Harlem'in Beyaz Atlısı-1

30 Nisan 2009

Amerika da Kuzey- Güney savaşından sonra en önemli olay, şüphesiz Müslümanlıktır. Müslümanlık denilince akla ilk gelen MALCOLM X ve ELİJAH MUHAMMED’dir. Malcolm X sadece bir Müslüman değil; mensubu bulunduğu toplumun, yani Amerikalı siyahların sorunlarının bir nevi tercümanı olarak kalacaktır hafızalarımızda.

Kuşatma ve baskı altındaki bu talihsiz fakat gururlu toplumun mensubuydu Malcolm X. Amerikalı siyahların büyük kısmı Hıristiyan’dı ve çoğu da köle olarak yaşıyordu. Bahsettiğimiz kölelik sosyal hakları elinden alınan, derisinin rengiyle aşağılanan ve Amerikalı beyazların sömürgesi haline gelen kölelikti.


Malcolm X bunu şöyle anlatıyordu:

Medyatik günce

27 Nisan 2009

Gecenin sessizliğini bozan iki şey var bugün... Biri kulaklarımda derin çığlıklar oluşturan gök gürültüleri, diğeri ise çalışma odamın camına vurup bir kuş misali süzülen yağmur damlarının çıkardığı o ritmik sesler. Yarın ki sınava çalışırken uyuşmuş beynimi biraz dinlendirmek amacıyla dinlediğim şu Moğollar- Birşey Yapmalı- şarksı bana bu yazıyı yazdırdı.

Ne diyordu biraz önce Cahit Berkay ve ekibi;
derin uykudaydım/sesine uyandım/ter içinde kaldım /uyku tutmadı.
Evet benide bu gece uyku tutmadı. Şarkının yazıldığı dönem Türkiye'nin karanlık yılları idi. Halada aydınlanmış değil. Öyle sanıyorum ki bizlerde bu ülke için birşey yapmalıyız.


Birazda medyatik manzara göz atalım. Yapacaklarınız gerçekten çok kolay."Ermeni halkı bizim kalplerimizde yaşadığı gibi, 'büyük felaket' de, bizim anılarımızda yaşamalı” diyen ABD Başkanı’na karşı Iraklıların, Kızılderililerin yaşadığı büyük felaketleri, bizim anılarımıza taşıyın. Belgeseller yayınlayın, Hollywood’un çektiği kızılderili acılarına dair filimleri tekrar tekrar yayına alın.Banu Avar’ı tutup getirin yazdıkları,çizdikleri ve çektikleriyle tekrar TRT’den veya kendi kanallarınızdan ‘Sınırlar Arasında’ programıyla insanları aydınlatsın. (Basın özgürlüğü diyorsunuz; ama ABD’nin baskısıyla TRT’den uzaklaştırılan Banu Avar’ın haklarına dair bir tek haber yapmıyorsunuz). Amerika imajından korkuyor, sizde onların bu imaj kartını elinize alın, bizim yararımıza onlara karşı kullanın. Neden yapmıyorsunuz aşağılık kompleksliler?

İçimizdeki Berlin

24 Nisan 2009

Gün batarken kaleme aldığım bu yazıda "Türkiye'deki Berlin Duvarı" hakkında ayrıca yazacağımı daha önceki yazımda sizlere belirtmiştim. Zamanının geldiği kanaatindeyim.

Komünist zihniyet Almanya'yı ikiye bölerken Berlin'ede bir set çekmeyi ihmal etmemiş Tv kanallarında Batı ve doğu olmak üzere iki Almanya görüyorduk. Hatırımda kalanlara göre dönemin dünya haritaları Rus Komünizminin açık bir göstergesi idi; " Böl, parçala, yut". Çoğu insan Sosyalizm ile Komünizmi terazinin aynı kefesine koyarken bana göre Sosyalizm sadece "EŞİTLİK" ilkesine dayanmalıdır.


Türkiye'yede de bu Rus komünizm zihniyetinin çarkları 40 yıldır ağır ağır dönmekte: Bölündük, Parçalanıyoruz, umarım yutulmayız. Bizler görmesekte Türkiye'dede bir Berlin Duvarı oluşturulmakta, doğu-batı diye ikiye bölünmekteyiz. Bu böyle gittikçe Türkiye'nin doğusu ile batısı arasındaki uçurumda gün geçtikçe artacak, doğu insanımız dış güçler tarafından kandırılıp bölgesel kaoslar çıkarılacaktır.

