Biraz ticari mi yoksa kriz mi?

31 Ağustos 2009

Bir uzun zamandır yazmaya çalışan bir blogger kullanıcısı olarak artık bloguma reklam almanın zamanı geldiğini düşünmüş olmamdan kaynaklanıyor ki aşağı yukarı 4 gündür blogumda reklam yayınlamaya başladım. internet arkadaşlarımında eleştirisine hedef olmaktanda kurtulamadım. yok efendim yazılarını ticari maksatla yazıyormuşumda bir blog sitesine reklam yakışmıyormuşda vs vs...

Bloguma reklam almamın bir numaralı etkeni okul harçlarınındaki astronomik yükselme ve ek olarak öğrenci adamız ailemize fazla yük olmamak için gelir kapısı aramış olmam(boş vaktimin olmaması dolayısı ile yarı zaman işte bulamıyorum). Birde sizlere sorayım dedim. bir bloga reklam gider mi? gitmezse niçin gitmez.

Zafer Bayramı'na yaklaşırken

29 Ağustos 2009

Tarih 30 Ağustos 1922. Yüz yıl önce kim bilebilirdiki bu tarihin bir yüce milletin kurtuluş yılı zafer yılı, şahlanış yılı olacağını...

Ulu önder M. Kemal Atatürk'ün yunan kuvvetlerinin saldırısı üzerine;
"Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz."
Emrini vermesinin ardından Türk askeri büyük bir azim ve kararlılık ile bu karara uyarak büyük zaferlerin kapısını açtı. 1699 Karlofça antlaşmasından beri Türk ilerleyişi ilk defa ivme kazanarak devam ediyordu. Nitekim Sakarya meydan muharebeside kazanılacak, son düşman vatan toprağından çıkarılana dek zaferler silselesi devam edecekti.

Yaklaşırken sonbahara

26 Ağustos 2009

Gelenek bozulmadı. Yine bu senede sonbahara yaklaşırken gündem sıcak siyaset kazanı fokur fokur kaynamakta. Tekrar tekrar aynı şeyleri görüyor olaylar farklı olsada duyduğumuz yada duymak istemediğimiz kelimeler değişmiyor. Siyasiler ahlak değerlerinin dışına çıkmakta sanıyorum artık haber bültenlerine +13 ibaresinin yerleştirilmesi gerekiyor.

Nedendir bilmem ama kendimi bildim bileli bu döngü hep böyle devam ediyor. Bu yazımda yakındığım şey siyasilerin üslubu. Kaliteli siyaset diye bir kavram duydum. Türkiye bu kavrama öylesine uzakki. Artık siyasileri dinlemek istemiyorum.

Yakın Tarih: 12 Eylül

22 Ağustos 2009

Yakın tarihi görünmeyenleri ile aydınlatan bir belgeseli sizlerle paylaşmak istedim. Belgeselim adı "12 Eylül Belgeseli". İzlediğinizde sizlerde göreceksiniz ki olayı anlatanlar dönemin siyasileri, bürokratları, gazetecileri ve diğerleri...

Belgeseli aşağıda verdiğim linkler üzerinden izleyebilirsiniz.

12 Eylül Belgeseli'ni İzleyebilirsiniz

AKP Gösteri Merkezi: Kürt Açılımı

20 Ağustos 2009

Son 2 haftadır gündemi meşgul eden bir konu hakkında bende birşeyler yazma ihtiyacı hissettim. AKP Hukumetinin gerçekletirmekte olduğu "Kürt Açılımı" konusu... Ancak AKP li vekillere bakarssak demokrasi açılımı. Velev ki demokrasi açılımı olsun, AKP niçin böyle bir açılıma ihtiyaç duydu. Güneydoğu'da Türk-Kürt çatışması varda Kürtler ezilen halk mı, Türkiye Cumhuriyeti'nde 1923'ten beri Kürtler'e demokratik haklarını vermemiş mi?

Değerli dostlar dağdaki terörist ile sınırlarımızı bekleyen Kahraman askerlerimiz aynı kefeye konmaya çalışılıyor demokrasi kılıfı altında ülke felakete sürüklenmekte.
TV lerde görüyoruz, iş öyle bir noktaya geldiki PKK lehine mitingler yapılabiliyor, Adana'da bu gösterilerin birinde bir polismiz şehit düşmedi mi soruyorum bu hukümete. Analar ağlamasın diyorlar dağdaki terörist ile kahraman Türk askerini bir tutup kucaklaşın diyorlar.

Sırada ne var imralıdaki caniye af mı çıkacak. O caniyi adres gösterenler susturulmuyor. Meclis çatısı altında adeta millet ile alay ediliyor. 20 kişilik grup çıkarılamıyor.

