18 Ekim 2009 Pazar

Geçmişten bugüne TV kültürümüz

Daha önceleride biraz değindiğim bir konuyu irdelemek istiyorum. Ne olduysa 1990 lı yıllara geçtiğimizden sonra oldu. Özel televizyon kanallarının bir bir ortaya çıkması reyting savaşları ardından bir yeraltı mesya şehirleri kuruldu. Şüphesiz bütün bunlarda tek bir zihniyetin parmağı vardı o da vahşi kapitalist politikadan başkası değildi. İlk önce hayatımıza Kara Şimşek girdi ardından onu Dallas takip etti ve entrikalarla dolu serüvenimiz TRT aracılığı ile başlamış oldu. Seriyi bu kezde Latin Amerika'nın pembe dizileri devraldı. Derken artık televizyon kültürümüz oluşmadan batı tarafından berteraf edilmiş oldu[belkide kenidlerince şekillendirildi.]

Ve işte 2000 ler... Nihayet milenyuma girmiştik. Galatasaray'ın büyük başarısı ile taçlandırmıştık Türkiye'nin milenyuma girişini. Futbol ile yatıp futbol ile kalkıyorduk zararsızdı masumdu futbol denen hadise. Kimi zaman üzüldük kimi zaman büyük sevinçler yaşadık[bkz. UEFA kupası olayı]. ve geldik

12 Ekim 2009 Pazartesi

Durum raporu-5

Üzerimde büyük bir halsizliğin bulunduğu sürekli bir uyku halinde olduğum şu sıralar bu satırları bile yazmak için büyük bir gayret gösteriyorum. Sivas'ta sabahları havaların büyük bir ölçüde soğuması beni fena halde etkiledi. Ayrıca bozulan ve tamir imkanı olmayan saç kurutma makinem beni çok kötü etkiledi. Ayrıca yazın uzattığım saçlarımı kestirmeninde soğuk algınlığımda büyük bir pay sahibi olduğunu düşünüyorum. Şu an sadece annemin sıcak kucağını düşünmekte eylül ayının ağustostan kalan sıcaklarını aramaktayım. Apartmanda ısı sorunu olduğundan elektrikli soba ile ısınmaktayım akşamları...

Öğrenciliğin işte bu noktada sevmiyor şu okuluan bitmesini büyük bir arzu ile istiyorum. Geçen senede böyle sorunlar yaşadım... Şimdi balkona çıkacağım belki Tokat'tan bir rüzgar bana memleketimin kokusunu ulaştırır diye bekleyeceğim.

5 Ekim 2009 Pazartesi

Tek kelimelik sözlük

- Bir sözlüğe ihtiyacım var.
- Kaç kelimelik olsun?
- Tek.

Çocukluğumuza mı ihtiyacımız var? Yıllarımızı onunla geçirmiş olsak da bir sabah oyuncaklarını toplayıp gitmesine ve dönmeyeceğini bildiğimiz halde hayat boyu onu özlemememize göz yummasına mı? Hayır, biz çocukluğumuz olmadan da yaşarız.

Işığa mı ihtiyacımız var? Aydınlığa tutkun ruhumuza karanlığın hiç gelmeyeceğini düşündürecek kadar aldatıcı olmasına mı? Hayır, biz ışıksız da yaşarız.