedir.

Wolkaca'da yazar oldum

2 gün önce wolkanca.coma yazarlık başvurusnda bulundum. Sağolsun blog sahibi Volkan Yılmaz başvurumu kabul edip banada wolkacada bir köşe tahsis edip yazılarımı yayınlama imkanı verdi. İlk yazımı ilk söz sıfatı ile yazdım. e-aktug Blog,  ihtarname Blog ve wolkanca Blog olmak üzere üç ayrı blogda yazıyorum.

Değerli dostlarım birazda geçen hafta İsviçrede yapılan minareye hayır referandumuna değinmek istiyorum. Bizlere her fırsatta demokrasi dersi verenler neden bu rezalete ses çıkarmıyor veya çıkaramıyorlar, belkide onlarında işine geliyordur bu durum. Eğerki ülkemizde kiliseleri kapatma adına bir referandum gerçekleştirselerdi bütün avrupa ayağa kalkacak insan hakları din ve vicdan özgürlüğü adına nutuklar vereceklerdi. Lakin bu çağdışı uygulamaya ne islam aleminde kayda değer bir tepki geldi nede avrupada isviçre ayıplandı.