Nihayet geri döndüm

18 Ağustos 2009

Nihayet döndüm. Tokat'ın cehennemi sıcaklarına dayanmak imkansız gibi... Sivas'a soğuk falan diyorlarda yinede bizim buralar daha serin. Memlekette çiftçiler var gücü ile çalışırken bir yandanda kışa hazırlık yapıyorlar odunu bedavaya getirmenin hesaplarını yapıp bu yılda hiç olmazsa oduna para vermeyelim diyorlar(Pazar ilçesindeki gözlemlerime dayanarak...). Kimilerinin işleri iyi kimileri iflas ediyor. Özellikle komisyoncuların çiftçiden sebzeyi ucuza satın alarak pahalıya satması komisyoncuları zengin etmekte.



Ramazan ayını Sivas'ta geçirmeyi planlıyorum. Ramazandan önceki son günde arkadaşlar ile bir etkinlik yapalım diyorum. Büyük ihtimalle yaparız. Yusuf nargileye ardından alyansa çıkarız diyor ben ise kaplıca tarzı birşeyler yapalım diyorum(hayırlısı olsun).

Veda ederken: Tarihi "Tokat Kalesi"

İstediğim biraz serinlik

6 Ağustos 2009

İyi kötü bir klima aradığım şu sıralar beni sadece akşamüstü serinlikleri serinletiyor. Bu arada DemotikE'den gördüğüm bir özelliği e-aktug'a monte ettim. Skydrive servsinin dosya depolayıcısını artık bende kullanmaktayım(bkz. Arşiv bölümünün alt kısmı>). internetim 4 gündür kesintisiz devam etmekte. çok şükür kesintisiz devam ediyoruz, bu arada bağlatımın kesilmesinin sorunu modem dns numaralarını otomatik atayamıyormuş bende el ile yapılandırdım iyide oldu.

Geçen gün sizlerle almış olduğum bir kararı paylaşmıştım. neydi... Almış olduğum televizyon izlememe kararını biraz esnettim(tartışma programları için). Kardeşim tv de adam gibi birşey yokki izleyelim yok sihirmiş yok periymiş ne bileyim saçma sapan magazin programları(bu satırları Televizyon izlenimlerim adlı yazımda sanırım yazmıştım ama neyse). Vatan ve Millet'in bana tavsiye etmiş olduğu Sn. Sarızeybeğin "Ergenekon Gölgesinde İhaneti Yaşamak" kitabını bir aksilik çıkmaz ise yarın temin edeceğim. kitabı almışken kısa bir kritiğini yapmamak olmaz. Daha öncede Menderes'in Dramı(inceleme) adlı yazımda Sn. Ş.Süreyya Aydemir'in Menderes'in Dramı adlı kitabını tanıtmıştım bilmem gördünüz mü? Bu sıralar biraz boşladım işleri. Haftaya tekrar bir memleket kokusu alabilirim yaklaşık 8 gün kadar...

Benim bilgisayar taraf gazetesinin sitesine girmiyor acaba sizinkiler giriyor mu yoksa sorun benim külüstürde mi anlayamadım.

Veda ederken: Bilmem daha önce rastladınız mı?

Nereden çıktı "temsilde adalet"

5 Ağustos 2009

Bir önceki yazımda TBMM başkan seçiminden bahsetmiştim. Diğer yazımın başlığı "Bizi kim temsil ediyor" idi. Bu yazımdada milleti temsilde adaletin ne denli önemli oldğuna vurgu yapmak istiyorum. Halkımız yönetime katılmak için oy kullanır ve kendi fikrininde meclis çatısı altında seslendirilmesini temsli edilmesini ister. Nitekim anayasamız "temsilde adalet" sistemini benimsemiştir.

Ancak partilerin meclis çatısı altına girmesi için %10'luk bir oy barajını geçmesi gerekmektedir. Bilmiyorum belki hatırlarsınız 2002 seçimlerini. Parlemantoya sadece 2 parti girebilmişti. Bu iki partinin oyları toplamı yüzde 55. Oy kullanmayanların sayısını da dikkate alırsanız, ancak halkın yüzde 40 civarındaki bir bölümünün Meclis’te temsil edildiğini görürsünüz. Peki, halkın yüzde 60’ının Meclis’te temsil edilmediği bir seçim sistemine “demokratik” diyebilir miyiz?



Şüphe götürmez bir gerçek vardır ki buda seçim kanundaki haksızlıktır. 10. cumhurbaşkanımız Sn. Sezer bu konu hakkında şunları söyledi:
Alınan oy sayısına göre yasama organında aşırı temsil olanağı sağlayan sistem “temsilde adalet” ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Seçmenlerin yaklaşık yarısı bugün Meclis’te temsil edilememektedir. Bu durum, Anayasa’ya aykırı biçimde iki ilke arasındaki dengenin bozulduğunu göstermektedir. Bunun da nedeni seçim yasasındaki ülke geneli barajıdır. Oysa, temsilde adalet ikesinin ağırlığı yönetimde istikrarın da temel koşuludur. Seçim sistemi, temsilde adaletin Meclis’e yansımasını sağlayacak biçimde düzeltilmelidir.
Bilmem görüşüme katılıyor musunuz?