23 Nisan İzlenimlerim

23 Nisan 2009

Bugün "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı". Buradan bütün yurttaşlarımın bu büyük gününü kutluyorum. Şuan bu yazıyı yazarken evimin arkasındaki okulda yapılan 23 nisan etkinliklerinde yabancı bir takım şarkılar eşliğinde küçük çocuklar gösterilerini sunuyorlar. herşey normal ama şarkıların yabancı dilde olması böyle birgünde olmaması ferekirdi kanaatindeyim. Şimdi bu büyük günde böyle yabancı dilde şarkıların çalınması sizce doğru mu? Kanaatimce b durum milliyetçilik ilklemizede ters düşüyor. Modernleşme bu değil sanırım... Arkasından ezan sesleri ile karışarak kulaklarıma ulaşan bu ezgiler bana şunları düşündürüyor;
  • Bizler 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bu ezgileri söyleyerek mi açmıştık?
  • Ulu önder M.Kemal Atatürk milli bilinci uyandırırken kulaklarımıza bu ezgileri mi fısıldamıştı?
Yazıma son verirken 1. TBMM binası'nın resmi ile veda etmek isiyorum;

Sosyalizm ve Din Üzerine

Sosyalizm İslam'a uyar mı?
Kuşkusuz 'Komünist Manifesto'dan bu yana sosyalizmin neredeyse her tonunda Marksist bir öz bulunduğu ve Karl Marx da "Din halkın afyonudur" dediği için, ortada çok temel bir uyumsuzluk vardır.
Aslında sorun, sadece Karl Marx'ın bu 'analiz'inden değil, onun (ve Engels'in) tüm bir felsefi/ideolojik zeminini oluşturan materyalist felsefeden gelir. Bu, elbette, İslam'a bütünüyle aykırı ve dahası karşıdır.

İslam felsefesi eşitliktir. Bir hadis-i şerifte "Ne arabın arab olmayana nede arap olmayanın araba bir üstülüğü vardır, üstünlük takvadadır" denilmektedir. İnsani yönüyle her insan birbirinin eşitidir. Dünyevi makam ve mevkii ne isnanı yüceltir nede insanı alçaltır. İslam "zekat" diye tabir ettiğimiz bir durum vardır. Her sene bilindiği üzere maddiyat yönüyle yeteri düzeye ulaşmış kişiler malının 1/40' nı ihtiyaç sahiplerine vermesi bu bahsin en güzel örneğidir.


Sosyalizme din karşıtı olduğu içinde karşı olanlar vardır. Bunların başında kilise kurumları gelmektedir. Ayrıca bazı Müslüman din adamları tarafından da tasvip edilmeyen sosyalizm, dini-milliyetçi kesimler tarafından da eleştirilir. Bu kesimler sosyalizmin, amaç "dini yıkmak" olduğunda kapitalizm ile beraber çalıştığını iddia ederler. Ayrıca sosyalizmin Yahudilerin diğer dinleri yıkmak için kurduğu bir sistem olduğuna inananlarda vardır.
Veda ederken: Yinede anarşist değilim.

Üç Sual, Üç İhtimal

22 Nisan 2009

Dünki yazdığım ancak bugün yayınlayabilme fırsatı bulduğum birkaç önemli husus var.
  1. Türkiye'de demokrasi olgusu ne zaman yerleşecek ?
  2. Türkiye'de farklı görüşlere saygı duymayı ne zaman öğrenecek ?
  3. Türkiye içerisindeki Berlin duvarını ne zaman yıkacak ?
-Bu üç suale karşı içimde biriktirdiklerimi dökecek olursam eğer Sual 1'in cevabı Türkiye'de demokrasi olgusu Ergenekon Terör Örgütü'nün tamamen etkisiz hale getirilmesi ile yerleşmesi muhmeteldir. Ne alakası var diyecek olursanız Ergeneko'nun AKP'nin oy mekanizmasının büyük bir çarkı olmadığı kabak gibi ortada... Şimdi Ergeneokon olduğu müddetçe seçimle gelenler geri dönecek, eskidende döndüğü veya döndürüldüğü gibi...


Sual 2'ye geçmek istiyorum. Burası çok hassas. Biz neden bir Kanada veya bir İsviçre gibi olamıyoruz. Farklı görüş ve ideolojilere tahammül edemeyip hemen saldırı konuma geçiyoruz merak etmişimdir. Bizler dogmatik miyiz yada bizler üstünkörü insanlarmıyız ki böyleyiz. Sanırım bu özelliğimiz ırsi... Kuaşktan kuşağa süregelmiş bu mevzuda çok kanlar akıtılmış bir mevzu. Fazla ses çıkarmayacağım bu mevzuda Konuşanı Asi deyip içeri tıkmalı zihniyeti başıma bela niteliğinde galiba...
Acaba bu foto kaç değişik açıdan çekildi
Bizler batı doğu, alevi sünni, Türk Kürt, Laz Çerkez diye hep bölünecekmiyiz, yoksa bu bir sonsuz seri mi? Farkında mıyız gün geçtikçe aramıza Berlinin o büyük duvarlarından örüyoruz ve bölünüyoruz. Bu konu üzerine ayrıca yazacağım...