Veda ederken: Bir anlayabilsem...

Beni kim temsil ediyor!

Ve işte oldu... Birileri muradına erdi nihayetinde Mehmet Ali Şahin 338 oy alarak meclis başkanı seçildi. ve yine uzlaşı yolu kullanılmadı ne CHP'nin nede MHP'nin görüş alındı bir fikir birliği sağlanamadı. Dediğim dedik bir politika izleyen AKePe hukumeti çekirdek kadrodan M.Ali Şahin'i aday gösterdi. Niçin Sn. Köksal Toptan aday gösterilmedi sorusunun cevabını fazla düşünmeye gerek yok.Çünkü;
  • Sn. Köksal Toptan tarafsız bir başkanlık yaptı. Ne AKP'yi üstün kıldı nede CHP'yi üstün kıldı.
  • Sn. Köksal Toptan bulunduğu makamının gereğini en iyi şekilde yaptığı için aday gösterilmedi.
  • Sn. Köksal Toptan çağdaş bir tutum sergilediği için aday gösterilmedi.
Peki bu saatten sonra ne olacak. Galiba M.Ali Şahin'e yeni görevinde başarılar demekten başka bir seçim kalmadı. Çünkü AKP bütün seçenekleri yolun başında ortadan kaldırdı. Meclis çatısı altında CHP ye oy verenler temsil edilemiyor, çünkü bu engelleniyor. Muhalefet daima susturuluyor yada konuşanı asi deyip içeri atmalı felsefesindeler. Milleti en iyi şekilde temsil etmek yerine savcılığa soyunanlar şunu asla unutmasınlar; Seçim ile gelen seçim ile gider... Halkımız bir sonraki seçimlerde nihayi kararı verecektir.

Son olarak şunlarıda söylemek istiyorum: Beni kim temsil ediyor bu demokrasi ülkesinde...

Veda ederken: Atatürk meclis kürsüsünde konuşurken...

Güneş Doğu'dan doğacak!

3 Ağustos 2009

Evet yurt dışına yapılan eğitim yatırımları kara kıt'a Afrika'da Türk sevgisi oluşturmakla birlikte göğsümüzüde kabartmakta ve her sabah uzak diyarlarda bir köşede istiklal marşımızın okunduğu bilmek bizlere büyük bir gurur vermekte. Ben bu tür faaliyetlere karşı çıkmıyorum; bilakis destekliyorum ve sonuna kadar arkasındayım. Ancak şu soruyuda sormakta fayda görüyorum. Bu büyük eğitim yatırımları niçin Türkiye'mizin Doğu ve Gnydoğu Anadolu Bölgesinede yapılmıyor?

Evet doğu illerimizde hala öğretmen bulamayan eğitim teknolojileri ile tanışmaya adeta yerleşik bölgelerde göçebe hayatı süren çocuklarımız soydaşlarımız varken yurt dışına bu kadar büyük bir önem verilmesi beni şaşırtıyor. Biz çokmu iyiyiz, yoksa bizim çocuklarımız bu eğitim olanaklarını hak etmiyor mu?



Bu kadar iş adamı yurt dışına yöneliyor bir tanesi dahi şöyle sağ tarafına bakıpta memleketin durumu eğitim seviyesi nasıl diyemiyor. Çocuklarımız, gençlerimiz baba mesleğini devam ettirmeye mahkum mu[yoksa Türkiye'de görmek istemediğimiz bir kat sistemimi mevcut]. Başbakan diyalog diyalog derken Doğu ve Gnydoğu ile diyalog kuramıyor. Buradan başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum;
Sn Başbakanım gençlerimiz kahve köşelerinde çürüyüp gitmekte siz demiştiniz kalifiye eleman istiyoruz diye... Kalifiye eleman için eğitim şart eğitimin gerçekleşmesi için ise yatırım şart. Gelin birlik olup Doğu köylerimizin okul kapılarını açalım, sınır köylerimizin hali ortada bu kadar yeter sanırım.

Veda ederken: Aydınlık Türkiye için...

Can Dündar ile Ergenekon Belgeseli

27 Mayıs Askeri darbesi ile düşürülen "Menderes Hükümet"inin ardından Amerika'ının meşhur uluslararsı müdahale servisi CIA servisi Türkiye'de bir büyük yapılanma oluşturmuştur. Çoğu kimsenin inkar ettiği ve günümüzdede geniş çaplı soruşturması yürütülen bu yapılanmanın ismi 60'lardan beri inkar edenler olsada "Ergenekon"dur. Aşağıda sunmuş olduğum Can Dündar'ın 1997'de 40 Dakika adlı belgeselinden alınmış videoda herşey bütün çıplaklığı ile anlatılmaktadır. Nitekim gerçek Atatürkçü Bülent Ecevit 1970'ler bu örgütün varlığınu biliyordu. Bunu araştırması içinde görevlendirdiği kişiler bu örgütün üzerine gidemediler... Sözü fazla uzatmak istemiyorum söz Can Dündar'da...